İhracatta son bir yılda yüzde 3 büyümeyle 19 milyar dolarlık eşiği aşan Ege İhracatçı Birlikleri’nin (EİB) 2026 yılı ilk yarı değerlendirme toplantısında sektör temsilcileri, ihracat performansından çok üretim ve ihracatın sürdürülebilirliği konusunda yaşanan sorunlara odaklandı. Ortak mesaj ise “rekabet gücünün korunabilmesi için yapısal adımların hızlandırılması” oldu.
EİB Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, küresel ekonomide belirsizliklerin, jeopolitik risklerin ve yüksek maliyet baskısının devam ettiği bir dönemde ihracatçıların önemli bir mücadele verdiğini söyledi. Haziran ayında 1 milyar 744 milyon dolarlık ihracatla birlik tarihinin aylık ihracat rekorunun kırıldığını hatırlatan Öztürk, bunun sürdürülebilir olması için ihracatçının maliyet yükünün hafifletilmesi gerektiğini vurguladı.
Demir-çelikte maliyet ve SKDM baskısı
Öztürk, ihracatçıların uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü koruyabilmesi amacıyla döviz dönüşüm desteğinin artırılması, çalışan başına verilen istihdam desteğinin 5 bin liraya yükseltilmesi, reeskont kredi limitlerinin günlük 6 milyar liraya çıkarılması ve üretici ihracatçılara sağlanan kurumlar vergisi indiriminin 2026 yılında da sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin yeniden çift haneli ihracat artışı yakalayabilmesi için üretim, yatırım ve ihracat odaklı politikaların güçlendirilmesi gerektiğini belirten Öztürk, yılın ikinci yarısında yapay zekâ, dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik ve yeni pazarlara yönelik çalışmalara ağırlık vereceklerini ifade etti.
Toplantıda en dikkat çekici değerlendirmelerden biri demir ve demirdışı metaller sektöründen geldi. Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Fatih Uysal, sektörün ihracatta hedeflerine ilerlediğini ancak rekabet gücünü zorlayan yapısal sorunların giderek ağırlaştığını söyledi.
Uysal’a göre sektörün en önemli gündem maddeleri finansmana erişim, yüksek enerji ve üretim maliyetleri ile kur-enflasyon dengesindeki bozulma. Avrupa Birliği’nin çelik ürünlerine yönelik yeni ticaret önlemleri ve 1 Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülük aşamasına geçen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın ihracatçı üzerinde ilave maliyet oluşturduğunu belirten Uysal, bu süreçte yeşil dönüşüm yatırımlarının desteklenmesinin kritik önem taşıdığını dile getirdi.
Sanayicilerin güneş enerjisi yatırımlarını da etkileyen saatlik mahsuplaşma uygulamasının yeniden gözden geçirilmesini isteyen Uysal, aylık mahsuplaşma sistemine dönülmesinin hem enerji verimliliğini hem de yeşil dönüşüm yatırımlarını destekleyeceğini ifade etti. Küresel talepteki yavaşlama ve jeopolitik gelişmeler nedeniyle ikinci yarının da zorlu geçeceğini kaydeden Uysal, gerekli yapısal düzenlemelerin yapılması halinde sektörün yeniden güçlü büyüme ivmesi yakalayabileceğini söyledi.
Tekstilde çıkış yolu katma değer
Tekstil sektöründe ise temel gündem katma değerli üretim ve dijital dönüşüm oldu. Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Turan Göksan, Ege Bölgesi’nin özellikle örme kumaş ihracatında Türkiye ortalamasının iki katına ulaşan birim fiyat yakaladığını belirterek bunun yüksek katma değerli üretimin sonucu olduğunu söyledi.
Göksan, sektörün fiyat rekabeti yerine teknik tekstiller, sürdürülebilir üretim ve yapay zekâ destekli üretim modelleriyle öne çıkması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin organik pamuk üretimindeki güçlü konumunun önemli bir avantaj sunduğunu belirten Göksan, GDO’suz üretim, rejeneratif tarım uygulamaları ve sürdürülebilir üretim altyapısının küresel pazarlarda Türk tekstiline rekabet üstünlüğü sağlayacağını dile getirdi.
Birlik olarak dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik odaklı UR-GE projelerini sürdürdüklerini belirten Göksan, Ticaret Bakanlığı tarafından ödüllendirilen Yaşam Döngüsü Analizi projesinin yanı sıra yapay zekâ destekli üretim projeleriyle firmaların dönüşümünü hızlandırmayı hedeflediklerini söyledi.
Ortak talep: Rekabeti güçlendirecek politika seti
Toplantıda farklı sektörlerden gelen değerlendirmeler, ihracatçıların ortak sorunlarda buluştuğunu ortaya koydu. Finansmana erişimin kolaylaştırılması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, kur politikasının rekabetçiliği destekleyecek şekilde yönetilmesi, yeşil dönüşüm yatırımlarının teşvik edilmesi ve Avrupa Birliği’nin yeni ticaret düzenlemelerine uyum sürecinde kamu desteklerinin artırılması, ihracatçıların ortak beklentileri arasında yer aldı. EİB yönetimi, ihracatın yeniden büyümenin lokomotifi olabilmesi için yalnızca yeni pazarlara açılmanın yeterli olmayacağını, rekabet gücünü kalıcı biçimde artıracak yapısal reformların ve destek mekanizmalarının hızla devreye alınması gerektiği mesajını verdi. Bu nedenle toplantının ana gündemini, 19 milyar dolarlık ihracat performansından çok, ihracatın sürdürülebilirliğini sağlayacak ekonomi politikalarına ilişkin beklentiler oluşturdu.