Global piyasalar, likidite algısının ve varlık sınıfları arasındaki geçişkenliğin yeniden tanımlandığı kritik bir dönemeçten geçiyor. Son yıllarda enflasyondan korunma kalkanı olarak parlayan altının ve gümüşün fiyatlarında düşüşler gözleniyor. Bitcoin de spekülatif cazibesini yitirmeye başladı.
Yükselen faizler geleneksel ve dijital limanları hırpalarken, piyasa aktörlerinin rotası SpaceX gibi görülmemiş değerlemelerle sahneye çıkan hisse senedi ihraçlarına çevrildi. Elon Musk’ın şirketi gelir yaratma kapasitesi kesinleşmemiş uzay vizyonuna dayanıyor. Yatırımcılara rasyonel nakit akışları sunmuyor. Daha yüksek fiyattan alıcı bulma beklentisiyle şekillenen bu dinamik, küresel risk iştahı için gerçek bir turnusol kâğıdı olacak. Son 15 yıldaki 30 büyük teknoloji halka arzı incelendiğinde, hisselerin ilk yıl içinde ortalama yüzde 55 oranında değer kaybettiği görülüyor. Bu tarihsel döngü düşünüldüğünde SpaceX’in sergileyeceği performans, sermayenin riskli varlıklarda kalıp kalmayacağını veya Tesla dışındaki ‘‘Muhteşem Yedili’’ hisselerine sığınıp sığınmayacağını netleştirecek.
Uluslararası sermayenin daha seçici olduğu bu konjonktür, Türkiye'ye yönelik fon akışını da etkiliyor. Bu duruma, içerideki sıkı para politikasının borsa üzerindeki frenleyici etkisi ve küresel rüzgârlarla gerileyen altın fiyatı da ekleniyor. Yerli yatırımcılar sadece faiz seçeneğine kalıyor. Küresel likidite rotasyonu, Türk finansal varlıklarının üzerindeki baskının seyrini belirleyecek.