Türkiye otomotiv sanayii, 2025’te 41,5 milyar dolarlık ihracat yaptı ve bu rakam cumhuriyet tarihinin sektörel ihracat rekoruydu. Bu rakamın 15,8 milyar dolarlık kısmı oto yan sanayi ürünlerinden geldi. Türkiye’de üretilmiş (yerlilik oranı yüzde 55-70) araçların yüzde 70’ini ihraç ettik. Bir yılda ihraç edilen otomobil ve hafif ticari araç sayısı ise 1 milyon 57 bin adetti. Toplam araç üretim kapasitemiz 2,2 million adetin üzerinde ve bu verilerle Türkiye, dünyanın en büyük 12’nci, Avrupa’nın en büyük 5’inci üreticisi konumunda. Geçen yıl iç pazarda 1 milyon 368 bin 400 adet otomobil ve hafif ticari araç satıldı ve bu da rekordu.
2026 Ocak-Mayıs döneminde üretim ve iç pazarda daralma yaşansa da Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre ihracat, yüzde 2’lik artışla 16,6 milyar dolar oldu. Son dönemde sektörün rekabet gücü geriliyor, kaygılar artıyor. Aman nazar değmesin… Şimdi bu kadar rakam hatırlatmasını neden yaptım?
Önceki gün, Ford Otosan’ın iştiraklerinden Gembox Teknoloji Girişimleri A.Ş. ile Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi A.Ş.’nin ortaklaşa kurdukları ‘Future of Mobility Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun (Future Mobility GSYF) tanıtım toplantısına katıldım. Tabii ki birincil hedef Ford Otosan’ın küresel rekabet gücünü artırmak ama bu fonun destekleyeceği girişimler gelişip büyüdükçe otomotiv sanayimizin tamamına hizmet verebilecek işler ortaya çıkaracak. Fonun odaklanacağı öncelikli yatırım alanları, “Mobilite teknolojileri ve otomotiv, Endüstri 4.0, Sürdürülebilirlik, Müşteri deneyimi, Veri, yapay zekâ ve bağlantılı servisler, Enerji yönetimi, Şarj çözümleri, Batarya ve üretim teknolojileri” şeklinde sıralandı.
Ford Otosan Genel Müdürü Güven Özyurt, “Türkiye’nin, Avrupa ile birlikte geliştiren, üreten ve Avrupa müşterisinin ihtiyaçlarına esnek yanıt veren bir ekosistem oyuncusu olarak konumlanması, stratejik bir zorunluluk. Üretimden mühendisliğe, tedarik zincirinden müşteri deneyimine, ihracattan teknoloji geliştirmeye uzanan çok geniş bir sanayi ekosisteminin içindeyiz. 2019 yılında hayata geçirdiğimiz kurumsal girişim sermayesi şirketimiz Driventure, bugüne kadar çok önemli yatırımlara imza attı. Bu deneyimi şimdi daha geniş bir ekosistemin hizmetine açıyoruz. OEM’lerin, tedarikçilerin, stratejik yatırımcıların, teknoloji şirketlerinin ve girişimlerin içinde yer alabileceği kurumsal, güvenilir ve etkisi yüksek bir platform oluşturmayı hedefliyoruz. Future of Mobility GSYF’nin öncelikli amacı, sektörün tüm paydaşlarını aynı ortak hedef etrafında buluşturan bir platform yaratmak. Paydaşlarımızla beraber bu fonu büyütmek istiyoruz” dedi.
Gembox Teknoloji Girişimleri Genel Müdürü İlknur İlkyaz Gül ise fon ile sürdürülebilir mobilite için yeni nesil teknolojiler ve çözümler geliştiren girişimlere yatırım yapacaklarını vurguladı ve girişimleri sanayiyle, gerçek saha ihtiyaçlarıyla, veriyle, müşteriyle ve ölçeklenme imkânlarıyla buluşturmayı amaçladıklarını anlattı.
Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi A.Ş Genel Müdürü Özgür Temel de “İlk aşamada 50 milyon dolarlık büyüklük planladık. Türkiye merkezli mobilite teknoloji girişimlerine yatırım hedefliyoruz.”
Ford Otosan, günümüzde komple bir aracı, motoru da dahil, tüm süreçleriyle tasarlamak, geliştirmek ve test etmek için gerekli tüm birikim, yetenek ve altyapıya sahip ve Ford Avrupa’nın en büyük ticari araç üretim merkezi konumunda. 25 binden fazla kişiye istihdam sağlıyor, 2 binden fazla Ar-Ge mühendisi çalıştırıyor. Eskişehir Fabrikası, araç, dizel motor ve güç aktarma organlarını aynı merkezde üretebilen tek fabrika. 13 yıldır otomotiv sektörünün ve son 9 yıldır da Türkiye’nin ihracat şampiyonu. Ford Otosan’ın ‘her bir birimlik’ üretiminin Türkiye üretimine çarpan etkisi 3, GSYH’ya etkisi 1’e 6,5 ve istihdama etkisi 1’e 14. Bunlar çok büyük etki ve çarpan etkisi.
Kaynakları akıllıca kullanmak…
Future of Mobility GSYF’nin hedefleri Vehbi Bey’in yöneticilerine yazdığı bir mektuptaki cümleleriyle de çok örtüşüyor: “İnsanımızın yeteneklerinden, gücünden ve yaratıcılığından azami fayda sağlamak; verimliliklerini artırmak, gelişmelerine imkân tanımak, iş birliği ve dayanışmanın yeşerdiği bir çalışma ortamı yaratmak, Koç Topluluğu’nun kuşaklar boyu devamlılığını sağlamak için seçtiğimiz yoldur... Küçük ve büyük tasarrufların birleşmesini teşvik etmek üzere, sermayenin hakkı olan kârı hissedarlara sağlamak; çalışanlarımızın ve toplumun ekonomik ve sosyal gelişmesine yardımcı olmak üzere, faaliyetlerden kaynak yaratmak ve tüm kaynakların akılcı kullanımını sağlayarak savurganlığa ödün vermemek, ana ilkelerimizdendir.”
2-3 bin otomobil satılan ülkede fabrika kurulur mu?
Bu konuşmaları dinledikten sonra Koç Topluluğunun kurucusu merhum Vehbi Koç’un, bir zamanlar tamamı ithal olan ve yıllık ortalama 2-3 bin adet otomobil satılan Türkiye’de ‘bir an önce yerli oto üretme çabası’ geldi. İçimden “Bu fonu Vehbi Bey’in yerli oto üretme aşkına çok yakıştı” dedim. Düşünün; “Vehbi Bey’in ilk şirketlerinden biri 1928’de Ford Motor Company temsilciliğini (acenteliğini) alıyor. 1954’te Ford ile Türkiye’de otomobil üretmek için ilk görüşmelere başlıyor ama nafile… Ford yönetimini, yılda 2-3 bin otomobil satılan bir pazarda üretim yatırımına ikna etmek çok zor ama Vehbi Bey yılmıyor, ısrarını sürdürüyor. 1956’da, merhum Başbakan Adnan Menderes’ten Henry Ford II’ye hitaben tavsiye mektubu alıyor. Müdürleri Bernar Nahum ve Kenan İnal ile birlikte ABD’ye gidiyor, görüşüyor. Sonuç; 1959’da Otosan’ı kurarak üretime başlıyor. Otosan, şimdiki Akasya AVM’nin yerinde yıllarca üretim yaptı. D-100 Karayolu kenarındaki o fabrika herkesin çalışmak istediği bir efsaneydi ve bulunduğu yer yıllarca ‘otosan durağı’ olarak adlandırıldı. Koç Holding 2 yıl sonra Ford ile işbirliğinin başlamasının 100’üncü yılını kutlayacak.