Ana içeriğe geç

Faiz politikasını boş verin, 42. maddeye bakın

Faiz politikasını boş verin, 42. maddeye bakın
Ekonomim.com
16

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) bugün faiz kararını açıklayacak. Uzun bir süredir haftalık repo faizi -ki normal zamanlarda politika faizi işlevi görüyor, yüzde 37 ama ağırlıklı ortalama faizi yüzde 40 düzeyinde. Yüzde 40, faiz koridorunun üst düzeyine denk geliyor. Bankaların kendi aralarında yaptıkları borç alıp verme işleminde ortaya çıkan faiz de yüzde 40 düzeyinde. PPK’nın açıkladığı faizlerden hangisinin fiiliyatta politika faizi olduğunu anlamak için bu veriler yeterli. Fiili politika faizi yüzde 40.

ABD-İran savaşı tekrar başlamasaydı, petrol fiyatları sıçramayacaktı. Bu durumda, enflasyonun uzun bir süre dar bir aralıkta hapsolup kalmasına rağmen, Merkez Bankası’nın kademeli olarak fiili politika faizini repo faizine, yani yüzde 37’ye yaklaştırması bekleniyordu. Dikkat ederseniz, bunun için ne koridorun üst ve alt sınırlarını ne de repo faizini değiştirmesi gerekiyor. Bankaları fonlama ya da onlardan likidite çekme biçimini değiştirerek yapabiliyor bunu. Neden böyle bekleniyordu? Zira savaşın patlak vermesinden önce enflasyon yüzde 32 düzeyinde seyrederken Merkez Bankası’nın fiili politika faizi repo faizine eşitti ve yüzde 37’ydi. ABD-İran anlaşması neticesinde petrol fiyatları savaş öncesindeki düzeye düşmese bile ona yaklaşmıştı. Bu durumda, kademeli olarak o düzeye dönülebilirdi.

Para politikası dışında ne yapıldığı çok daha önemli

Çok muhtemelen, bugünkü toplantıda ne koridorun üst ve alt sınırlarında ne de politika faizinde bir değişikliğe gidilecek. Fonlama biçimi de değişmeyecek; fiili politika faizi yüzde 40 olmaya devam edecek. Peki, faiz politikası o kadar önemli mi? Bu soru sizi şaşırtabilir. Açıklayayım: Elbette Eylül 2021’deki garipliğe dönüş kuru da enflasyonu da sıçratır. Bu anlamda faiz politikası şüphesiz önemli. Düzgün bir para politikası gerekli ama Türkiye gibi bir ülkede enflasyonu düşürmek için yeterli değil. Para politikası dışında ne yapıldığı çok daha önemli. Programın başlangıcından beri bunun altını çiziyorum; ‘çok eksik program’ nitelemesi de buradan geliyor. TEPAV’ın her PPK toplantısından önce yayımladığı nottan alıntı yaparak bu eksikliklere bir kez daha dikkat çekmek istiyorum:

“Acil öncelik, adil ve hızlı çalışan bir yargı sistemi oluşturmak, hukukun üstünlüğünü sağlamak ve demokratik değerlere saygı göstermektir. Bu yapılmadıkça önemli ekonomik sorunları çözmek mümkün görülmemektedir.

Geniş kesimlerce benimsenecek ve “ülkede önemli değişiklikler oluyor” heyecanını uyandıracak yeni bir kalkınma stratejisine ihtiyaç vardır. Bu stratejiye dayalı yapısal tedbirlerle güçlendirilecek bir program şüphesiz enflasyonla mücadeleyi de kolaylaştıracaktır.

Öncelikle maliye politikasının enflasyonla mücadeleyi desteklemesi önemlidir. Bu bağlamda kapsamlı bir vergi reformu yapılması, kayıt dışılıkla etkin mücadele edilmesi, kamu harcamalarının etkinlik ve verimlilik gözetilerek yeniden yapılandırılması, koşullu gelir garantilerinin gözden geçirilmesi başta olmak üzere bütçe açığını azaltıcı önlemlerin hayata geçirilmesi zorunludur.

Enflasyonda atalet yaratan fiyatlama davranışları konusunda yapısal sorunların giderilmesi, rekabet ortamının iyileştirilmesi ve şirketler kesimiyle uzlaşma çabalarına girişilmesi gerekmektedir.

Makroekonomik istikrarı sağlayıcı politikaların yanı sıra, TCMB, TÜİK ve BDDK gibi kurumları politik baskıya karşı bağımsız kılacak yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bunun ötesinde, verimliliği artıracak, yeşil dönüşüm sürecini hızlandıracak, eğitimin niteliğini yükseltecek ve gelir eşitsizliğini azaltacak yapısal reformların da kararlılıkla sürdürülmesi önem taşımaktadır.”

Münasip bir yol bulunmalı

Faiz düşür/artır, kur politikasını şöyle ya da böyle yap ile bu temel sorunları çözmek şüphesiz mümkün değil. Ama Merkez Bankası’nın yapabileceği bir şey var: Yasasında yer alan 42. maddenin gereğini yerine getirmek ve bunları yetkililere hatırlatmak. “Petrol fiyatları arttı da ve fakat gıda fiyatları şöyle gelişti de” değil, temel sorunları belirterek. Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullarda hiç kolay değil elbette ama bunun münasip bir yolu bulunmalı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler