Hep söylerim; dünyada Türkiye gibi kendi ulusal parasının değer yitirmesi gerektiğini söyleyen, söylemekten öte bunu uman, dört gözle bekleyen başka bir ülke herhalde yoktur. Çıkın sokağa ve mikrofon uzatın, vatandaşın TL’nin çok değerlendiği konusunda nasıl görüş birliği içinde olduğunu görürsünüz.
Peki TL gerçekten çok mu değerli? Bu soruya peşin peşin “Evet” diyenlere şunu sormalı:
“TL hangi hesaplamaya ve kime göre değerli ve ne kadar değerli?”
Nasıl yapacağız bu hesabı, nasıl belirleyeceğiz TL’nin ne kadar değerli olduğunu?
Bir kere belli bir tarihi başlangıç alacağız, bu kaçınılmaz. Madem dezenflasyon programı üçüncü yılını doldurdu, bugün için bu programın başlangıcını esas alalım. Şu durumda baz yılı 2023’ün mayıs ayı olsun.
2023’ün haziran ayından bu yılın mayıs ayına kadar geçen üç yılda enflasyon, TÜFE ve Yİ-ÜFE bazında ne kadar artmış, bu dönemde bir dolar ve bir eurodan oluşan sepet kurdaki artış ne olmuş? Bu en basit hesaplama. Bu hesaplamada dolar ve euro enflasyonu yok.
O zaman bir başka hesaplamaya bakmak gerekiyor; Merkez Bankası’nın reel efektif döviz kuru endeksine. Bu konudaki en bilimsel ve sağlıklı veri de bu zaten. Merkez Bankası Türkiye’nin dış ticaretinde önemli paya sahip ülkelerin döviz kurları ve bu ülkelerdeki enflasyonu dikkate alarak bilimsel bir hesaplama yapıyor. Merkez Bankası bu endeksi 2025 yılının ortalamasını 100 kabul ederek hesaplıyor, ben bu seriyi 2023’ün mayısını 100 varsayarak yeniden düzenledim. Ama veri esas itibarıyla tabii ki Merkez Bankası’na ait.
Hangi hesaba göre?
İlk soru bu; reel kur hangi hesaba göre yapılacak? En yaygın kullanılan enflasyon hesabı kuşku yok ki tüketici fiyat endeksiyle bulunan oran, yani TÜFE oranı.
Diğeri ise yurt içi üretici fiyat endeksiyle bulunan oran, yani Yİ-ÜFE oranı.
Mayıs 2023’teki reel kur endeksi 100 kabul edildiğinde TÜFE’yle oluşan seri bu yılın mayıs ayında 122’ye çıktı. Yani TL son üç yılda yüzde 22 değerlendi. Bu oranı çok basite indirgeyerek bugünlerde 45-46 dolayında olan doların yüzde 22 kadar artmasının makul olduğu söylenebilir.
Ama tek hesap yöntemi bu değil… Bir de Yİ-ÜFE’ye göre yapılan hesaplama var. Merkez Bankası’nın bu hesaplamasına göre 2023’ün mayıs ayında 100 olan reel efektif döviz kuru endeksi bu mayısta yalnızca 101’e çıktı. Yani reel kur üç yıl öncesiyle hemen hemen aynı düzeyde ve dolayısıyla TL’de reel anlamda bir değerlenme yok.
Hangisini esas almalı?
Önce şunu söyleyeyim; tabii ki bu iki oran da doğru. Ama kullanım yerine göre birini tercih etmek gerekiyor.
Döviz kurunun düşük kaldığından en çok yakınan iş aleminin, özellikle de üretim yapan sanayicinin enflasyonu üretici fiyatları endeksine göre bulunan oran. Dolayısıyla onlar açısından Yİ-ÜFE’ye göre olan reel kur endeksine bakmak gerekiyor ki orada da bir değerlenme yok.
Ama buna karşılık turizm sektörünü üretici fiyatlardan çok tüketici fiyatları ilgilendiriyor. Bu yüzden de bu kesim açısından TL’de reel bir değerlenme olduğu yönündeki yakınma daha anlamlı.
Vatandaş için de TÜFE
Vatandaşın dövizde artış beklemesi, hatta ummasının altında yatan en büyük etken hiç kuşku yok ki çok yüklü miktarda döviz tasarrufuna sahip olması.
Yine aynı şekilde değeri dövize bağlı olarak artan altın varlığı.
Dolayısıyla vatandaşın yaşadığı enflasyon TÜFE ile bulunan oran olduğuna göre onlar açısından da TÜFE bazlı hesaplamayla bulunan yüzde 22’lik reel değerlenme önemli.
En basit hesap ne söylüyor?
Merkez Bankası’nın yaptığı reel kur hesaplaması çok teknik ve karşı ülkelerin enflasyonlarını da dikkate alan karmaşık bir işlem. Verileri daha basite indirgemek de mümkün…
2023’ün mayıs ayındaki TÜFE ve Yİ-ÜFE’yi, ayrıca sepet kuru 100 kabul ederek tüm ayları kapsayan bir seri oluşturursak üç yıl önce 100 olan TÜFE bu mayısta 315’e, Yİ-ÜFE 250’ye, sepet kur ise 235’e çıktı.
Mayısta 315 olan TÜFE ile 235 olan sepet kur arasında yüzde 34’lük, 250 olan Yİ-ÜFE ile sepet kur arasında ise yüzde 6’lık bir fark var.
Diğer ülkelerin enflasyonu hiç hesaba katılmazsa TL’deki değerliliği yok etmek için TÜFE bazlı hesaplamaya göre sepet kuron yüzde 34 artması gerekiyor. Ama bu çok basit bir hesaplama ve reel kur değişiminin hangi düzeyde olması gerektiğini bulmak için karşı ülkelerin enflasyonunu da dikkate almak gerekiyor. Ben bu oranları yalnızca fikir vermesi için aktardım.
Ya enflasyon iyi ölçülmüyorsa…
Bu hesaplamaların tümü Türkiye’deki enflasyon ölçümünün doğru olduğu varsayımına dayanıyor. Yapılacak bir şey yok; eldeki malzeme bu!
Hadi TÜFE’nin bu üç yılda yüzde 215 değil de daha yüksek arttığını dile getirip öyle hesap yapalım; Yİ-ÜFE ne olacak, onu nasıl hesaplayacağız.
Kaldı ki Yİ-ÜFE’yi de bir şekilde hesaplayabilsek bile Merkez Bankası TÜİK’in resmi verilerini kullandığı için reel efektif döviz kurunu hesaplamak mümkün değil. “Bize ne reel kur endeksinden” de diyemeyiz ki, her türlü hesap ona göre yapılıyor, politikalar ona göre oluşturuluyor.
“Ama Türkiye Avrupa’dan pahalı”
Bu görüşü son zamanlarda o kadar çok sık duyuyoruz ki…
“Türkiye Avrupa’da neredeyse en pahalı ülke haline geldi.”
Çok doğru. Ama bu Türk parasının değerli olmasından kaynaklanmıyor ki.
Türkiye’nin pahalı olması çok başka bir konu ve zaten sorun burada yatıyor. Yoksa Türkiye’yi “döviz bazında” bir anda Avrupa’nın en ucuz ülkelerinden biri yapmak çok kolay. O da başka bir yazıya…