Perşembe günü Para Politikası Kurulu toplanacak ve politika faizine ilişkin kararını açıklayacak. Şu anda faiz koridorunun üst sınırı yüzde 40, politika faizi olarak bilinen ama son aylarda ‘sözde politika faizi’ konumuna düşen repo faizi yüzde 37 ve koridorun alt sınırı ise yüzde 35,5 düzeyinde. Yüzde 37 sözde politika faizi, çünkü hem Merkez Bankası’nın ortalama fonlama maliyeti yüzde 40 hem de bankaların kendi aralarında yaptıkları gecelik borç alıp verme işlemi sonucunda ortaya çıkan faiz yüzde 40 düzeyinde. Dolayısıyla ‘gerçek politika faizi’ yüzde 40.
Bu faizlerin yüksek olduğu açık. Elbette çok daha önemlisi mevduat ve kredi faizleri. Zaten politika faizinin şu ya da bu düzeyde belirlenmesinin arkasındaki temel amaç, önce bankaların kendi aralarında yaptıkları işlemlerde ortaya çıkan faizi, sonra da mevduat ve kredi faizlerini etkilemek. Ayrıca açıklanan politika faizi döviz kurunu anında etkiliyor. Bu yollarla enflasyonun ana belirleyicileri kur, girdi maliyetleri ve talep unsurları etkilenmeye çalışılıyor. Kredi faizlerinde 25 Mayıs verilerine göre durum şöyle: Ortalama tüketici kredisi faizi yüzde 62,5, ticari kredi faizi ise yüzde 53,2 düzeyinde. Mevduatın en yoğun olduğu vadelerde (1 ve 3 aya kadar) ortalama faiz düzeyleri ise,sırasıyla yüzde 46,6 ve 48,5. Bunların da yüksek oldukları açık. Özellikle de kredi faizleri çok yüksek.
Son iki yıldır yapabileceğini yapıyor para politikası
Peki Merkez Bankası’nın Perşembe günü faiz indirmesi mümkün mü? Elbette değil. Zira şu anda enflasyon yüzde 32,6 düzeyinde. Sadece şimdi mi? Ne gezer; son 11 aydır yüzde 30,9 ila yüzde 33,5 arasında çok dar bir alanda kaskatı kesilmiş durumda. Yok şu şok, yok bu şok. Ama sonuçta dikensiz gül bahçesi yok. Şoklar hayatın bir parçası. Bu kadar yüksek faiz oranlarına rağmen enflasyon düşmüyorsa, açık ki, uygulanmakta olan programda bir sorun var.
Para politikasında bir sorun var mı? Yaklaşık son iki yıldır yapabileceğini yapıyor para politikası; daha ne yapacak? Maliye politikasında bir sorun var mı? Borç düşük düzeyde. Deprem harcamalarına rağmen bütçe açığı patlamadı, aksine kontrol altına alındı. Buradaki sorun asgari ücretin ve çoğu emekli maaşının açlık sınırının altında olduğu bir ülkede üst gelir gruplarından alınan vergilerin artırılmaması ve vaktiyle otoyol, köprü, havaalanı yatırımları için verilen gelir garantilerinin gözden geçirilmemesi.
Liraya kalıcı güven sağlayamıyorsanız demek ki temel sorunlar var
Demek ki temel eksiklikler maliye ve para politikasının dışında. O eksikliklerin giderilmemesi maliye ve para politikasının etkinliğini son derece kısıtlıyor. Bu eksikliklerin neler olduğu malum; bu köşeyi izleyenleri bıktıracak düzeyde yazıp duruyorum. Şu pencereden bakmak lazım: Liraya olan güveni kalıcı olarak sağlayamıyorsanız, dövize yönelişi ancak bu kadar yüksek faiz ve döviz müdahaleleri ile engelleyebiliyorsanız, demek ki temel sorunlar var. Bu sorunlar şu soruların yanıtları ile ilgililer: Eylül 2021’de enflasyonu bir yılda yaklaşık 70 puan sıçratan para politikasına dönülebilir mi? Dönülmeyeceğinin garantisi var mı? Yargı sisteminin böyle çalıştığı bir ülke bırakın gelir düzeyini sıçratmayı, ekonomik istikrarı sağlayabilir mi?