Aslında politik olmakla politika üretme arasında nerede durmak gerektiğini anlatmak istiyorduk. Ülkede yaşananlar karşısında bir şey yapamasak bile nerede durduğumuzu açık etmemiz gerekiyor. Topal karınca misali, yangına su eriştirmemiz mümkün olmasa bile, bizim neden ve kimden yana olduğumuzu açıkça göstermek, yurttaş olmanın temel sorumluluklarından biri. Sorumluluklarımızı yerine getirerek, işimizi tam, doğru ve temiz yapabilmenin araçlarından biri “iş teorisi”. Yurttaş sorumluluğunun bilincinde olmak anlamlıdır ama ondan da anlamlı olanı günlük jargonları tekrar etmek yerine “faydalı bilgiyi çeşitlendirerek çoğaltacak” yolu izlemektir.
Peter F. Drucker, iş yönetimine yaptığı büyük katkıları ekonomi alanında yapsaydı, Nobel Ödülü sahibi olurdu. İş yönetimini alışkanlık konforundan kurtararak bilimin bir dalı haline getiren bu büyük düşünce insanının “İş Teorisi” konusunda yazdıkları yaşamın bütün alanlarına ışık tutar.
Varsayımlarımız çok önemlidir
Drucker diyor ki, “ Krizlerin her birinin temel nedeni işlerin kötü yapılmakta olması değildir. Neden yanlış şeylerin yapıldığı da değildir. Aslında çoğu durumda doğru şeyler yapılmaktadır: ama sonuç alınamamaktadır. Görünürdeki bu çelişkinin neden kaynaklanır? Örgütün üzerinde yükseldiği ve yürüdüğü varsayımlar artık günümüz gerçekliğine uymamaktadır. Bunlar her örgütün davranışını biçimlendiren, neyin yapılması, neyin yapılmaması gerektiğine ilişkin kararlarını dikte eden ve örgüt açısından anlamlı kabul edilebilecek sonuçları tanımlayan varsayımlardır”
Yaşamın her alanında varsayımlar zihnimizin temel araçlarıdır. Varsayımların önemini Stephen Hawking gerçeklik tanımı yaparken bir dâhinin yapabileceği netlikte anlatır: “ Gerçeklik diye bir şey yoktur; zihni modele göre gerçeklik vardır. Zihni modelinizin varsayımlarını değiştirirsiniz, gerçekliğiniz de değişir.”
Kültür, insanların inandıkları, bildikleri ve düşündükleridir; kültürün etkilerini belirleyen de açık ya da örtük toplumsal varsayımlarımız. Yaşam ve yaşamın bütün bileşenlerinde sürdürülebilirlik önemliyse, sürdürebilirliği güven altına alacak olan da kültürümüzün varsayımlarıdır. Ekonomik büyümeyi sürdürebilmek için sermaye gerek şart, yararlı bilgi yeter şartsa; yararlı bilginin üretilmesinin hızlanmasını sağlayan varsayımlarımızı sürekli sorgulamalı, yeni durumları kavrayan zihni modelimizi kurgulamalı, gerçekliklerimizi belirlemeliyiz.
İş teorisi nedir?
Drucker iş teorisinin üç parçadan oluştuğunu söyler: Birincisi, örgütün içinde bulunduğu çevreyle ilgilidir: Telmo Pievani yaşamın direnme, çoğalma ve ulaşılan mekanı doldurma üzerinde kurulu olduğunu söyler. Yaşayan bir varlık olan örgütler de içten ve dıştan gelebilecek tehlikelere karşı direnmeden varlığını sürdüremez. Örgüt küresel ölçekte jeopolitik gelişmeler, hükümet kararları, işgücündeki değişimler, nüfus hareketleri, kültürel algılar, teknoloji, pazarlar, müşteriler gibi değişik alanlarla ilgili varsayımlarını sürekli gözden geçirmeli. Varsayımlar sorgulamadan Harari’ nin dediği gibi, aşırı basitleştirilmiş tarihsel anlatımlar üzerine kurulu zihinsel sabitlere dayalı davranırsak, İsrail’in bugün düştüğü duruma düşeriz. Cumhurbaşkanı Herzog’un dediği gibi,” İsrail toplumunda korkunç bir süreç başlıyor; vahşileşme süreci!”. İsrail’de vahşileşmenin aktörleri; siyaset biliminde, “düşmanını öretmen yapma yerine, düşmanını benzeme” kuramı üzerinde biraz düşünebilselerdi, ülkenin Cumhurbaşkanı vahşileşme sürecinden söz edecek gerekçe üretemezdi.
İkincisi,örgütün özgül misyonuyla ilgili varsayımlarıdır: Vazgeçilmez ideal ve yaratmak istenen sonuçlara göre tanımlanmış görevlerle ilgili varsayımlar gelişmelerin yönünü ve hızını belirler. Örgütün misyonunu zihninde net olarak tanımlamışsak, örgütün gelişmesiyle ilgili net bilgiye erişebiliriz, örgütün değişik işlevlerini etkin biçimde koordine edebiliriz ve işimize odaklanarak etkin ve verimli sonuçlar alabiliriz.
Üçüncüsü, örgütün misyonunu yerine getirmek için gerekli çekirdek yetkinliklerle ilgili varsayımlardır. Örgütün başarılı sonuçlar yaratması, teknik ve sosyal becerileriyle ilgili ölçüleri de net olarak tanımlamış olmasıdır.
Eğer bir örgütün -siyasi, ekonomik ve kültürel ya da benzeri- herhangi bir noktasında sorumluluk taşıyorsak; işi etkin yönetmenin temel aracı olan iş teorisinin üç bölümüyle ilgili varsayımlarımıza hakim olmamız; onları sürekli sorgulama merakının eleklerinden geçirmemiz, akıl disiplininin ölçülerine vurmamız işimizi kolaylaştıracaktır.
İş teorisinin özellikleri
Drucker iş teorisinin dört özellik üzerine inşa edildiğini söyler:
1- Çevre, misyon ve çekirdek yetkinliklere ilişkin varsayımlar gerçekliğe uymalıdır.
2- Bütün alanlardaki varsayımlar arasında bir uyum, bütünsellik olmalıdır.
3- İş teorisi bütün örgüt tarafından bilinmeli ve anlaşılmalıdır.
4- İş teorisi sürekli sorgulanarak test edilmelidir.
Çevre, misyon ve çekirdek yetkinlikleri belirleyen nedir? Zamanın ruhunun bileşenleri belirler. Önce jeopolitik gelişmeleri izleyerek olası etkilerine ilişkin varsayımlarımızı netleştirmemiz gerekir. İçinden geçtiğimiz süreç; çevre, misyon ve çekirdek yetkinliklerle ilgili algıların köklü değişmeleriyle bizleri yüzleştiriliyor. Bir önceki dünya düzeninin değerler sistemi alt üst oluyor. Hürmüz Boğazı’nda çatışma bütün insanlığın günlük yaşamını etkiliyor. İklim değişikliğinin yarattığı beklenmedik yağışlar, sel baskınları ve toprak kaymaları insanların canına ve malına mal oluyor. Hükümetlerin serbest ve adil piyasa koşullarını bozan korumacı kararları üretim ve ihracat dengelerini bozabiliyor ya da silahlanma yarışı kalkınmaya ayırabileceğimiz sermaye ve yararlı bilgiyi savunma alanlarına kaydırıyor. Teknolojik gelişmeler, insanın verimliliğini artırıyor; yaşamını kolaylaştırıyor; ama aynı ölçüde insanın yerini alarak onu işsiz bırakma tehdidini artırıyor. İç çatışmalar ya da üretim yetersizliğinin yarattığı göçler, ekonomik ve sosyal koşullardan kaynaklanan doğurganlık oranlarının düşmesi üretim sistemindeki varsayımları derinden etkiliyor. Kültürel algılar, toplumun düzenine katkı yaptığı kadar; günün koşullarına uymayan gelenekler kalkınma süreçlerini yavaşlatabiliyor. Bütün bu sorunları aşarken işe yaşam katan insanın teknik ve sosyal becerilerini geliştirmenin temel varsayımları değişiyor. Bütün bu gelişmelere uyum için varsayımlara dayalı gerçekliği belirlemenin özünde sorgulaması önemli.
Varsayımları belli bir model ve belirlenmiş metotlarla sorgularsak iş örgütlerinin yarattığı sonuçların belirleyici olanlar arasında uyum ve bütünselliği sağlayabiliriz. Zamanın ruhunun bileşenlerini erken uyarı anlayışıyla izlemek, varsayımları sorgulamak ve varsayımların birbirini bütünlemesini ve desteklemesini sağlamak etkili sonuç almayı sağlıyor.
İş teorisini sadece yönetenlerin bilmesi yetmez. Örgütün iç tutarlılığını sağlayacak olan çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler ve yöneticilerin de aynı bilgiye sahip olması gerekir. Toplumsal gücü etkili hale getirmek istiyorsak, örgütü yönetenlerin, çalışanların, müşterilerin ve destek hizmet sağlayan herkesin varsayımları, zihni modeli, bütünsel teoriyi iyi bilmesi ve net olarak anlaması gerekir.
Sorgulama merakı olmadan, sorgulama merakının önünü açan özgürlük ve düzen kurulmadan, ilke, kural ve yasa egemenliğini sağlamadan “verimli sorgulama” yapılamıyor.
İş örgütü yöneticileri sormalı
Küçük ya da büyük iş örgütleri yöneticileri en azından aşağıdaki üç soruyu kendilerine yöneltmeli: İş teorisinin hakkında ne biliyorum, burada yazılanları ne kadar içselleştirdiğime inanıyorum? Eğer bildiğime ve içselleştirdiğime inanıyorsam, aldığım sonuçları yeterli buluyor muyum? Bilmediğimin ve içselleştirmediğimin farkına vardıysam, bundan sonra ne yapmalıyım?
İçtenlikle sorulara verilecek yanıtlar, işinizin rengini değiştirecektir; hatalarımızı azaltacaktır, bundan emin olun!
Ülkemizdeki siyasi örgütler de anlattıklarımızın kapsamı dışında değil. Aşırı basitleştirilmiş anlatımın yarattığı zihinsel sabitlerin ürettiği kin ve öfke, sonunda dönüp dolaşır toplumun bütünün zihnine gölge yapar, yüreğine yük olur! Tarih, böyle bir sonucu yaratanlar için iyi şeyler yazamaz.