Bağımsız müzik sahnemizde birkaç yıldır yer almasına karşın her üretimi taze, yeni bir sesmiş izlenimi uyandıran bir isim nazire (Sinem Bereket).
“darmadağın”, “zzz” ve “unuttum (galiba) gibi teklileriyle Türkçe sözlü müziği bağımsız evrensel tıılarla buluşturan müzisyen son zamanlarda İngilzice olarak ürettiği şarkılarıyla listelerde yer alıyor. nazire, son olarak “Leech” (Sülük) isimli teklisini dinleyicilerle buluşturdu.
Bu, aynı zamanda sanatçının ilk albümü “Glitchfolk” öncesi çıkan son teklisi olma özelliği taşıyor. Amerikalı dünyaca ünlü bağımsız rock grubu Wednesday’in 17 Ağustos’taki İstnabul konseri öncesi sahne alacak olan nazire ile keyifli bir sohbette buluştuk.

Fotoğraf: Defne Karaca
- Son tekliniz "Leech" sözleri itibariyle insan ilişkileri üzerine bir manifesto gibi. Bir sülüğün kendi yaşamı için başkalarını sömürmesi üzerinden oluşturulan metaforik bir anlatı. Bu sözler nasıl bir sürecin sonunda ortaya çıktı?
“Leech”, eski bir yakın arkadaşımla olan ilişkimin yavaş yavaş onun özgüvensizliğine dayanan bir sömürüye dönüşmüş olduğunu kabullenmeye hazır olduğumda yazdığım bir şarkı ama herkesin benzer deneyimlerine de hitap etmeyi de amaçladım. Bazı insanlar ne kadar iyi niyetle ve özveriyle onlara yaklaşırsanız yaklaşın her şey istedikleri gibi olmadığı, sizi kıskandıkları veya sizden talep ettikleri ilginin tümünü alamadıkları zaman samimiyetleri kaybolur.
Bu, ortak geçmişiniz olan ve üst üste şans vermeye razı olduğunuz biriyle özellikle deneyimlemesi çok zor ve yıpratıcı bir süreç oluyor. “Leech”i yazdığım gün ihanete uğradığımı hissetmiştim ve sürekli iyi yönlerini görmeye çalıştığım bu insanla ilgili kendime karşı sonunda dürüst olma fırsatını bulmuştum.
- "Leech" aynı zamanda yaklaşmakta olan "Glitchfolk” albümü öncesi son tekliniz. Albümden söz edecek olursak geleneksel müzik öğeleri ile dijital hataları (glitch) bir araya getirme fikri nasıl ortaya çıktı?
Çok farklı türlerde müzik dinleyen biri olarak dinlediğim her şeyi de üretmek istiyorum. Bu albümü yazmaya başladığım dönemde kendi sert elektronik müziğini üreten prodüktörüm ve partnerim 888hz (Gün Damatoğlu) ile güçlerimizi birleştirmeye karar verdik. Dünyada da dönemdaşlarımın yaptığı çok yenilikçi, benzer alternatif müzik örnekleri var.
Ben de buna bir katkıda bulunmak istedim. Dijital hatalar benim kulağıma çok güzel geldiği için sık kullanmak istedim ama sonradan o “kusur”ları anlamlı bulduğuma da karar verdim. Albüm demolarını bir arkadaşıma attığımda benim “folk”vari şarkı yazım biçimimi bu seslere yakıştırmış olduğundan olsa gerek, “Glitchfolk diye yeni bir genre üretecek kadar iyi” yorumunu yapmıştı, albüm ismi de buradan geliyor.

Fotoğraf: Defne Karaca
KÜRESEL BİR AMAÇ
- Sanırım 2020'den beri şarkı üretiyorsunuz. Önce Türkçe sözlerle başlamıştınız. Son yıllarda İngilizce sözlere ağırlık verdiniz...
Sanırım İngilizce olduğu zaman kendimle de aramda bir bariyer oluşuyor ve daha dürüst olabiliyorum. Farklı dilde yazmak farklı bir alteregoda yazmak gibi. Tabii ki daha fazla insana ulaşmak da istiyorum. Albümde üretmeye başladığım tarzın dünyada da yeni sayılabilir olduğunu düşünüyorum ve kendim benzer örnekler dinlemekten çok keyif aldığım için bu zevkteki insanlara ben de bir seçenek sunmak istiyorum. Ülkemizden de küresel anlamda yenilikçi denebilecek işler üretmeyi ve daha fazla insana dinletebilmeyi değerli buluyorum.
- Parçalarınızda yoğun autotune, kirli baslar ve overdrive efektleri var. Bu dejenere edilmiş dijital seslerin arkasına saklanmak mı yoksa duyguyu daha çiğ aktarmak mı sizi besliyor?
Saklanmak aslında doğru bir kelime sayılmaz. 888hz de ben de hem rock hem elektronik türlerde sert müzik dinlemeyi çok seviyoruz. Yalnızca kirli sesler ve efektleri daha doğal dokular ve yumuşak bir anlatıyla birleştirdiğim zaman müziğim bana ait hissettiriyor. Ancak ses seçimleri şarkıların temasına göre de değişiyor.
Albümde bağırarak söylediğim bir parça da var, duyguyu daha çiğ aktardığım ve hiç sert sesler kullanmadığım pamuk gibi bir parça da. Robotik autotune’u ise “Leech”te kullandık çünkü anlattığım ilişki dinamiğindeki o donukluk ve tekinsizliğe uygun hissettirdi. Özetle seslere ilişkin yaptığım seçimler yoğun tarafta da olsa sade de olsa duyguyu beslemek için yapıyorum ve iki türlü de besleniyorum.
- Ortaçağ oluşumu ile yaptığınız işbirliği müzikal vizyonunuza ne kattı?
Palmiyeler ve Kilink yıllardır çok severek dinlediğim gruplar. Müziklerini dinleyerek beslendim ve zevkime katkıda bulundular, albüm için Ortaçağ ile yaptığım işbirliği de zaten ortak bir vizyonu paylaşmamızın bir sonucuydu.
KLİPTE VHS EFEKTİ
- "Leech" şarkısının klibi Baran Efe Öztürk tarafından DIY (kendin yap) tarzında çekildi. Bu düşük görsel dil, müziğinizin bağımsız ruhunu nasıl tamamlıyor?
VHS estetiğini seviyorum ve nostaljisini ürettiğim müzik ile de bağdaştırıyorum. Arkadaşlarımla bir araya gelip ortak projeler üretmek benim için işin en keyifli kısımlarından biri ve birbirimize görünürlük de sağlayan bir şey. DIY’ın ruhu da tam olarak böyle bir şey. Klibin bu estetiği ile ilgili birkaç yer benim açımdan bilinçli bir tercih olmasa da hem kurgu hem görsel olarak parçanın ruhunu yansıttığını yazmıştı. Bu da Baran’ın vizyonu sayesinde oldu.