Dünya medyası günlerdir kelimenin tam anlamıyla çalkalanıyor, manşetler havada uçuşuyor. Ama bizim buralarda çok az yer buldu kendine. Sosyal medya çakalları bu işten para çıkmayacağı için görmezden geldiler her zamanki gibi. Ahalimiz rahat, ya “bize bir şey olmaz” rehavetindeyiz ya da kafamızı kuma gömmeyi tercih ediyoruz. Madem kimse yazmıyor, o zaman ekran başına geçip yazmak bana düşüyor.
Sıkı durun, çünkü mesele düşündüğünüzden çok daha derin ve sinsi.
Saygın bilim dergisi American Journal of Public Health’te yayımlanan yeni bir araştırma, gıda sektörünün arkasındaki korkunç bir “pazarlama dehasını” gözler önüne serdi. Hani şu market raflarında renk renk ambalajlarıyla bize göz kırpan, “masum” sandığımız ultra işlenmiş gıdalar var ya... Meğer arkalarında kimlerin parmak izi varmış biliyor musunuz? Philip Morris ve RJ Reynolds gibi dünyayı on yıllarca tütüne bağımlı hale getiren dev sigara şirketlerinin!
Bir zamanlar dünyayı sigara dumanına boğan şirketler şimdi sofralarımızda. Üstelik yöntemleri de pek değişmiş görünmüyor.
Son yıllarda yayımlanan araştırmalar, dünyanın en büyük tütün şirketlerinin geçmişte satın aldıkları gıda markalarında uyguladıkları pazarlama ve ürün geliştirme stratejilerinin, sigara satışlarını artırmak için kullandıkları yöntemlerle büyük benzerlik taşıdığını ortaya koyuyor. Kısacası, dün nikotin bağımlılığı yaratan şirketler bugün aşırı işlenmiş gıdalarla benzer bir tüketim alışkanlığı oluşturuyor.
1980'li ve 1990'lı yıllarda dünyanın en büyük tütün devlerinden biri olan Philip Morris, Kraft ve General Foods gibi dev gıda şirketlerini bünyesine kattı. RJ Reynolds ise Nabisco'nun sahibiydi. Bu satın almalarla birlikte tütün sektörünün yıllarca geliştirdiği bilgi birikimi gıda sektörüne taşındı.
Peki bu bilgi birikimi neydi?