Ana içeriğe geç

Elon Musk dâhi mi, soytarı mı? (5) Hükmümü açıklıyorum

Elon Musk dâhi mi, soytarı mı? (5) Hükmümü açıklıyorum
Ekonomim.com
16

Son beş yıldır “Elon Musk dahi mi, soytarı mı?” başlıklı yazılar yazıyorum. Geçen hafta, SpaceX’in rekor halka arzından sonra bu konuda nihai hükmümü verdim; Elon Musk asrımızın en büyük dâhilerinden biri. Dehası sadece yeniden kullanılabilir roketler gibi teknolojileri uygulamaya koymasından gelmiyor. Elon, aynı zamanda jeoekonomik trendleri, devlet-şirket ilişkilerini ve siyasetin seyrini –muhtemelen içgüdüsel olarak- emsali olan diğer iş insanlarından çok daha iyi okuyor. Teknik becerisi, sosyal trendleri okuma kabiliyeti ve tükenmek bilmeyen icra hevesiyle birleşince, Elon Musk dünyanın ilk dolar trilyoneri oldu.

Elon Musk düşündüğümüzden çok daha büyük oynuyormuş

2021’de yazmıştım: Elon Musk, Tesla ve SpaceX’teki iş modellerini, kamu desteklerinin yöneleceği alanları iyi kestirip de kurmuştu. Tesla’da yeşil teknolojiler ve elektrikli araçlara verilen destekler, SpaceX’te ise uzay faaliyetlerinin icrasının NASA yerine kamu fonlarıyla özel şirketlere taşınmasını önceden öngörebilmişti. SpaceX yıllardan beri savunma sanayiine egemen olan maliyet + kâr marjı fiyatlama sistemini değiştirip Amerikan devletini yalnızca fiyat üzerinden alım yapmaya ikna etti. Böylece inovasyonun önü açıldı; zira kısıt olmazsa inovasyon olmaz. Maliyetleri düşürmek isteyen SpaceX, yeniden kullanılabilen roketleri geliştirdi. Bu sayede uzay faaliyetlerinin verimliliği görülmemiş bir biçimde arttı. Maliyetlerin düşmesiyle SpaceX, alçak yörüngeleri Starlink uydularıyla doldurup tüm dünyaya (Türkiye hariç!) internet hizmeti vermeye başladı. Örneğin, Çinli Spacesail şirketi aynı işi yapmaya çalışsa da yeniden kullanılabilir roket teknolojisinde çok geride olduğu için bunu henüz başaramıyor.

2022’den itibaren Elon Musk’ın -o zaman benim de tam olarak izah edemediğim- değişik adımları gelmeye başladı. Önce Twitter’ı, o zamanın parasıyla iyi paraya, 44 milyar dolara satın aldı. Bunun üzerime, Twitter’ın Elon’ın birçok ülkede kamuyla ilişkilerde denge gerektiren diğer işlerinin başına bela olacağını söylemiştim. Bu konuda da kısmen haklı çıktım. 2024’te Brezilya, seçim sürecinde Twitter (yeni adıyla X) ile çatışınca, SpaceX’in Starlink lisansını iptal etti.

Ancak anladık ki Elon Musk düşündüğümüzden çok daha büyük oynuyormuş. Bunun en güzel örneklerinden birini ABD’de 2024 yılındaki başkanlık seçimlerinde gördük. X’in artık ayrımcı ve kutuplaştırıcı söylemleri eskisi gibi bastırmayan yeni algoritması, Donald Trump’ın seçilmesinin önünü açan faktörlerden biri oldu. Elon Musk, Trump yönetimine katıldı. Bir ipte iki cambaz oynayamayacağı için bu iki ismin ilişkisi de pek uzun ömürlü olmadı ve yolları ayrıldı. Ama Elon ile Donald Trump’ın yakınlaşması, Silikon Vadisi’ndeki yeni sağ düşüncenin Trump yönetimi üzerinde ciddi nüfuz sağlamasına yardımcı oldu.

Elon dünya siyasetine yön vermeyi başardı ama doğru düzgün para kazanmayan X de elinde kalmıştı. Tam da bu sırada Silikon Vadisi’nde büyük dil modeli balonu şişmeye başladı. Bu modelleri yapan OpenAI ve Antrophic rekor değerlemelerle yatırım alıyordu. Elon, OpenAI 2015’te kurulduğunda zaten ilk yatırımlarından biriydi. Çok iyi bildiği bu iş için en iyi veri kaynağının X’te olduğunu fark etti. Önce insanlığın en büyük yazışma kayıtlarından biri olan X’in arşivini, başkaca yapay zekâ botlarının işlemesini önlemek için gerekli tedbirleri aldı. Sonra, Grok diye temelde X verisiyle eğitilmiş büyük bir dil modeli geliştirdi. Ardından önce X ile xAI’yı birleştirdi ve sonrasında xAI’yı SpaceX’in içine sokup geçtiğimiz hafta ikisini birlikte halka arz etti. Bu arada, ChatGPT’yi geliştirip 2022’de kullanıma açan OpenAI’ın halka arzının henüz gerçekleşmediğini de not edelim.

SpaceX’in egemenlik iddiasına yatırım yapılıyor

SpaceX’in borsadaki değeri şu an 2,5 trilyon doların üzerinde. Yatırımcılar SpaceX’e neden bu kadar değer atfediyor? Şu an dünyaya internet hizmeti veren uyduların çoğu SpaceX’e ait. Yörüngeye sınırsız sayıda uydu atılamadığı için bu önemli bir unsur. Dahası bu uyduları uygun maliyetle atabilecek teknoloji de sadece SpaceX’te. Geliştirdikleri Starship ile hâlâ birbirini yiyen ABD ve Rusya’nın yönetemediği uluslararası uzay istasyonunun ikmal işlerini de yakında alacaklar. ABD’nin birkaç önemli yapay zekâ büyük dil modeli arasında yer alan ve X sayesinde insanlığın en canlı metinlerinden beslenen Grok da SpaceX’e ait. Elon “uzayda kurulacak veri merkezleri” gibi makyaj unsurlarıyla da yapay zekâ-uzay kesişimindeki bu hikâyeyi kuvvetlendirdi. Ancak esas espri, hiçbir devletin egemen olmadığı iki yerde SpaceX’in önceden bulunması. Bunların birincisi uzay, ikincisi ise yapay zekâ alemi. SpaceX’e yatırım yapanlar, şirketin bilançosuna değil; egemenlik kurma iddiasında olduğu bu alemlere yatırım yapıyor.

Hollanda devleti 1602’de Hollanda Doğu Hindistan Şirketi’ne Hint Okyanusu’nu kolonileştirmek için münhasır lisans vermişti. Bu şirket aynı zamanda tarihte kurulan ilk anonim şirketti. Doğu Hindistan Şirketi, uzun bir dönem bu coğrafyaya hükmetti ve ortaklarının inanılmaz ölçüde zenginleşmesini sağladı. Bugün SpaceX’in kolonileştirdiği yerlerde köleleştirilecek insanlar yaşamıyor. Ancak egemenlik açısından konumunu Hollanda Doğu Hindistan Şirketi’ne benzetebiliriz. Elon Musk’ın dehası, teknolojiden önce devletin hangi fonksiyonlarının özel şirket mimarisine taşınacağını görmesidir. Bu sayede Afrika’dan çıkıp ABD’ye göç eden bir adam, tarihin ilk dolar trilyoneri oldu. Türkiye gibi orta güçler “kendi Elon Musk’ımızı çıkaralım” romantizmine kapılmak yerine, hangi Elon Musk’larla ittifak mimarileri kuracağını düşünse fena olmaz.

Kaynağa Git

İlgili Haberler