Ana içeriğe geç

Günün koşturmacasında bedeninizi dinleyin, sezgisel beslenmenin yöntemleri

Toplantı aralarında alelacele atıştırıyor veya ekran başında ne yediğinizi anlamıyor musunuz? Diyet kurallarını bir kenara bırakıp bedenin doğal acıkma ve doyma sinyallerini yeniden keşfetmenin, mutfakta sürdürülebilir pratikler kurmanın yollarını inceledik.

Günün koşturmacasında bedeninizi dinleyin, sezgisel beslenmenin yöntemleri
Odatv
16

Sabah çocukları okula yetiştirme telaşıyla tek bir lokma bile yemeden kapıdan fırladığınız kaç gün var? Ya da ekran başından kalkamadığınız için öğle yemeğini klavye başında, e-postalar arasında birkaç hızlı lokmayla geçiştirdiğiniz anlar?

Akşam eve döndüğünüzde acıktığınız için değil aslında yalnızca günün yorgunluğunu atmak veya televizyon karşısında vakit geçirmek için atıştırdığınız zamanları da buna ekleyin. Modern yaşamın hızı, bizi sofranın ritminden ve en önemlisi kendi bedenimizin biyolojik sesinden giderek uzaklaştırıyor.

Oysa tabağımızla kurduğumuz ilişki, katı kurallarla çevrili diyet listelerinden çok daha fazlasını hak ediyor. Bedenin doğal sinyallerini merkeze alan sezgisel beslenme, tam da bu koşturmacanın ortasında kendi ihtiyacımıza kulak kabartmayı teklif eden bir yaşam pratiği.

Günün koşturmacasında bedeninizi dinleyin, sezgisel beslenmenin yöntemleri - Resim : 1

SEZGİSEL BESLENME NEDİR?

Sezgisel beslenme; duygusal baskılar veya çevresel zorunluluklar yerine, bedenin içsel açlık ve doygunluk sinyallerini temel alan bir beslenme yaklaşımıdır. En yalın haliyle; gerçekten acıktığınızda yemek yemek, doyduğunuzu hissettiğinizde ise tabağa veda edebilmektir.

Teoride oldukça basit görünen bu süreç, toplumsal baskılar ve çevre faktörleri nedeniyle uygulamada zorlaşabilir. Araştırmalar, özellikle genç kadınların beden sinyallerine güvenme konusunda erkeklere kıyasla daha fazla tereddüt yaşadığını ve dışsal yönlendirmelere daha açık olduğunu gösteriyor.

FARKINDALIKLA BESLENME İLE FARKI NE?

Sıkça birbirinin yerine kullanılan bu iki kavram aslında birbirini tamamlayan iki ayrı boyuttur.Sezgisel beslenme, ne zaman ve ne yiyeceğinize karar verirken stres veya duygular yerine, doğrudan farkındalıkla beslenme dinamiklerini ve biyolojik ihtiyaçlarınızı merkeze alır.

Farkındalıkla (Mindful) beslenme ise yemeğin kokusuna, dokusuna, aromasına ve o an hissettirdiklerine odaklanarak sofra anında tamamen var olabilmeyi ifade eder.

GERÇEKTEN AÇ MISINIZ, YOKSA YORGUN MU?

Günün karmaşasında bedenin ilettiği mesajlar karışabilir. Midede hafif bir kazınma, enerjinin düşmesi, odaklanmakta zorlanma ve hafif sinirlilik hali bedenin yakıta ihtiyacı olduğunun en somut göstergeleridir.

Tıkabasa doymak yerine bedenin hafif, rahat ve tatmin olmuş hissettiği o "tam yeterli" anıdır. Stres, yalnızlık veya can sıkıntısı bizi abur cubura yönlendirebileceği gibi, tam aksine iştahı tamamen kapatabilir de. Sosyal ortamlar, dizi izleme alışkanlıkları ya da sürekli göz önünde duran atıştırmalıklar, fiziksel bir ihtiyaç yokken de yeme dürtüsünü tetikleyebilir.

SEZGİSEL BESLENMEYE GEÇİŞ İÇİN 10 TEMEL ADIM

Sürdürülebilir olmayan katı listeler yerine, esnek ve özgür bir beslenme düzenini benimseyin.

Bedenin kıtlık moduna girmesine izin vermeden, ilk açlık sinyallerini fark ettiğinizde kendinizi besleyin.

Yasaklı gıda algısını yıkın. Belirli gıdalara erişimi serbest bıraktığınızda, üzerlerindeki takıntılı çekim gücü de kaybolur.

Yemeğin yalnızca bir kalori deposu olmadığını aynı zamanda lezzet ve keyif kaynağı olduğunu hatırlayın. Sakin bir ortamda sevdiğiniz tatları tüketmek doyumu artırır.

Öğünün ortasında kısa bir es verip bedeninize nasıl hissettiğini sorun.

Yemek tercihleriniz üzerinden kendinizi yargılamayı bırakın; tabağınızla şefkatli bir dil üzerinden ilişki kurun.

Yemeğin stres veya yalnızlığa kalıcı bir çözüm sunamayacağını kabul edin. Yürüyüş yapmak, bir dostla konuşmak veya kitap okumak gibi alternatif öz bakım yolları geliştirin.

Beden yapınızı olduğu gibi kabul edin ve ona hak ettiği değeri verin.

Egzersizi bir ceza veya kalori yakma aracı olmaktan öte canlı hissettiren bir dans, doğa yürüyüşü ya da esneme rutini olarak hayatınıza katın.

Tek bir öğünün sağlığınızı belirlemeyeceğini bilin. Mutfakta mükemmelliği yerine genel dengeyi ve gelişim sürecini hedefleyin.

Sezgisel beslenmede sıkça uygulanan bu yaklaşıma göre, tabağınızın %80’ini bedeninizi besleyen taze ve bütün gıdalara ayırırken, %20’lik kısmını tamamen lezzet ve keyif odaklı seçimlere bırakabilirsiniz.

Günün koşturmacasında bedeninizi dinleyin, sezgisel beslenmenin yöntemleri - Resim : 2

MUTFAKTA YOĞUN TEMPOYA UYGUN PRATİK ÇÖZÜMLER

Zamanınız kısıtlı olsa dahi sezgisel ritmi korumak mümkündür. Gün içine "Şu an ne kadar açım?" sorusunu sorabileceğiniz küçük hatırlatıcılar ekleyin. Sakin bir gününüzde kinoa, esmer pirinç veya karabuğday gibi temel bir karbonhidratı pişirip dolaba kaldırın. Hafta boyunca bu tabanı farklı proteinler, zeytinyağlılar ve mevsim sebzeleriyle birleştirerek pratik tabaklar yaratabilirsiniz. Alternatif olarak, akşam yemeği porsiyonlarınızı çift pişirerek ertesi güne lezzetli bir öğün bırakabilirsiniz.

Sezgisel beslenme tek gecelik bir diyet çözümü olmamalı; bedenle yeniden güven bağı kurmayı hedefleyen uzun soluklu bir yaşam tarzı olarak kabul edilmeli. Bedeninizin rehberliğine güvenmek, mutfakta ve yaşamda sürdürülebilir bir denge kurmanın en içten yoludur.

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler