Geçtiğimiz haftadan bu haftaya uzanan, uzun bir merkez bankaları haftasındayız.
Geçtiğimiz haftayı içeride TCMB’nin, dışarıda Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) kararlarıyla kapatırken, bu haftanın en önemli gündemi Japon Merkez Bankası (BoJ) ile yeni başkan yönetiminde ilk sınavına çıkan ve gelecek projeksiyonlarını gördüğümüz ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz kararları oldu.
Fakat her şeyin çok hızlı değiştiği küresel belirsizlik ortamında, bir hafta içinde bambaşka bir noktaya evrildik.
28 Şubat 2026'da ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ‘savaş’ artık sonlanma noktasına geldi.
Yaklaşık beş haftalık çatışmanın ardından, ABD ve İran 7-8 Nisan'da İsrail'i de kapsayan geçici bir ateşkes anlaşmasına varmışlardı; ancak bu anlaşma zaman zaman alevlense de bir türlü kalıcı bir anlaşmaya dönüştürülemedi. Taraflar arasındaki ilişki hep kırılgan bir safhada seyretti.
Fakat son dönemdeki en önemli gelişme, 14 Haziran'da arabulucuların çatışmayı 60 gün içinde resmen sona erdirmeyi amaçlayan ve 19 Haziran'da imzalanması planlanan bir mutabakat zaptı açıklaması oldu, sanırım. Çok büyük olasılıkla 19 Haziran 2026 Cuma günü İsviçre’de bir barış anlaşmasının imzalandığını göreceğiz.
Çok kırılgan bir zemin üzerinde hareket edildiği unutulmamalı
İran Savaşı'nın sonlandığını söylemek için henüz erken, ancak barış sürecinde olduğumuzu da rahatlıkla söyleyebiliriz. Nisan ayından bu yana zımnen de olsa yürürlükte olan bir ateşkes varken, şimdi artık üzerinde müzakere edilmiş bir çerçeve var. 14 Haziran tarihli bir mutabakat zaptı ve 19 Haziran için belirlenmiş bir imza tarihi mevcut. Üstelik bunlar söylem düzeyinde kalmayıp barışa yönelik gerçek ve somut adımlar.
Fakat yine de ihtiyatlı olmakta fayda var. Çok kırılgan bir zemin üzerinde hareket edildiğini unutmamak gerekiyor. Çatışmanın kesin olarak sona ermesinden ziyade, imzadan sonra şartların kesinleştirilmesi için 60 günlük bir süre belirlendi. "Bir barış süreci devam ediyor" demek doğru, ancak mutabakat zaptı gerçekten imzalanıp yürürlüğe girene kadar "savaş sona erdi" veya "barış sağlandı" demek için henüz erken.
Geçtiğimiz hafta Barış Kararı gelmeden önce Avrupa Merkez Bankası (AMB) 11 Haziran 2026 tarihinde; İran savaşı nedeniyle artan enflasyonist baskıların etkisiyle faizlerde 2023 sonrası ilk kez faiz artışı kararı aldı.
AMB; enflasyonun orta vadede yüzde 2 hedefinde istikrar kazanmasını sağlamak amacıyla 0,25 puanlık bir faiz artışı gerçekleştirdi. Bu kararın temelinde, bankanın Orta Doğu'daki savaşın enflasyon baskısı yarattığı ve faiz oranlarını artırma kararının şokun nasıl gelişebileceğine ve Euro Bölgesi'nin orta vadeli görünümünü nasıl etkileyebileceğine ilişkin temel senaryoların değerlendirilmesi yer alıyor.
AMB, yaptığı açıklamada, savaşın neden olduğu belirsizliği yönetmek için iyi bir konumda bulunduklarını belirterek durumu yakından izleyeceklerini ve uygun para politikası duruşunu belirlemek için veriye dayalı, toplantıdan toplantıya değişen bir yaklaşım izleyeceklerini söyledi. Banka ayrıca belirli bir faiz oranına önceden bağlı kalmadığının da altını çizdi.
Başkan Lagarde’ın basın toplantısı yine ders niteliğindeydi.
Lagarde “Bizim işimiz fiyat istikrarı. Bizim işimiz, hepinizin aşina olduğu ve mümkün olduğunca şeffaf olmaya çalıştığımız tepki fonksiyonunu dikkatlice takip etmek, böylece tahmin edilebilir olmak. Ve açıkçası, elimizdeki rakamlar, enflasyon görünümü, enflasyonun yukarı yönlü riski, tüm senaryolara karşı kararın sağlamlığı ve her koşulda geçerliliğini koruması göz önüne alındığında, bir de bunlara ek olarak revize edilmiş 2026 büyüme tahminimizin Mart ayına göre %0,1 puan düşüşle %0,8, 2027 yılında %1,2 ve 2028’de de %1,5 olması gerçeğini de eklersek, büyümenin olmadığı veya önemli bir tehdit altında olduğu bir ortamda değiliz. Yapısal reformlarla, ticarete engel teşkil etmeyen bir Avrupa pazarını teşvik ederek, tasarruf ve yatırım birliği kurarak ve benzeri yollarla çok daha fazlası yapılabilir” dedi.
Bu hafta salı günü (16.06.2026) Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz oranlarını artırdığını gördük. Önceden iletişimi yapıldığı için sürpriz olmayan faiz artışının en önemli yanı 31 yıl sonra Japonya’da faizlerin yüzde 1 seviyesinde olması. Karar 7’ye karşı 1 oy ile alındı.
BoJ açıklamasında; Japonya ekonomisinin Orta Doğu'daki durumun etkisiyle kısmen zayıflıklar göstermesine rağmen orta derecede toparlandığı belirtildi. Yüksek ham petrol fiyatlarının ekonomik aktivite üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturmasına karşılık, ekonominin genel olarak yüksek kurumsal kâr seviyeleri ile istihdam ve gelir durumundaki iyileşme gibi faktörler tarafından desteklendiğine dikkat çekildi. Bu bağlamda, Japonya ekonomisinin genel olarak yavaşlamış olsa da ılımlı bir şekilde büyümeye devam etmesini bekleyen temel senaryo ile uyumlu olarak geliştiği vurgulandı. Ancak, ham petrol fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan fiyat geçişlerinin, işletmeler arası işlemlerde nispeten hızlı bir şekilde ilerlemekte olduğu, bu durumun geniş bir yelpazede ürünlerde tüketici fiyatlarında artışa yol açabileceği riski dikkate alındığında, orta ve uzun vadeli enflasyon beklentilerinin de yükselmeye devam ettiği gerçeği de ortadayken, temel TÜFE enflasyonunun %2'lik fiyat istikrarı hedefinin üzerinde bir seviyeye doğru yukarı yönlü sapma riski bulunması gerekçesi ile bu faiz artışına gidildiği belirtildi.
Fed’in metni sade ve şahin olarak algılandı
Çarşamba günü ise Fed’in yeni Başkanı Kevin Warsh, başkan sıfatıyla ilk defa basının karşısına geçti. Politika metninde en somut ve ölçülebilir fark metnin uzunluğu oldu. Politika metni, son toplantılardaki 300'ün üzerindeki rakamlardan yaklaşık 130 kelimeye düşmüş. Bu da yaklaşık yüzde 60'lık bir azalma anlamına gelmekte. Bu yapısıyla Fed’in politika metni sade ama şahin bir metin olarak algılandı. Metindeki kısalma aslında daha derin bir değişimin belirtisi gibi gözüküyor. Fed, ileriye dönük yönlendirmeyi tamamen bırakmak üzere. Diğer bir ifadeyle 2008 krizi öncesi yapısına geri dönüyor sanki Fed. Bunların yanında, ‘verimlilik’ kavramı Ağustos 2021’den bu yana ilk kez metne girdi.
Projeksiyonlar kısmında; Faiz tavanının 2026, 2027 ve 2028 için yukarı yönlü güncellendiğini gördük. 2026 yılında en az bir faiz artırımı artık Fed’in resmi olarak gündeminde. Fed 2026 yıl sonu enflasyon tahmini 2,7’den 3,6’a keskin bir şekilde artırırken, 2027 enflasyonu tahmini 0,1 puan artırılmış.
Basın toplantısında Başkan Warsh’ın; “Fed'in görevi, ikinci tur fiyat etkilerinin oluşmamasını sağlamak” söylemi aslında geçtiğimiz haftadan bu haftaya sarkan merkez bankalarının ana endişesi olarak gözüküyor.