Ana içeriğe geç

Alkol bağırsak mikrobiyotasını etkiliyor

Bir kadeh şarap gerçekten bağırsak dostu olabilir mi? Yoksa alkol, ağızdan bağırsağa kadar tüm sindirim sistemini sessizce yıpratıyor mu? Son yıllarda mikrobiyota üzerine yapılan araştırmalar, alkolün etkilerinin sanılandan çok daha karmaşık olduğunu gösterdi.

Alkol bağırsak mikrobiyotasını etkiliyor
Odatv
16

Bir akşam yemeğinde içilen bir kadeh şarap mı, yoksa hafta sonu tüketilen birkaç kokteyl mi? Alkolün sağlığa etkileri uzun yıllardır tartışılıyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün "sağlık açısından tamamen güvenli bir alkol miktarı yoktur" açıklaması ve birçok ülkede alkol tüketim rehberlerinin yeniden düzenlenmesiyle birlikte bu tartışma daha da büyüdü. Son yıllarda ise dikkatler yeni bir noktaya çevrildi: Bağırsak mikrobiyotası.

Araştırmalar, alkolün ağızdan başlayarak tüm sindirim sistemini ve bağırsaklarda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmayı da etkilediğini ortaya koydu. Ancak uzmanlar önemli bir ayrım yapıyor: Ölçülü tüketim ile uzun süreli ve aşırı alkol kullanımı aynı sonuçları doğurmuyor.

İlk etki ağızda başlıyor
Alkol daha mideye ulaşmadan etkisini göstermeye başlıyor. Uzmanlara göre ağız kuruluğu, tükürük miktarında azalma ve asit dengesindeki değişim, ağız florasını bozabiliyor. Bu durum zamanla diş minesinin zayıflamasına ve iltihaplanma riskinin artmasına yol açabiliyor.

Alkol, dokular üzerinde tahriş edici bir etkiye sahip. Sık görülen mide yanmasının nedenlerinden biri de bu.

Mikrobiyotanın dengesi bozulabiliyor
Bağırsaklarımızda yaşayan milyarlarca bakteri sindirimden bağışıklık sistemine kadar pek çok görev üstleniyor. Ancak aşırı alkol tüketimi bu hassas dengeyi değiştirebiliyor.

Uzmanlara göre uzun süre yüksek miktarda alkol tüketen kişilerde faydalı bakterilerin sayısı azalırken, zararlı türler çoğalabiliyor. Bu durum "disbiyozis" olarak adlandırılıyor ve bağırsak bariyerinin zayıflamasına, halk arasında "sızdıran bağırsak" olarak bilinen tablonun gelişmesine zemin hazırlayabiliyor.

Bağırsak duvarının geçirgenliğinin artması ise iltihaplanma riskini yükselterek yalnızca sindirim sistemini değil, tüm vücudu etkileyebiliyor.

Kanser riski neden gündemde?
Bilim insanlarının üzerinde durduğu en önemli konulardan biri de alkolün parçalanması sırasında oluşan asetaldehit adlı madde.

Karaciğerde ortaya çıkan bu bileşik, DNA'ya zarar verebiliyor ve uzun vadede hücrelerin kontrolsüz çoğalmasına neden olabiliyor. Bu nedenle ağız, yutak, yemek borusu, karaciğer, kalın bağırsak ve meme kanseri ile alkol tüketimi arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu gösteren çok sayıda bilimsel çalışma bulunuyor.

Alkol bağırsak mikrobiyotasını etkiliyor - Resim : 1

Peki bir kadeh şarap da aynı etkiyi mi yapıyor?
Uzmanların verdiği yanıt oldukça dengeli. Sorun, düzenli olarak yüksek miktarda alkol tüketmek.

Sağlıklı beslenen, lif açısından zengin gıdalar tüketen, düzenli uyuyan ve fiziksel olarak aktif kişilerde ölçülü alkol tüketiminin bağırsak mikrobiyotası üzerindeki etkisinin çok daha sınırlı olduğu belirtiliyor.

Hatta bazı araştırmalar, özellikle kırmızı şarapta bulunan polifenollerin bağırsak bakterileri üzerinde olumlu etkiler gösterebileceğini öne sürüyor. Ancak uzmanlar bunun "şarap sağlıklıdır" anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Bu konuda kesin sonuçlara ulaşmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.

Bira mı, kokteyl mi?
Bağırsak sağlığı açısından içkinin türü de önem taşıyor. Yüksek alkollü içkiler ve şekerli kokteyller sindirim sistemi üzerinde daha fazla yük oluşturabiliyor. Buna karşılık bira ve şarap daha düşük alkol oranına sahip. Ayrıca fermantasyon sürecinden geçtikleri için farklı biyoaktif bileşenler içeriyorlar.

Yine de uzmanlar hiçbir alkollü içeceğin "sağlıklı" olarak tanımlanamayacağını vurguluyor. Esas belirleyici unsur miktar.

Alkol bağırsak mikrobiyotasını etkiliyor - Resim : 2

Alkol alırken bağırsaklarınızı korumanın yolları
Uzmanların önerileri basit.

Aç karnına alkol tüketmeyin. Yemek, alkolün emilimini yavaşlatıyor.

Her alkollü içeceğin ardından bir bardak su içerek sıvı kaybını azaltın.

Alkol miktarını düşük tutun ve yüksek alkollü kokteyller yerine daha hafif seçenekleri tercih edin.

Günlük beslenmenizde sebze, meyve, tam tahıllar ve baklagillere daha fazla yer vererek mikrobiyotayı destekleyin.

İngiltere'de "zebra striping" olarak bilinen yöntem de giderek yaygınlaşıyor. Bu yöntemde kişi alkollü içecek ile su ya da alkolsüz bir içeceği dönüşümlü tüketiyor. Böylece hem toplam alkol miktarı azalıyor hem de vücudun susuz kalması önleniyor.

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler