İzninizle bu yazıya son derece sıkıcı birkaç klişe cümleyle başlayalım. Sürdürülebilir büyüme istiyorsanız, tasarruf etmelisiniz. Enflasyonu düşürmek istiyorsanız, tasarruf etmelisiniz. Kamu maliyesini güçlendirmek, bütçe disiplinini artırmak istiyorsanız, tasarruf etmelisiniz. Cari işlemler açığını düşürmek istiyorsanız, tasarruf etmelisiniz. Reel faizi düşürmek, kredi arzını artırmak istiyorsanız tasarruf etmelisiniz. Ekonomide herhangi “iyi” bir şey istiyorsanız, tasarruf etmelisiniz.
Türkiye’de mevduat gibi finansal büyüklükleri içeren istatistikler ve harcamalar yöntemiyle milli gelir istatistikleri gibi dolaylı bilgi sağlayan veriler dışında doğrudan tasarruf eğilimini ölçen istatistikler çok az. Bunlar da genel nitelikli istatistikler. Örneğin sadece İstanbulluların, esnafın yada üniversite öğrencilerinin tasarruf eğilimlerini bilmiyoruz. Kimin hangi tasarruf aracını tercih ettiğini, hangi kesimin risk algısının yüksek olduğunu vs bilmiyoruz. Bu yüzden bu konuda yapılan her çalışma değerli.
ING Türkiye her üç ayda bir tasarruf eğilimleri araştırması yapıyor. Oldukça detaylı veriler içeren çalışmanın 2026 yılı ilk çeyrek sonuçları açıklandı. Çalışmada çok dikkat çekici bulgular var. Bugün bunlara bakarak tasarruf davranışı ile ilgili bir iki ipucu yakalamaya çalışalım.
Türkiye’nin yarısının tasarrufu yok: Araştırmaya göre Türkiye’de tasarrufu olanların oranı yüzde 51. Zaten düşük olan bu oran ayrıca geriliyor da. Mesela bir yıl önce, yani 2025’in ilk çeyreğinde tasarrufu olanların oranı yüzde 54’müş. Demek ki son bir yılda örneklemin yüzde 3’ü tasarrufunu kaybetmiş. Tasarruf edememenin en önemli nedenleri tahmin edebileceğiniz gibi yeterli gelirin olmaması veya zorunlu harcamaların yüksek olması. Zaten o da yeterli gelir olmaması anlamına geliyor. Aslında tasarruf etmeme nedenlerini detaylı incelediğinizde verilen tüm yanıtların “yeterli gelirim yok” başlığı altında toplanabileceğinizi fark ediyorsunuz.
Kadınlar daha çok tasarruf ediyor: Araştırmanın ilgi çekici bulgularından birisi kadınların daha çok tasarruf etmesi. Cinsiyetler arasında fırsat ve hak eşitliğini sağlamak elbette ki en önemli ahlaki amaçlarımızdan birisi olmalı ama aynı zamanda görüyoruz ki, daha çok kadının çalışması, daha çok parayı kadınların kontrol etmesi, ekonominin her alanında kadın varlığının güçlenmesi, tasarrufları da artıracak, ekonomiyi de bu yönden ayrıca güçlendirecek.
Tasarrufların neredeyse yarısı yok hükmünde: Türkiye’de tasarruf edenler bu tasarruflarını ortalama 2,1 adet tasarruf aracında değerlendiriyormuş. Yani tasarrufunuzun bir kısmını vadeli mevduat yaparken, bir kısmıyla da altın almak gibi. Bu yüzden araştırmadaki tasarruf tercihlerini topladığınızda yüzde 210 çıkıyor. Bunu alıştığımız üzere yüzde 100 üzerinden yeniden dağıtırsak, şunu görüyoruz: Tasarrufların yüzde 40’ı çeşitli yastık altı araçlarda. Ayrıca yüzde 7’si de ev ya da araba gibi araçlarda.
Bu tasarruflar kullanışsız. Neden mi? Çünkü yastık altı tasarruflar elbette tasarruftur ama finansal sisteme girmediği için en başta saydığımız faydalardan hiçbirini gerçekleştiremez. Ekonomiyi büyütmez, enflasyonu veya reel faizi düşürmez. Belki cari işlemler açığını küçültebilir ama eğer yastık altı tasarruflar altın gibi ithal edilen mallara dayanıyorsa, o da gerçekleşmez. Diğer bir konu ev yada araba gibi yüksek miktarlı malları alanların bunu tasarruf olarak tanımlaması. Vatandaş hem kullanım değeri olan hem de yeniden satış değeri olan ev ve araba gibi malları aldığında “tasarruf ettim” diye düşünebiliyor ama aslında bunlar tasarruf değil. Öyle olsaydı ev alana “tasarruf etti” derken, evini satana “da tüketim yaptı” dememiz gerekirdi ve iki ifade de yanlış olurdu zaten.
Dolayısıyla yastık altı (yani finansal sistem dışı) tasarruflarla gerçekte tasarruf olmayan araçları çıkardığımızda, tasarruf tercihlerinin yaklaşık yarısının ekonomik açıdan işe yaramadığını görüyoruz.
Sonuç olarak araştırma bize diyor ki, Türkiye’de gelir düşük, dolayısıyla tasarruf imkanları sınırlı, mevcut tasarrufların yaklaşık yarısı ekonomik açıdan işe yaramaz durumda. Kalanların içinde de yine altın ve döviz cinsi tasarruflar oldukça yüksek. Yani para politikasından daha az etkileniyor. Bu bulguların her biri için “neden” diye sormamız gerekiyor. Neden tasarruf ederken TL araçları çok tercih etmiyoruz? Neden tasarruflarımızın yarısını finansal sisteme sokmuyoruz? Neden pek çok insanın geliri tasarrufa izin vermiyor?
Son olarak da şunu söylemek lazım. Bu az ve dağınık tasarruf temelini çok etkin bir şekilde kullanmamız, bunları en doğru yatırımlara yönlendirmemiz, tasarrufları teşvik etmemiz lazım. Bunu yapabiliyor muyuz? Enflasyonla etkin bir şekilde mücadeleye başladığımız an, işte bunları yapabildiğimiz an olacaktır.