Ana içeriğe geç

Yapay zekâ: Umutlar, varsayımlar, gerçekler

Yapay zekâ: Umutlar, varsayımlar, gerçekler
Ekonomim.com
16

Bugün biraz yakın geleceğe bakalım mı? Yapay zekânın ekonomik etkileri hakkında çok sayıda varsayım duyuyoruz/okuyoruz ama bunların pek azı üzerinde düşünmeye değer sistematik bir mantığa dayanıyor maalesef. Bugün bir varsayım üzerinden yapay zekânın etkisine bakmaya çalışalım.

“Yapay zekâ yaygın bir işsizliğe yol açmayacak. Bazı mesleklerin sonunu getirirken, bazı yeni mesleklerin doğmasına neden olacak. Tarihte de hep böyle oldu. Örnek sanayi devrimi.”

İlk paragrafta özetlediğim argüman çok yaygın hale geldi. Herhalde Pandora’nın kutusunun dibinde kalan son duygu umut olduğu için, insanlar yapay zekânın ekonomik etkileri konusunda umutlu olmaya çalışıyor. Aslında yapay zekânın ekonomide nasıl bir etki yapacağını tam olarak bilmiyoruz ama ne yapmayacağını biliyoruz. Örneğin sona erdirdiği meslek kadar yeni meslek yaratmayacak çünkü ekonomide sektörler arası katma değer akışı yapay zekânın sağlayacağı yeni iş imkanlarını sınırlandırıyor. Ayrıca sanayi devrimiyle kıyaslanması doğru değil. Sanayi devrimi ve yapay zekâ ekonominin çok farklı alanlarında etkili.

Bu iki noktayı açıklayalım: Öncelikle ekonomide var olan bütün faaliyetlerin “tarım, sanayi ve hizmetler” diye basit bir şekilde üçe ayrıldığını hatırlatarak başlayalım. Bu ayrım sıradan bir tanımlama değil, son derece güçlü bir kavramsallaştırma. Bu yüzden de yapay zekânın etkileri konusunda aydınlatıcı olacak.

Tarım ve sanayi sektörleri fiziksel üretim yapan, hizmetler sektörü ise fiziksel üretim yapmayan bir sektördür. Bu nedenle de hizmetler sektörü tarım ve sanayiye bağımlıdır ama tarım ve sanayinin hizmetler sektörüne bağımlılığı oldukça düşüktür. İşte yapay zekânın olası etkisini anlamak açısından çok kritik olan bu bağımlılığı basit bir örnekle somutlaştıralım.

9.000 yıl önce Fırat Nehri Vadisi’ndeyiz. Sadece kendisine yetecek kadar buğday üreten çiftçiler var. Burada hiç kimsenin hizmetler sektöründe çalışma şansı yok, çünkü hizmetler sektöründe çalışacakların yiyebileceği fazladan buğday yok. Buna karşın tarımda verimlilik artıp, buğday üretimi iki katına çıkarsa, o zaman toplumun yarısı hizmetler sektörüne geçebilir. Yani kral, asker, din adamı, öğretmen, doktor olarak çiftçilere hizmet verebilir. Tarımın ekonomideki payı yüzde 100’den yüzde 50’ye düşer. Böyle bir ekonomide hizmetleri çok hızlı yerine getiren bir yapay zekâ keşfederseniz, tarım pek etkilenmez ama hizmet sektöründe çalışanların bir kısmını kovabilirsiniz. Kimsenin yemediği buğdayı CEO maaşı olarak kendinize isteyebilirsiniz. Ekonomi pek büyümez. İşsizlik ve oligopolleşme eğilimleri artar.

Ekonomi öğrencilerine “bir ekonomi geliştikçe tarım ve sanayinin payı düşer, hizmetler sektörününse payı artar” diye öğretmemizin nedeni de budur. Ekonomide tarım ve sanayinin payının düşmesi, bunların verimliliğinin artması ve hizmetler sektörüne akması nedeniyle olur. Hizmetler sektörünün büyüyebilmesi, daha çok insanın burada faaliyet göstermesi için mutlaka önce tarım ve sanayide verimliliğin ciddi ölçüde artması gerekir.

Şimdi günümüze, yapay zekâya gelelim. Yapay zekâ tarım ve sanayiye de katkı sağlayacak şüphesiz ama bu katkı devrimsel nitelikte değil, makul ölçülerle sınırlı olacaktır. Dolayısıyla buradan hizmetler sektörüne gelebilecek katkı da sınırlı kalacak.

Özetle yapay zekânın sağlayacağı verimlilik aynı işgücüyle daha çok üretim sağlamak şeklinde değil, aynı üretimi sağlamak için daha az işgücü kullanmak şeklinde gerçekleşecek. Bu da yapay zekânın etkisini anlamak açısından kritik nokta. Bu nedenle yapay zekânın hizmetler sektöründeki pek çok mesleği bitireceğine kesin gözüyle bakabiliriz ama yeni meslekler doğurması veya hizmetlerde büyük bir katma değer artışına yol açması ancak tarım ve sanayi üzerinde büyük etki sağlamasıyla mümkün.

Yapay zekâ hizmetler sektöründe pastayı büyütmekten çok, onun yeniden dağıtılmasını sağlayacak. Bu da mevcut pastanın çok daha az sayıda ele dağıtılması demek. Yani işsizlik ve oligopolleşme demek.

Yapay zekâ dört yıldır yaygın olarak hayatımızda. Bu dört yılda anlamlı bir ekonomik büyüme yaşamadığımızın ama şirketlerin insan istihdamında giderek daha gönülsüz hale geldiğinin, ücret ve yan haklarda, çalışan sayısında kısıtlamaya gitme eğilimlerinin güçlendiğinin, herkesin daha çok çalıştığının, daha az maaş aldığının, pek çok sektörde dev zincirlerin etkisini artırdığının, bazı mesleklerin şimdiden zombileştiğinin ve yerine pek bir meslek doğmadığının farkında mısınız?

Kaynağa Git

İlgili Haberler