Ömür Kurt
“Akran zorbalığı”, son yılların en çok konuşulan konularından biri. Ancak artık en küçük bir anlaşmazlık bile zorbalık olarak görülüyor. Oysa bir davranışın zorbalık olması için onun sistemli, planlı ve sürekli olması gerekiyor. “Zorba” ile “kurban” arasında süregelen bu itişmeye yetişkinler de dahil olduğunda zorbalığın evreni genişliyor. Uzman psikolog Ayben Ertem’in yazdığı “Zorbalık Hakkında Her Şey - Kimse Bir Şey Demedi” isimli kitabı okudum. Kitap, zorbalığın toplumun sessizliğinden beslendiğini acı bir gerçek olarak yüzümüze vuruyor. Üstelik gerçek vakalar üzerinden de zorbalığı yorumluyor.
ZORBALIĞIN ÜÇ HALİ
Türkiye’de zorbalık “pasif”, “açık fiziksel” ve “siber” olmak üzere üçe ayrılıyor. Pasif zorbalıkta çocuk görmezden geliniyor, gruba alınmıyor, hakkında dedikodu yapılıyor, dışlanıyor. Üstelik zorbalığı yapanlar kendilerini, “O yeni geldi, bizim grubumuza giremedi” veya “Aramız bozuk” şeklinde savunuyor. Açık fiziksel zorbalıkta ise vurma, itme, eşyaları karıştırma gibi davranışlar görülüyor ve olay yetişkinler açısından “Çocuklar kendi arasında kavga etmiş” şeklinde görülüyor. Siber zorbalık açısından durum daha da belirsiz. Genellikle sosyal medyada utandırma, ifşa etme, dışlayıcı grup kurma gibi davranışlar görülürken, aileler “Çocukların ekran başında yaptıklarını her an kontrol edemiyoruz” diyerek durumu açıklıyor.
TOPLUMSAL BAKIŞ AÇISI BELİRLEYİCİ
Türkiye’de yalnızca çocuklar arasında değil, yetişkinler arasındaki zorbalığı da meşrulaştıran bazı tehlikeli bakış açıları var:
- “Erkek çocuk dediğin sert olur” gibi cümlelerle zorbalık meşrulaştırılıyor.
- “Bu çocuk da pek hassas” gibi cümlelerle mağdurun hassaslığı suçlanıyor.
- “Birbirlerini çekemiyorlar” gibi cümlelerle sözel zorbalık normalleştiriliyor.
- “Bu çocuk sorunlu. O yüzden psikoloğa/psikiyatriste gidiyor” gibi cümlelerle de yardım isteyenler etiketleniyor, zorbalık davranışında bulunanlar ise ‘haklı’ gösteriliyor.
ZORBALIĞI NASIL ANLARIZ?
- Eğer çocuk aynı kişiden şikâyet ediyorsa.
- Okula, oyun grubuna ya da arkadaş grubuna gitmek istemiyorsa, çeşitli bahaneler buluyorsa.
- Eşyaları sık sık kayboluyor ya da zarar görüyorsa.
- Arkadaşları sürekli değişiyorsa.
- Uyku düzeni bozulduysa, içine kapanmaya başladıysa ve mutsuzsa.
- Sınıf içinde sık sık yalnız kalıyorsa.
- Grup çalışmalarından dışlanıyorsa.
- Onunla ilgili gülüşmeler, fısıltılar oluyorsa çocuk zorbalığa uğruyor olabilir.
ZORBALIKLA YANIT ÇÖZÜM DEĞİL
Türkiye’de zorbalıkla ilgili ilk tepkiler oldukça şaşırtıcı. Çocuk bir duygusunu bir yetişkine anlattığında “Sen de ona vursaydın. Senin elin armut mu topluyordu?” tepkisiyle karşılaşıyor. Yani şiddet karşısında şiddetle durmak gerektiği çocuğa öğretilmeye çalışıyor. Oysa çocuk, şiddet duygusundan kaçmak istiyor, sükunet istiyor. Bu süreçte çocuğu anlamak, onun hislerine hak ettiği değeri vermek daha da anlam kazanıyor. Çocuk şiddete şiddetle yanıt vermek istemiyor, şiddetin uzlaşma ile sonuçlanmasını istiyor. Burada da şiddeti körüklemek yerine nezaketi göstermek daha da değerli hale geliyor.
EVDE DENEYİN
Kitap kutusu
Bu hafta çocuklarla birlikte, “yazın okunacak kitaplar” için kutu hazırlayın ve kitapları bu kutunun içine yerleştirin. Sadece çocuk kitaplarını değil, sizin okuyacaklarınızı da içine yerleştirin. Okuduklarınızla ilgili sık sık sohbet edin.
HAFTANIN KİTABI
Cin Ali Vakfı Yayınları’ndan çıkan, “Pusulamız Gerçek Dünya” kitabının hem resimleri hem de içeriğiyle sizi büyüleyecek.
Yayınevi: Cin Ali Vakfı Yazan: Emre Apaydın Resimleyen: Umay Özlem Çeri Yaş: 10+ Sayfa: 160
HAFTANIN ETKİNLİĞİ
Dijital Çağda Ebeveyn Olmak
Kadıköy Belediyesi’nin düzenlediği 10. Kitap Günleri’nde Zeynep İşman’la birlikte “Dijital Çağda Ebeveyn Olmak” konusunu konuşacağız, ardından da kitaplarımızı imzalayacağız. Herkesi bekleriz.
Yer: İstanbul-Kadıköy
Tarih: Bugün
Söyleşi: 16.00
İmza: 17.00
Yaş: Her yaşa uygun
İletişim: (0216) 542 50 00
HAFTANIN ŞARKISI
Bu hafta çocuklarınızla ve torunlarınızla birlikte okyanus seslerini dinleyin ve okyanusun derinliklerini hayal edip sohbet edin.