Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) resmi internet sitesinde 2 Temmuz 2026 tarihinde, Guillaume Benoit ve Christophe Jakubyszyn tarafından 24 Haziran 2026’da AMB Başkanı Christine Lagarde ile gerçekleştirilen röportaj yayımlandı.
Aslında geçtiğimiz hafta bu röportaja ilişkin yazmak istemiştim; fakat PMI rakamlarının açıklandığı hafta ile çakışınca, bu röportajın içeriğinde önemli gördüğüm noktaları ekonomik takvimin görece rahat olduğu bu haftaya sarkmasında kendimce bir engel görmedim.
AMB Başkanı Christine Lagarde ile yapılan röportaj, çokça eleştiri konusu olan 11 Haziran 2026’da alınan faiz artırım kararından tutun da dijital Euro uygulamasına, Çin ile olan ilişkilerden, Fransa Cumhurbaşkanlığı’na kadar birçok önemli konuyu kapsaması açısından önemli bir röportaj.
Yakından takip edenler hatırlayacak; AMB 11 Haziran 2026’da faiz artırımına gitti. Bu karardan sadece 10 gün sonra ABD ve İran’ın kalıcı barış öncesinde 60 günlük bir ateşkes anlaşmasına vardığı açıklandı. İşte bunun üzerine AMB, faiz artırımında erken davrandığı için eleştirildi.
Lagarde: elimize ulaşan tüm veriler analizimizi doğruladı
Röportajda bu kararın doğru olup olmadığı Christine Lagarde’a sorulmuş.
Lagarde verdiği cevapta kararın arkasında durarak, “Doğru kararı verdiğimizden eminiz. Daha Nisan ayında, Yönetim Konseyi üyelerinin büyük çoğunluğu karar almaya hazırdı. Ancak o aşamada henüz gerekli tüm bilgilere sahip değildik.O tarihten bu yana elimize ulaşan tüm veriler analizimizi doğruladı. Şu anda ekonominin geri kalanına yayılan ve dolaylı etkilerini şimdiden görebildiğimiz dış kaynaklı bir arz şokuyla karşı karşıyayız.
Henüz gerçekleşmemiş olsalar da, ikincil etkilerin riskini yakından takip ediyoruz. Enerji ve gıda hariç enflasyon hızlanarak yüzde 2,2'den yüzde 2,5'e yükseliyor. Bu durum kısmen, öngörülen yüzde 3'lük orana kıyasla yüzde 3,5 artış gösteren hizmet fiyatlarından kaynaklanmakta. Yükselen enflasyon, artan hizmet fiyatları ve 2026 için yüzde 3, 2027 için yüzde 2,3 ve 2028 için de yüzde 2'lik enflasyon öngörüleri söz konusuyken, para politikası kararı gayet net görünüyor,
Üstelik bu durum, mart ayında sunduğumuz ‘olumsuz’ ve ‘şiddetli’ senaryolara ek olarak değerlendirdiğimiz daha iyimser senaryoda, savaşın sona ermesi, Hürmüz Boğazı'nın hızla yeniden açılması, petrol fiyatlarının düşmesi durumunda dahi geçerliliğini koruyor” diye cevaplamış.
Lagarde, piyasanın ve birçok ekonomistin aksine, ateşkes sürecine girilmiş olsa bile yükselen enflasyonun sonrasında kontrol altına alınmasından endişe duyulduğu için faiz artırım kararının doğru bir karar olduğunu savunuyor. Tabii, geçmişte Pandemi döneminde geç kalındığında ortaya çıkan durumu bugün çok az kişinin hatırladığını düşündüğümüzde, geç kalmanın yarattığı manevi baskının da bu kez faiz artırım kararında etkili olduğunu yine Lagarde’ın önceki konuşmalarından biliyoruz.
Fakat yine bir kez daha belirtmekte fayda var. ABD ve İran arasında varılan mutabakat nihai bir barış anlaşması değil. 60 günlük süre Trump’ın içinde yer aldığı bir gerçeklikte çok fazla şeyin olabilmesi için epey uzun bir süre.
Nihai bir barışın, tehlikeye düştüğü günlerden geçiyoruz
7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde NATO Zirvesi için Ankara’da bulunan Başkan Trump düzenlenen basın toplantısında, İran ile ateşkesin bittiğini söyledi. İran ise ABD tarafının mutabakatı ihlal ettiğini belirtti.
Kalıcı ateşkesin, yani nihai bir barışın, tehlikeye düştüğü günlerden geçiyoruz.
AMB’nin faiz kararını değerlendirirken, oynak zeminde hareket eden siyasi gelişmeleri de dikkate almak gerektiğini düşünüyorum.
Öte yandan, parasal sıkılaşmanın en olumsuz sonucu elbette ekonominin yavaşlaması.
Röportajda bu kez, gerçekleştirilen sıkılaşmanın ekonomiyi aşırı yavaşlatma riski olup olmadığı da sorulmuş.
Lagarde bu soruya; “Büyüme tahminimizi sadece 0,1 puan aşağı yönlü revize ederek Mart ayındaki yüzde 0,9 seviyesinden Haziran ayında yüzde 0,8'e çektik. İşsizlik oranı tarihsel olarak en düşük seviyelerine yakın seyrediyor ve işgücüne katılım artmaya devam ediyor. Kabul etmek gerekir ki bu artış daha yavaş olsa da yine de sürüyor. Finans sektörü; güçlü sermaye yapısına sahip bankalar ve önemli bir finansal istikrarsızlık riskinin bulunmaması sayesinde sağlam bir görünüm sergiliyor. Büyüme tahminlerimizi biraz daha düşürmeyi değerlendirdiğimizi belirtmeliyim.Ancak Haziran ayı ekonomik projeksiyonlarına katkıda bulunan ulusal merkez bankaları, ekonomik faaliyette yeterli büyüme sinyalleri gözlemlediler.’’ Diyerek ekonomide bir yavaşlama beklenmesinin doğal olduğunu, ancak aşırı bir yavaşlamanın sinyalini almadıklarını söylüyor.
Son gelen Haziran ayı PMI verisi de aslında bunu doğruluyor.
En güncel S&P Global Avrupa Sektör PMI verilerine göre, Haziran ayı sonuçları, takip edilen 19 sektörden 12'sinde faaliyetlerde artışın kaydedilmesiyle Şubat ayından bu yana en fazla sayıda sektörün büyüme bölgesinde yer aldığına işaret etmiş durumda. Bu durum, yalnızca yedi sektörün üretimde artış gösterdiği ve son 12 ayın en düşük seviyesinin kaydedildiği mayıs ayındaki tablodan farklılık gösteriyor.
Haziran ayında, faaliyet artışı sıralamasında ilk sırada “yazılım ve hizmetler sektörü’’ yer almış. Üretim artışı haziranda üç yılın en yüksek seviyesinde gerçekleşmiş. Teknoloji kategorisinin diğer bir kolu olan teknoloji ekipmanları sektöründe de üretim seviyelerinde belirgin bir artış kaydedilmiş. Buna karşılık, haziran ayında daralma hızının belirgin şekilde artmasıyla ulaştırma sektörü sıralamanın en alt basamağına gerilemiş. Üretimdeki bu sert düşüş, Ekim 2022'den bu yana kaydedilen en hızlı gerileme olarak kayıtlara girmiş durumda.
Avrupa’da zayıf talep koşulları, haziran ayında tüketici hizmetleri kategorisinde performansın yine durgun seyretmesine yol açmış. Fakat tüketici malları sektörü, bünyesindeki üç alt sektörün (otomobil ve otomotiv parçaları, içecek ve gıda ile ev ve kişisel kullanım ürünleri) tamamında üretimin yeniden artışa geçmesiyle daha iyi bir performans sergilemiş durumda.
Fiyat cephesinde ise haziran ayında takip edilen 19 sektörün tamamında maliyet yükleri artmaya devam etmiş. Bununla birlikte, 16 sektörde girdi fiyat enflasyonunun daha ılımlı bir hızda seyrettiği görülüyor. İşletme giderlerindeki en sert artışlar makine ve ekipman, teknoloji ekipmanları ve kimyasallar firmalarında yaşanmış. Kasım 2022'den bu yana ilk kez, takip edilen tüm sektörlerde nihai ürün fiyatlarında da artış kaydedilmiş. Satış fiyatlarındaki en hızlı yükseliş ise kimyasallar sektöründe gerçekleşmiş.
Sektörlerin büyük çoğunluğu küçülme eğilimini sürdürüyor
Öte yandan, haziran ayında 13 sektörde istihdamdaki belirgin azalmayla birlikte sektörlerin büyük çoğunluğu küçülme eğilimini sürdürüyor. Yeni siparişlerdeki daha hızlı düşüşe paralel olarak, istihdamda en belirgin gerileme medya sektöründe yaşanmış.
“Gelecek toplantılardan birinde daha fazla sıkılaşma beklemeli miyiz?” sorusuna ise Lagarde, klasik bir şekilde, her para politikası toplantısı sonrası artık geleneksel hale geldiği şekliyle, “Enflasyon görünümü ve buna ilişkin riskler, gelen ekonomik ve finansal veriler, temel enflasyon dinamikleri ve para politikası aktarımının gücüne dair değerlendirmelerimiz ışığında her toplantıda bir karar alıyoruz” şeklinde cevap vermiş.
Gelecek toplantıların neler getireceğini hep beraber takip edeceğiz.