Ana içeriğe geç

Emlak vergilerindeki fahiş artışlar

Emlak vergilerindeki fahiş artışlar
Ekonomim.com
16

Hatırlanacağı üzere geçen yıl, emlak vergisi matrahının belirlenmesine esas arsa ve arazi değerlerinin takdirlerine ilişkin komisyon kararları üzerine yoğun itirazlar yükselmiş, takdir komisyonlarının afaki değerler belirlediği savunulmuş ve bu iddialarla binlerce dava açılmıştı.

Bunun üzerine kanun koyucu konuya el atarak, Emlak Vergisi Kanunu'nun, geçmişte bu konuda yaşanmış tartışmaları çözmek üzere 7061 sayılı Kanun'la eklenmiş geçici 23. maddesini, 7566 sayılı Kanun'la değiştirerek konuya bir çözüm getirmeye çalışmıştır.

Ancak 7061 sayılı Kanun'la 2018 genel beyan dönemi için getirilen önceki çözüm ile 7566 sayılı Kanun'la içinde bulunduğumuz dönem için getirilen çözüm, adaletsizliklere yol açacak derecede farklı şekilde oluşturulmuştur.

Önceki 7061 sayılı Kanun, uygulanmakta olan arsa ve arazi metrekare birim değerlerinin gelecek dönemler için en fazla yüzde 50 artırımlı olarak uygulanabileceğini öngörmüştü. Ancak 7566 sayılı Kanun'la getirilen düzenleme, arsa ve arazi metrekare birim değerleri ile hiç ilgilenmeksizin 2026 yılında alınacak emlak vergisinin tutarına yönelmiş ve 2026 yılının emlak vergisi tutarının, 2025 yılında alınan vergi tutarının iki kat fazlasını aşamayacağını hükme bağlamıştır.

Artış sınırı mı, üç kat vergi mi?

Görüldüğü gibi burada bir kelime oyunu yapılmış, “üç kat” denilmek yerine “iki kat fazlası” denilerek artış oranı dikkatlerden kaçırılmaya çalışılmıştır. Nihayetinde iki kat fazlası ve bir kat da kendisi olmak üzere toplam üç kat etmektedir. Nitekim belediyeler de böyle anlamış ve ortaya çok fahiş vergiler çıkmıştır. Çünkü hiç kimsenin taşınmazının değeri bir yılda yüzde 300 artmamıştır.

Bu arada vergi yargısı da arsa ve arazi metrekare birim değerlerine karşı açılan davaları, gelen iş yükü artışını, sokaklarda ve arazilerde bilirkişi incelemesi ile keşif yapılmasının getireceği yoğunluğu dikkate alarak, 7566 sayılı Kanun'la artışa zaten sınır çizildiği gerekçesiyle reddetmiş; istinaf mahkemeleri de bu kararları onamıştır.

Yargı, konuyu incelemeksizin kapatmıştır. Oysa açılan davalar emlak vergisi tutarlarına karşı değil, arsa ve arazi metrekare birim değerlerine karşıydı. Kanun ise bu değerleri değil, vergi artışını düzenliyordu. Vergi yargısı burada görevini yapıp belirlenen arsa ve arazi metrekare birim değerlerinin hukuksal denetimini gerçekleştirseydi, belki de artışlar daha düşük seviyelerde kalacaktı.

Vergi adaleti ve çözüm önerisi

Emlak vergisi, yüksek oranlı bir tür servet vergisidir. Ancak bunun yalnızca yüklü servet sahiplerini, çok sayıda taşınmazı olanları veya çok yüksek kira geliri elde edenleri vergilendirdiği düşünülmemelidir. Zar zor ev sahibi olmuş, kredi kullanarak veya borçlanarak taksitle başını sokacak bir eve sahip olmuş ya da ev alacak gücü olmayıp babadan kalma bir eve sığınmış emekli ailelerin taşınmazları da bu kapsamda yer almaktadır.

Geçen seneye göre bu derece yüksek artış, vergi ödemeye giden pek çok kişi için sürpriz olmuştur. Üstelik birçok mükellef, sınırın aşılması nedeniyle önümüzdeki yıl değerli konutlar vergisi ödemek durumunda kalmıştır. Bu da vergiden yakınanların bir kısmı için ilave bir sürpriz olmuştur.

Vergiden şikâyet edenlerin ve bu konuda bana ulaşan yakınmaların sayısı azımsanmayacak düzeydedir.

Bu şikâyetler gelecek yıl geometrik dizi şeklinde artacaktır. Çünkü 7566 sayılı Kanun öncesinde emlak vergisi, izleyen yıllarda yeniden değerleme oranının yarısı kadar artarken, artık her yıl yeniden değerleme oranı kadar artacaktır.

Bu durumu kabaca bir örnekle açıklamak gerekirse; 2025 yılında 20 bin lira emlak vergisi ödeyen emekli bir mükellef, 2026 yılında 60 bin lira vergi ödemek durumunda kalmıştır. Taşınmazdan elde ettiği bir servet geliri gerçekleşmemiş, gelirlerinde de bu ölçüde bir artış olmamış olsa bile bu vergiyi ödemek zorundadır. Gelecek yıl yeniden değerleme oranının yüzde 35 olacağı varsayımıyla ödeyeceği vergi ise 81 bin lira olacaktır.

Bu konudaki mükellef tepkilerini dindirmek, ağır vergi yükünü hafifletmek ve vergi adaletini sağlamak için benim önerim; 7566 sayılı Kanun'la düzenlenen geçici 23. maddedeki “iki kat fazlasını” ibaresinde yer alan “iki” rakamının “bir” olarak değiştirilmesidir.

Bu değişiklikle birlikte belediyelerin mağdur olmaması için, emlak vergisinin birinci taksidinde alınan fazla tutarın nakden iade edilmeyip sonraki taksitlere mahsup edilmek suretiyle iade edileceğinin de yapılacak kanun değişikliğinde öngörülmesi mümkündür.

Benden söylemesi. Takdir ise Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Yüce Meclis’te.

Kaynağa Git

İlgili Haberler