Telefonum çaldığında tebessümle açtım… Buğdayın bize hissettirdiği o kardeşlik duygusu Buğday Çemberi’ne can veren dostları bende bambaşka bir yere koyuyor. Etkinliğin küratörlüğünü yapan canım Burcu Beşlioğlu heyecanla; "Asuman gel, buğday konuşacağız. Senin de mutlaka orada olman lazım" dedi.
Attila İlhan’ın her fırsatta okuduğum o “Mustafa Kemal’in Sofrası” şiirini bilenler bu cümleyi iyi hatırlar. Şiiri okumak isteyenler için yazının sonuna ekledim…
Demek zirve yapılacak dedim ne güzel... Zırvalarla uğraşmaktan yorulduk, zirvede bol bol konuşalım. Binyıllardır başımızın üstünde zirvede olmaya alışkın olan zavallı ekmek son yıllarda ayaklar altına alınmaya çalışılıyor. Ortalık toz duman, göz gözü görmüyor. Sosyal medyada glütenler, tahıl beyinler, intoleranslar, aman sakın yemeyinler dolaşırken sebebi belirlenemeyen baş ağrılarının depresyonların bile sebebi ekmek olarak gösteriliyor. Basma kalıp, “Ay siz bir glüteni kesin” diye başlayan tavsiye listelerine maruz bırakılıyoruz.
Siz madem buğdayımızı ekmeğimizi üzdünüz. O zaman biz de yerden alıp öpmeyi başımıza kalbimize koymayı biliriz. Buğdayı dinleriz anlarız, anlatırız...