Nurdoğan A. ERGÜN
[email protected]
Dünya genelinde tedarik zinciri krizleri, jeopolitik riskler ve esnek üretim ihtiyacı, sanayide eklemeli imalat (3D) teknolojilerini, üretimin merkezine taşıyor. Niş bir alan olmaktan çıkıp savunma, havacılık, otomotiv ve medikal gibi dev sektörlerin ana üretim modeli haline gelen küresel 3D baskı teknolojileri, prototip üretiminden nihai sanayi imalatına geçerek stratejik bir sektöre dönüşüyor. Son yıllarda yaşanan küresel krizler, üretimde hız, esneklik ve tedarik zinciri sorunlarıyla birlikte üreticinin önemli bir çözüm ortağı haline gelen 3D teknolojileri, 2025’te 30,5 milyar dolarlık hacme ulaştı. Özellikle dijital tedarik zincirlerinin güçlenmesiyle birlikte şirketlerin, bazı parçaları stoklamak yerine ihtiyaç anında üretme modeline daha fazla yönelmesiyle büyümenin devam edeceği ve önümüzdeki 5-10 yıllık dönemde bu teknolojilerin üretim süreçlerinde daha merkezi bir konuma geleceği öngörülüyor. Küresel pazarın 8 yılda 5,5 kat büyümeyle 169 milyar dolara çıkması bekleniyor. Malzeme olarak bakıldığında ise polimer bazlı baskıların yerini hızla dayanıklı metal teknolojilerine bıraktığı görülüyor. Yıllık yüzde 23,8 büyüme oranına sahip olan metal eklemeli imalat pazarının önümüzdeki 10 yıl içinde 145 milyar doları aşması öngörülüyor. Türkiye ise savunma ve havacılıktaki gücünü eklemeli imalat sanayiine aktararak bölgesel bir teknoloji üssü olmayı hedefliyor.
Pazarın %50’den fazlası ‘nihai parça’ üretimi
Uluslararası araştırma kurumlarının son verileri de küresel 3D baskı pazarındaki dönüşümü gözler önüne seriyor. Prototip aşamasını geçerek doğrudan fabrikalarda nihai parçaların üretimine odaklanan pazar, kontratlı üretim hizmetleri ve metal teknolojilerinin rüzgarıyla büyüyor. Fortune Business Insights, Grand View Research, Precedence Research ve alanın en otoriter yayını kabul edilen Wohlers Report verileri, 3D baskı ve eklemeli imalat teknolojilerinin sanayide bir tercih değil, ana üretim modeli haline geldiğini kanıtlıyor. Araştırmalar, 3D baskının geçmişteki “prototip/taslak hazırlama” imajını tamamen yıktığını gösteriyor. Eskiden üretimin yüzde 80’ini prototipler oluştururken, bugün parçaların yüzde 50’den fazlası doğrudan kullanılabilir fonksiyonel bileşenlerden ve seri üretim aparatlarından oluşuyor. Diğer yandan satılan 3D cihazlarının yüzde 77’den fazlasını ağır sanayi tipi yüksek kapasiteli endüstriyel makineler oluştururken, hobi ve masaüstü yazıcıların cirodaki payı yüzde 10’un altında kalıyor.
En büyük pay %28 ile havacılık ve savunmada
3D baskı teknolojilerinin sektörlere göre dağılımında ise zirvede yüzde 28 pay ile havacılık ve savunma sanayii yer alıyor. Kişiye özel ortopedik implantlar, dental çözümler ve cerrahi kılavuzlar sayesinde pazarın en hızlı büyüyen segmenti ise yüzde 20’lik pay ile sağlık ve medikal sektörü. Otomotiv sektörü içerisinde 3D teknolojilerinin pazar değeri ise 3,7 milyar dolar. Analizlerdeki en dikkat çekici detay ise iş modelindeki değişim. Sanayiciler artık yüksek makine yatırımı yapmak yerine kontratlı üretim hizmeti almayı tercih ediyor. 3D baskı ve fason üretim hizmetleri toplam pazarın yüzde 48’ini oluşturuyor. Toplam sektör gelirlerinde baskı hizmetleri yüzde 48 ile ilk sıradayken, makine ve servis satışı yüzde 26, hammadde yüzde 20, yazılım çözümleri ise yüzde 6 pay alıyor.
‘Sıfır fire’ ile sanayide yeşil dönüşümün yeni gücü
Geleneksel imalattaki malzeme israfına son veren eklemeli imalat (3D baskı) teknolojileri, sanayide sürdürülebilirliğin anahtarı haline de geliyor. Katman katman üretim modeli sayesinde fire oranlarını minimuma indiren teknoloji, hammadde, lojistik ve stok maliyetlerinde devrim yaratıyor. Eklemeli imalatın sürdürülebilir üretim hedeflerine sağladığı temel katkılar ise şöyle; yalnızca kullanılan kadar malzeme tüketilerek hammadde israfı engelleniyor. Optimum tasarımla üretilen komponentler hem ürün yaşam döngüsünü uzatıyor hem de enerji verimliliğini artırıyor. Yerinde ve talep üzerine üretim modelleri sayesinde devasa depolama ve uzun nakliye süreçlerine ihtiyaç kalmıyor. Dijital tasarımlarla anında üretim yapılarak bakım-onarım süreçleri hızlandırılıyor. Doğru malzeme, doğru tasarım ve doğru üretim senaryosuyla entegre edilen eklemeli imalatın, sanayinin geleceğindeki karbonsuzlaşma ve yeşil mutabakat hedeflerine en somut katkıyı sunan teknoloji olduğu vurgulanıyor.
250 milyon dolarlık ticaret hacmi bekleniyor
Özellikle savunma sanayii, havacılık, otomotiv, medikal teknolojiler, makine ve kalıpçılık gibi sektörlerde önemli bir üretim tecrübesine sahip Türkiye, eklemeli imalat alanındaki yetişmiş insan gücünü, üreticilerini ve küresel alıcıları tek bir çatıda toplamak amacıyla uluslararası bir organizasyona ev sahipliği yapacak. Yıldırım Ünverdi, Türkiye’nin eklemeli imalat ekosistemini güçlendirmek amacıyla EXPO3D İstanbul, 17-19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenleneceğini açıkladı. Türkiye’nin eklemeli imalat, 3D baskı, tasarım ve ileri üretim teknolojilerine odaklanan ilk ve tek ihtisas fuarı olması beklenen etkinlikte, endüstriyel 3D yazıcılardan ileri malzemelere, metal tozlarından polimer çözümlerine, yazılım ve simülasyon teknolojilerinden tarama, tersine mühendislik, kalite kontrol, otomasyon, son işlem ve üretim hizmetlerine kadar sektörün tüm paydaşları aynı platformda buluşacak. 100’ün üzerinde katılımcı firma, 120’den fazla marka, 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçi beklenen fuarda, yaklaşık 250 milyon dolarlık ticaret hacmi hedefleniyor. Amaç, eklemeli imalat sanayiinde Türkiye’nin merkez olması.
“Türkiye’nin kozu savunma sanayii ve tasarım”
Sektördeki küresel gelişmeleri ve Türkiye’nin konumunu değerlendiren EXPO3D İSTANBUL Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, eklemeli imalatın artık sadece bir imalat yöntemi değil, dijital tedarik zincirini ve rekabet gücünü yöneten stratejik bir akıllı sistem olduğunu vurguladı. Türkiye’nin eklemeli imalat alanındaki potansiyeline dikkat çeken Ünverdi, Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla ciddi bir ivme yakaladığını belirtti. Türkiye’nin asıl fırsatının sadece bu makineleri kullanan bir pazar değil, malzeme, yazılım, metal tozu ve nihai parça üreten bir ekosistem kurmak olduğunu ifade etti. Ünverdi, “Çin ve Hindistan gibi ülkeler standart ve seri imalatta öne çıkarken, Türkiye, yüksek mühendislik kabiliyeti, esnek üretim altyapısı ve stratejik coğrafi konumuyla fark yaratıyor. Savunma sanayimiz, İHA/ SİHA teknolojilerimiz ve havacılıktaki uluslararası başarılarımız, Türkiye’yi eklemeli imalatta bölgesel bir tedarik ve teknoloji merkezi yapabilecek güçte” dedi.
En hızlı büyüyen pazar Asya Pasifik
Coğrafi dağılımda ABD’nin uzay ve savunma hamleleriyle Kuzey Amerika yüzde 33-40 bandındaki pazar payıyla liderliğini koruyor. Otomotiv ve makine devleriyle Avrupa yüzde 25-26 payla ikinci sırada yer alırken, Çin, Japonya ve Güney Kore’deki seri imalat yatırımlarıyla Asya- Pasifik bölgesi yıllık yüzde 20-23’lük gelir artışıyla en hızlı büyüyen pazar olarak öne çıkıyor.