Ana içeriğe geç

Kısa vadeli koruma uzun vadede zayıflatır, ‘makine’ye koruma duvarı istemiyoruz

Kısa vadeli koruma uzun vadede zayıflatır, ‘makine’ye koruma duvarı istemiyoruz
Ekonomim.com
16

EPA Grup A.Ş. Genel Koordinatörü Haluk Akın’ı 2017 yılı Ağustos’unda dönemin Ramsey Genel Müdür Yardımcısı Sadettin Üçeyler’in “EPA’nın fabrikasını görmen lazım” davetiyle tanıdım. O fabrika turu ve sohbet sonrası yazıma şu başlığı attım:

Kısa vadeli koruma uzun vadede zayıflatır, ‘makine’ye koruma duvarı istemiyoruz - Resim : 1
  • Makineye yakayla girdi, bakterileri ‘tünel’de bitirdi…

Bir süredir Konfeksiyon Otomasyon Makinecileri Derneği (KOMİD) Başkanlığı görevini yürüten Haluk Akın, bir mesaj gönderdi:

  • Son dönemde sektörümüzde faaliyet gösteren yerli üreticiler, özellikle döviz kurunun baskılanması nedeniyle oldukça zor bir süreçten geçiyor. Buna rağmen üretmeye, ihracat yapmaya ve ülkemize katkı sağlamaya devam etmeye çalışıyoruz.
  • Son dönemde üyelerimizden, Çin’den ithal edilen makinelere ilave gümrük vergisi uygulanması yönünde yoğun talepler geliyor. Ancak ben, bunun sektörümüz açısından doğru ve sürdürülebilir bir çözüm olmadığına inanıyorum.

Haluk Akın, bu mesajın ardından hazırladığı bir yazıyı gönderdi:

  • Kısa Vadeli Koruma, Uzun Vadeli Zayıflama…

Akın, yazıya şu uyarıyla girdi:

- İlk bakışta koruma uygulamaları yerli üreticiye kısa vadeli bir rahatlama sağlıyor gibi görünse de, ekonomi tarihi ve sanayileşme süreçleri bize bunun uzun vadede ciddi riskler taşıdığını gösteriyor.

Ekonomik belirsizliklerin arttığı dönemlerde korumacılık politikalarının doğal olarak cazip göründüğünü belirtti:

- Gümrük vergileri, ithalat kısıtlamaları veya benzeri önlemler yerli üreticiyi geçici olarak rahatlatabilir. Ancak rekabetten uzaklaştırılmış bir pazarın en büyük riski, üreticinin gelişme motivasyonunu kaybetmesidir.

“Rakibini görmeyen üretici”lerin yanılgısını şöyle özetledi:

  • Ürününü geliştirme ihtiyacı hissetmez.
  • Maliyetlerini düşürmek için yeterince çaba göstermez.
  • Ar-Ge yatırımlarını erteler.
  • Teknolojik dönüşümü yavaşlatır.
  • Zamanla dünya standartlarının gerisinde kalır.

Ardından ekledi:

- Koruma duvarları ilk etapta güven verir, ancak uzun vadede üreticiyi küresel rekabetten koparır.

1970’li yıllara uzandı:

- Türkiye bu süreci daha önce yaşamış bir ülkedir. 1970’li yıllarda uygulanan ithal ikameci sanayi politikalarıyla yerli üretim yüksek gümrük duvarlarıyla korunmuş, dış rekabet büyük ölçüde sınırlandırılmıştır.

O günlerde yaşananları şöyle irdeledi:

- Bu dönemde birçok sektör dış rekabet baskısını hissetmediği için;

  • Kalite artışı yavaşlamış,
  • Verimlilik düşmüş,
  • Teknoloji yatırımları sınırlı kalmış,
  • Tüketici daha pahalı ve daha düşük kalite ürünlere mahkum olmuştur.

O dönemde ortaya çıkan durumu şöyle değerlendirdi:

- Sonuçta Türk sanayisi uluslararası rekabetten uzaklaşmış, ekonomik verimsizlik artmış ve ülke 1970’lerin sonunda ciddi döviz kriziyle karşı karşıya kalmıştır.

Rekabetten uzak kalan hiçbir sektörün uzun vadede güçlenemeyeceğini vurgulayıp 1980 sonrasına döndü:

- 1980 yılında alınan 24 Ocak kararları ile başlayan ekonomik dönüşüm ve sonrasında uygulanan dışa açılma politikaları, Türk sanayisi açısından tarihi bir kırılma noktası oldu. O günlerde birçok kesim, “İthalat serbestleşirse Türk sanayisi ayakta kalamaz” endişesi yaşadı.

Yaşanan sürecin endişelerin tam tersini gösterdiğini savundu:

- Dünya ile rekabet etmeye başlayan Türk sanayisi;

  • Üretim teknolojisini yeniledi,
  • Kalite standartlarını yükseltti,
  • İhracata yöneldi,
  • Verimliliğini artırdı.
  • Dünya pazarlarında söz sahibi olmaya başladı.

Bugünkü durumun altını çizdi:

- Bugün tekstil, konfeksiyon ve makine sektörlerinde sahip olduğumuz uluslararası başarıların temelinde, o dönemde kazanılan rekabet kültürü bulunmaktadır.

ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük duvarlarını yükseltip, üretimi ülkesine çekmeye çalıştığı bir dönemde KOMİD Başkanı Haluk Akın'ın "koruma istemiyoruz” çıkışı dikkati çekiyor…

Akın’ın “Kısa vadeli koruma, uzun vadede zayıflatır” uyarısı üzerinde de durmak gerekiyor…

Aynaya bakın kusurları görün

KONFEKSİYON Otomasyon Makinecileri Derneği (KOMİD) Başkanı Haluk Akın, bir üreticinin gelişebilmesi için karşısında kendisinden daha iyi ürün üreten rakiplerin bulunması gerektiğini savundu:

- Rakibiniz sizin aynanızdır. Daha kaliteli makine gördüğünüzde eksiklerinizi fark eder, daha iyisini üretmeye çalışırsınız. Ancak, aynayı kaldırırsanız kusurlarınızı da göremezsiniz.

İthalatı tamamen engellemenin üreticinin aynasını kaldırmak anlamına geldiğini belirtti:

- Bu durum kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir. Ancak uzun vadede gelişimin önündeki en büyük engellerden biri haline gelir.

Benzer korumacı uygulamaların metal işleme sektöründe de görüldüğünü vurguladı:

- Çin ve diğer Uzak Doğu ülkelerinden gelen CNC ve metal işleme makinelerine yönelik koruma tedbirleri uygulanıyor. Bu uygulamalar kısa vadede iç pazarda belirli firmalara avantaj sağlayabilir.

Bunun uzun vadede uluslararası pazarda rekabet gücünü artırmayacağının altını çizdi:

- Tam tersine, Çinli üreticiler dünya pazarlarında büyümeye devam ederken, koruma altında kalan firmalar teknolojik gelişim hızını kaybedebilir.

Enerjimizi Ar-Ge teşviklerinden daha etkin yararlanmaya yönlendirelim

KONFEKSİYON Otomasyon Makinecileri Derneği (KOMİD) Başkanı Haluk Akın, sektör için “gerçek ihtiyacı” şöyle sıraladı:

  • Daha fazla Ar-Ge,
  • Daha fazla inovasyon,
  • Daha yüksek teknoloji,
  • Daha nitelikli insan kaynağı,
  • Üniversite-sanayi işbirliği,
  • Dijital dönüşüm,
  • Markalaşma,
  • Küresel pazarlarda daha güçlü bir varlık oluşturmaktır.

Devletim Ar-Ge, teknoloji geliştirme, ihracat ve yatırım alanlarında önemli destekler sunduğunu vurguladı:

- Enerjimizi yasakları talep etmeye değil, bu desteklerden daha etkin yararlanmaya yönlendirmeliyiz.

Küresel rekabetten kaçılamayacağının altını çizdi:

- Biz iç pazarı korurken rakiplerimiz dünyanın dört bir yanında yeni müşteriler kazanıyor. Biz rekabetten uzaklaştıkça onlar güçleniyor. Küresel pazarlarda başarılı olmanın yolu rakiplerden kaçmak değil, rakiplerden daha iyi olmaktır.

Türk makine sanayisinin geleceğinin korumacılıkta değil; rekabette, inovasyonda ve sürekli gelişimde olduğunu kaydetti:

- Türk üreticisinin gerçek gücü, devlet koruma duvarlarının arkasına saklanmak değil, dünyanın en iyi üreticileriyle aynı sahada yarışabilecek kaliteyi, teknolojiyi ve markaları ortaya koyabilmesidir.

Baykar’la Leonardo Airshow’da insanlı-insansız ekip çalışması testlerini sundu

Kısa vadeli koruma uzun vadede zayıflatır, ‘makine’ye koruma duvarı istemiyoruz - Resim : 2TÜRK Hava Yolları’nın (THY) davetiyle gittiğimiz İngiltere’de gerçekleşen “Farnborough Havacılık Fuarı”nda (FIA) Türkiye’nin lider İHA-SİHA üreticisi Baykar’la ortak “LBA Systems”i kuran İtalyan savunma ve havacılık devi Leonardo’nun standına da uğradık.

Stantta Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar’la karşılaştık. Yoğun görüşme trafiğinden dolayı sohbet fırsatı bulamadık. Baykar ve Leonardo, sosyal medya hesaplarından fuarla ilgili özet bilgiler yayınladı.

Baykar, sosyal medyada şu bilgileri paylaştı:

  • Leonardo ile birlikte yürüttüğümüz, M-346 ve Kızılelma’nın icra ettiği insanlı-insansız ekip çalışması testlerinin sonuçlarını “FIA Airshow 2026”da paylaştık.
  • Milli teknolojilerimizle geleceğin hava harp konseptlerini bugünden hayata geçiriyoruz.

Leonardo da sosyal medya hesabında şu noktaların altını çizdi:

  • FIA’da “Leonardo” ve “Baykar”, Türkiye’de yakın zamanda gerçekleştirilen “İnsanlı-İnsansız Ekip Çalışması” testlerine dair kapsamlı bir bakış sundu. Bu testler, M346 ve Kızılelma uçaklarını kapsadı.
  • “LBA Systems”in iki ortağı, bu yeteneği sağlamak için gerekli algoritmaların geliştirilmesini ve doğrulama ile denemeler için sanal ve canlı ortamların kullanımını resmetti.
  • M-346 FA uçağının aviyonik sistemine özel bir kullanıcı arayüzü geliştirildi ve entegre edildi. Bu arayüz, “İnsan-Makine Arayüzü” (HMI) geliştirmelerini içeriyordu.
  • Bu, insansız varlıkların tam komuta ve kontrolünü, sürekli durumsal farkındalığı, azaltılmış pilot iş yükünü ve otonom operasyonlar üzerinde etkin denetimini sağlamaya olanak tanıdı.
  • Siber güvenlik açısından, veri alışverişlerinin korunması, çok ajanlı yapay zeka mimarisi üzerine kurulu ve Leonardo’nun taktik senaryolar için daha geniş tescilli “Cybersec Savunma Paketi”nin bir parçası olan, konuşlandırılabilir siber savunma platformu olan “Taktik Cybersec Platformu”na dayanıyor.
  • Baykar ve Leonardo, Kızılelma’nın otonom taksi ve kalkışını takiben M-346/Kızılelma formasyon geçişlerini ve işbirlikçi uçuş manevralarını, ayrıca belirlenen bir konuma ulaşma yeteneğini sergiledi.
Kaynağa Git

İlgili Haberler