Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) bugün toplanıyor. Kurulun kararı, her zamanki gibi saat 14.00’te açıklanacak. Piyasaları şimdiden PPK heyecanı sarmış durumda.
Anketlerde öne çıkan görüş, faizlerde değişiklik yapılmayacağı yönünde. Ancak Banka’nın politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37’den yüzde 40’a yükseltmesini bekleyenler de var.
Örneğin Garanti BBVA analistleri Adem İleri ve Berfin Kardaşlar, cuma günü yayımladıkları notta şu değerlendirmeyi yapıyordu: “Çatışmayı çevreleyen belirsizliğin sürmesi, artan enflasyon riskleri, son iç siyasi gelişmeler ve finansal istikrar kaygıları nedeniyle Merkez Bankası’nın politika faizini mevcut fonlama maliyeti olan yüzde 40’a yükseltmesini bekliyoruz.” Analistler bu adımı, politika faizi ile ağırlıklı ortalama fonlama maliyetini eşitlemeye yönelik bir düzenleme olarak görüyor.
Politika faizi 23 Ocak’tan bu yana yüzde 37 seviyesinde
PPK kararı hakkında tahminde bulunurken öncelikle “Faizin seviyesi şu anda yeterince sıkı mı?” sorusuna yanıt aramak gerekiyor: Mevcut politika faizini değerlendirirken yalnızca yıllık TÜFE’ye değil, gelecek 12 aya ilişkin enflasyon beklentilerine, aylık çekirdek enflasyonun ima ettiği eğilime ve mevsimsellikten arındırılmış göstergelere de bakmak gerekiyor.
Politika faizi 23 Ocak’tan bu yana yüzde 37 seviyesinde bulunuyor. Eğer TCMB’nin yıl sonu enflasyon tahmini olan yüzde 26 baz alınırsa, yaklaşık 11 puanlık pozitif reel faiz söz konusu. Bu açıdan bakıldığında para politikası hâlâ yeterince sıkı görünüyor.
Ancak mayıs ayında yüzde 2,92 olarak gerçekleşen aylık çekirdek enflasyon farklı bir tablo ortaya koyuyor. Bu düzeydeki aylık enflasyonun yıllıklandırılmış karşılığı yaklaşık yüzde 41’e denk geliyor. Dolayısıyla çekirdek göstergenin işaret ettiği eğilime göre para politikasının yeterince sıkı olup olmadığı tartışılır.
Buna rağmen, son aylarda “bekle-gör” yaklaşımını benimseyen Merkez Bankası’nın bugünkü toplantıda faizi sabit tutacağını düşünüyorum. Banka, genellikle tek aylık verilere aşırı tepki vermekten kaçınıyor. Büyük ölçüde enerji şokundan kaynaklandığını değerlendirdiği son çekirdek enflasyon artışının kalıcı mı yoksa geçici mi olduğunu görmek isteyecektir. Kur tarafında ciddi bir baskının bulunmaması da faiz değişikliğine gitmemek konusunda elini rahatlatacaktır.
Peki, faiz indirimi olur mu? Açıkçası bunu pek olası görmüyorum. Çekirdek enflasyonun yüzde 2,92 seviyesinde bulunduğu bir ortamda faiz indirimi yapmak zor. Enflasyonun hedeflenen yüzde 24 ve tahmin edilen yüzde 26 patikasına gerçekten girdiğinden emin olmak için birkaç aylık daha veriye ihtiyaç var. Bunun için çekirdek enflasyonun yüzde 2’nin altına, aylık TÜFE’nin ise yüzde 1-1,5 bandına gerilemesi ve hizmet enflasyonunda belirgin bir yavaşlama görülmesi gerekiyor.
Toplantıda faiz artırımına yüksek olasılık vermiyorum
Bugün politika faizinde bir artış olur mu? Enflasyon beklentilerinin hala tam anlamıyla düzelmemiş olmasına bakarak bunun ihtimal dışı olmadığını söyleyebilirim. Ancak bugünkü toplantıda faiz artırımına yüksek bir olasılık vermiyorum.
Bu nedenle mevcut veriler ışığında en olası ve belki de tutarlı kararın, politika faizini sabit tutarken sıkı duruş mesajını korumak olacağını düşünüyorum.
Konuya daha teknik açıdan bakanlar, olası bir faiz artırımının mutlaka ek sıkılaştırma anlamına gelmeyeceğini; bunun daha çok politika faizini ağırlıklı ortalama fonlama maliyetiyle uyumlu hale getirmeyi amaçlayacağını belirtiyor. Haklı olabilirler ama buna rağmen ben yine de Merkez Bankası’nın bugün faiz artırımından kaçınacağını düşünüyorum.
Siz bu yazıyı okurken Merkez Bankası kararı çoktan açıklanmış olabilir. Yazıyı okuduktan sonra “Bu kez tutturmuş” ya da “Tamamen yanılmış” diye düşünenler de çıkacaktır. Ancak başlığı her ne kadar bir tahmini çağrıştırsa da bu yazının amacı bir karar tahmininde bulunmaktan ziyade, mevcut görünümü değerlendirmek ve bundan sonraki para politikası kararlarını analiz ederken kullanılabilecek bir çerçeve sunmaktır. Bu nedenle yazıyı, bugünkü karara ilişkin bir öngörüden çok, kararların hangi koşullar altında şekillendiğini anlamaya yönelik bir değerlendirme olarak okumakta fayda var.