Mutfaktaki en güvenli yerlerden biri kuşkusuz buzdolabıdır. Ancak güvenli olması, tamamen mikropsuz olduğu anlamına gelmez. Mikrobiyologlara göre buzdolabınız, bazı hastalık yapıcı türler de dahil olmak üzere çeşitli bakteri ve mantarlara ev sahipliği yapıyor.
Bu mikroorganizmalar özellikle temizlenmesi zor bölgelerde yoğunlaşıyor. Sebzelik çekmecelerinin olukları, alt raflar ve kapak contaları onların en sevdiği yaşam alanları arasında. Uzmanlar, dökülen sıvıların hızla temizlenmesi, buzdolabı sıcaklığının doğru ayarlanması ve sebzelik bölmelerinin uygun kullanılması sayesinde hem bu mikroorganizmaların çoğalmasının önüne geçilebileceğini hem de gıdaların daha uzun süre taze kalabileceğini söylüyor.
Çoğumuz buzdolabını mutfağın en steril alanı olarak düşünürüz. Sonuçta yiyecekleri bozulmasın diye orada saklıyoruz. Ancak uzmanlarla yapılan görüşmeler, buzdolabının aslında kendi içinde karmaşık bir mikrobiyal ekosisteme sahip olduğunu ortaya koyuyor.
BUZDOLABINIZDA KİMLER YAŞIYOR?
Bir buzdolabı rafından örnek alınarak analiz yapıldığında, en sık karşılaşılan canlıların "bozulma mikroorganizmaları" olduğu görülüyor. Bunlar, soğuk ve nemli ortamlarda gelişen, zamanla gıdaların yapısını bozan bakteri ve mantarlar.
Özellikle "psikrotrof" olarak adlandırılan ve düşük sıcaklıklarda yaşayabilen mikroorganizmalar dikkat çekiyor. Bunların en bilinenlerinden biri olan Pseudomonas, süt ürünleri, etler ve sebzelerde bozulmaya yol açabiliyor.
Pastörizasyon işleminden geçmiş ürünlerde bile bu bakterilerle karşılaşılabiliyor. Bunun nedeni, bazı mikroorganizmaların ya da enzimlerinin işlem sonrasında hayatta kalabilmesi veya sonradan bulaşması. Sonuç olarak pastörize edilmiş süt bile buzdolabında zamanla bozulabiliyor.
İtalya'da yapılan bir araştırmada 293 ev tipi buzdolabı incelendi ve yaklaşık yarısındaki mikrobiyal yükün, gıda endüstrisinin kabul ettiği sınırların üzerinde olduğu belirlendi. Neyse ki bozulmaya neden olan bakteriler çoğu zaman insan sağlığı için doğrudan tehlikeli değil. Bu organizmalar yiyecekleri kötü kokulu, tatsız ve iştah kaçırıcı hale getiriyor; ancak genellikle hastalık oluşturmuyor.
ASIL RİSK, HASTALIK YAPICI BAKTERİLER
Bununla birlikte buzdolabında Salmonella ve E. coli gibi gıda kaynaklı hastalıklara yol açabilen patojenler de bulunabiliyor. Bu mikroorganizmaların çoğu soğuk ortamda çoğalamasa da yaşamlarını sürdürebiliyor. Uzmanların özellikle dikkat çektiği istisna ise Listeria monocytogenes. Listeria, buzdolabı sıcaklıklarında aktif olarak çoğalabilen nadir patojenlerden biri. Genellikle şarküteri ürünlerinde, sosislerde, yumuşak peynirlerde ve paketlenmiş yeşil yapraklı sebzelerde bulunuyor. Bağışıklık sistemi zayıf bireyler, yaşlılar ve hamileler için daha büyük risk taşıyan bu bakteri, buzdolabı güvenliğinin en önemli tehditlerinden biri olarak görülüyor.
KÜFLER VE MAYALAR DA BOŞ DURMUYOR
Küfler ve mayalar da düşük sıcaklıklarda gelişmeye devam ediyor. Araştırmalar, ev tipi buzdolaplarında en sık Penicillium, Cladosporium ve Botrytis türlerine rastlandığını gösteriyor. Bunlar; limonların üzerinde oluşan yeşilimsi küflerden, sebzelerdeki koyu lekelerden ve unutulmuş çileklerin üzerindeki gri tüylü tabakadan sorumlu mikroorganizmalar. Uzmanlara göre bu küflerin çoğu gıda güvenliğinden çok kalite sorunu yaratıyor. Küflerin ürettiği toksik bileşiklerin tehlikeli seviyelere ulaşabilmesi için genellikle yoğun ve gözle görülür bir küflenme gerekiyor. Çoğu insan ise o aşamaya gelmeden gıdayı zaten çöpe atıyor.
MİKROPLAR EN ÇOK NEREDE BİRİKİYOR?
Araştırmalara göre buzdolabında mikrobiyal yoğunluğun en fazla görüldüğü alan alt raflar. Bunun yanında temizlenmesi zor bölgeler de bakteri ve küflerin birikme noktaları haline geliyor. Özellikle sebzelik çekmeceleri uzun süre temizlenmediğinde ciddi miktarda mikroorganizma barındırabiliyor.
Çekmecelerin kenarları, rayları ve ulaşılması güç olukları kirin ve nemin biriktiği alanlar olarak öne çıkıyor. Bir diğer kritik bölge ise kapı contaları. Kauçuk yapıları nedeniyle küf oluşumuna son derece uygun olan bu alanlarda gri, siyah veya pembe renkli lekeler görülebiliyor.
SICAKLIK HER ŞEYİ DEĞİŞTİRİYOR
Buzdolabı kapısındaki raflar sıcaklık değişimlerinden en çok etkilenen bölgeler arasında yer alıyor. Kapının sık açılıp kapanması, burada bulunan gıdaların daha yüksek sıcaklıklara maruz kalmasına neden oluyor. Bu durum bakterilerin çoğalma hızını da artırıyor. Araştırmalar, bazı bakterilerin 5-6 derecelik küçük sıcaklık farklarında bile çok daha hızlı büyüdüğünü gösteriyor. Bu nedenle uzmanlar buzdolabının yaklaşık 2 dereceye, yani 36°F'ye ayarlanmasını öneriyor. Böylece kapı açıldığında yaşanan sıcaklık artışları telafi edilebiliyor.
GIDALARIN DAHA UZUN SÜRE TAZE KALMASI İÇİN NE YAPMALI?
Uzmanlara göre pahalı cihazlara ya da karmaşık sistemlere ihtiyaç yok. Birkaç basit alışkanlık büyük fark yaratabiliyor.
1. Gerçek sıcaklığı ölçün
Buzdolabının göstergesine güvenmek yerine bir termometre kullanın. Gerçek sıcaklığı takip etmek, mikrobiyal büyümeyi yavaşlatmanın en etkili yollarından biri.
2. Dökülen sıvıları hemen temizleyin
Çiğ et suları kadar, filtrelenmiş su damlaları veya sebze poşetlerinde oluşan yoğuşma da bakteri transferine neden olabiliyor.
3. Sebzeleri depolamadan önce yıkamayın
Yıkanan ancak yeterince kurutulmayan sebzeler, buzdolabında nem oluşturarak mikroorganizmaların çoğalmasını kolaylaştırabiliyor.
4. Sebzelik çekmecelerini doğru kullanın
Yapraklı sebzeler ve yeşillikler için yüksek nem ayarı tercih edilmeli. Elma, armut, şeftali gibi olgunlaşırken etilen gazı üreten meyveler ise düşük nemli bölmede saklanmalı.
5. En çabuk bozulanları önce tüketin
Çilek, böğürtlen ve marul gibi hassas ürünleri haftanın ilk günlerinde kullanmak; havuç, lahana ve elma gibi dayanıklı ürünleri ise daha sonraya bırakmak gıda kaybını azaltıyor.
Buzdolabı temizliğinde asıl amaç mikroorganizmaların çoğalmasına elverişli koşulları ortadan kaldırmak. Düzenli temizlik, doğru sıcaklık ve uygun depolama alışkanlıkları sayesinde bakteri yükü önemli ölçüde azaltılabiliyor. Çünkü gıda güvenliğinde riski günlük yaşamda ihmal edilebilecek kadar düşük seviyelere indirmek. Başka bir deyişle, buzdolabınızda yaşam her zaman devam edecek. Önemli olan, bu görünmez sakinlerin kontrolü ele geçirmesine izin vermemek.
Odatv.com