Bu haftanın ekonomi gündemi Merkez Bankası faiz kararına odaklanmıştı. Karar, piyasaların beklentisiyle uyumlu olurken, basın açıklamasındaki ana mesaj ise Türkiye ekonomisinin karşı karşıya kaldığı zorlu dönemece odaklandı: yüksek enflasyon ve düşük büyüme…
Önce faiz kararını hatırlayalım
Merkez Bankası bu haftaki faiz kararında, piyasaların beklentileri doğrultusunda politika faizinde herhangi bir değişikliğe gitmedi. Banka, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37’de sabit tutarken, gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te bıraktı.
Enflasyon görünümünde atalet
Merkez Bankası, Orta Doğu’daki savaşın enerji fiyatları üzerindeki etkisini, fiyatları yüksek ve oynak tutmaya devam eden bir arz şoku olarak değerlendirdiğini ifade etti. Henüz savaşa ilişkin kalıcı bir çözümün taraflar arasında müzakere edilememiş olması, bölgede askeri müdahalelerin yeniden başlaması ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya yönelik yeni adımları enerji piyasaları açısından olumlu bir tablo ortaya koymuyor. Bunun yanında savaşın enerji altyapısında yarattığı hasarın orta ve uzun vadeli etkileri de enerji fiyatlarının kriz öncesi seviyelere kolay kolay dönmeyeceğine işaret ediyor.
Bu gelişmeler, arz şoklarının önümüzdeki dönemde de enflasyonu yukarı yönlü etkileyen temel unsurlardan biri olmaya devam edeceğini gösteriyor.
Nitekim Merkez Bankası da basın açıklaması metninde enerji fiyatlarından kaynaklanan şokun enflasyon beklentilerindeki bozulmayı olumsuz etkilediğine dikkat çekti. Dolayısıyla enerji fiyatlarındaki yüksek seyir yalnızca doğrudan maliyetler üzerinden değil, beklenti kanalıyla da enflasyon görünümünü zorlaştırmaya devam ediyor.
Büyümede sert yavaşlama
Merkez Bankası’nın öne çıkardığı bir diğer unsur ise ilk çeyrek büyüme verilerinin ardından ekonomik faaliyetlere ilişkin değerlendirmesini aşağı yönlü revize etmiş olmasıydı. Banka, açıklama metninde ilk çeyreğe ait verilerin iktisadi faaliyette yavaşlamaya işaret ettiğini belirtti. Ayrıca öncü göstergelerin iç talepteki zayıf seyrin sürdüğünü gösterdiğini de vurguladı. Bu değerlendirmeler, ilk çeyrekte neredeyse büyümeyen ekonominin ikinci çeyrekte daralma riskiyle karşı karşıya kalabileceğine işaret ediyor.
Yüksek enflasyon-düşük büyüme sarmalında faiz indirimi için alan sınırlı
Bu süreçte gerek arz şokları, gerek küresel ekonomideki yavaşlama, gerekse yurt içi siyasi gerilimler nedeniyle ekonominin zorlu bir dönemden geçtiği görülüyor. Yüksek enflasyonun yarattığı reel kur baskısı ve sosyal refah kayıpları da ekonomiyi olumsuz etkileyen unsurlar arasında yer almaya devam ediyor.
Ancak, enflasyonun katı bir şekilde yüzde 30 bandının üzerinde seyrettiği ve Türkiye’nin dış finansman tarafında sınırlı portföy girişleriyle karşı karşıya olduğu mevcut ortamda, Merkez Bankası’nın ekonomiyi desteklemek amacıyla erken bir faiz indirimi yapma imkânı oldukça sınırlı görünüyor.
Özetle, Merkez Bankası’nın aldığı karar ve yayımladığı basın açıklamasından benim çıkardığım sonuç, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüksek enflasyon ve düşük büyüme ile mücadele edeceği daha zorlu bir ekonomik patikaya girmiş olduğudur.