Yapay zekâ yatırımını zamanında yapamayan ya da bunu bir yatırım olarak görmeyip bir moda olarak düşünenlerin hızla iş dünyasından silineceği günlere doğru gidiyoruz. Bu dönüşümü yapabilen, bu yatırımların verimlilik artışını da sağlayabileceğini öngören ülkeler ve şirketler ise yollarına devam edebilecek.
Küçük bir gruba dönüşmüş dev şirketlerin bütün bir pazarı domine etme ihtimali oldukça yüksek. Yeni hyperscale şirketler muhtemelen ortaya çıkacak. Rekabet otoritelerinin şimdiden bu pazar oluşumunu düşünmeleri ve önlem setini planlamaları gerekiyor bence.

ABD Merkez Bankası (Fed) başkanları yılda iki kez, genellikle şubat ve temmuz aylarında 6 aylık para politikası raporunu doğrudan ABD Kongresi’ne sunarlar.
Bu sunumlar, tek bir basın toplantısı yerine hem Temsilciler Meclisi’ne (Finansal Hizmetler Komitesi’ne) hem de Senato’ya (Bankacılık, Konut ve Kentsel İşler Komitesi’ne) iki ayrı oturumda gerçekleştirilir. Bu sunumlar televizyondan canlı olarak takip edilen halka açık oturumlardır. Senatörlerden ve komite üyelerinden sorular alınır, Fed başkanları bunları titizlikle yanıtlar. Bu toplantılar piyasa açısından da gelecek dönemlere ilişkin yol gösterici olur. Fed iletişiminin önemli bir parçasını oluşturur.
Sunumun tam metni, kongredeki sunum başladığı anda eş zamanlı olarak Fed’in resmî web sitesinde yayımlanır.
Bu hafta içerisinde 14-15 Temmuz 2026 tarihlerinde Fed’in çiçeği burnunda Başkanı Kevin Warsh, sunumlar gerçekleştirdi ve komite üyelerinin sorularını yanıtladı.
Fed Başkanı Warsh, konuşmayı pek sevmeyen ve uzun konuşmalar yapmayan biri. Kendine rol model aldığı kişi Alan Greenspan. Geçtiğimiz haftalarda Alan Greenspan’e veda yazısı yazmıştım. Merak edenler bu yazıyı okuyabilirler.
Warsh: YZ’nin enflasyon ve işgücü piyasası üzerindeki etkilerini izliyoruz
14 Temmuz 2026 tarihindeki kısa kongre sunumunda Warsh, “Ekonominin şu anki en dikkat çekici özelliği iş yatırımları. Hızla artan bu ivme, büyük ölçüde veri merkezlerinin inşasını ve bunları dolduran yapay zekâ ile ilgili ekipman ve yazılımlara olan muazzam talebi yansıtıyor. Genel olarak ekipman yatırımları, yılın ilk çeyreğinde yaklaşık yüzde 8 oranında arttı. Bu kategori içinde, yüksek teknoloji harcamaları dört çeyrek bazında yaklaşık yüzde 25'lik özellikle etkileyici bir büyüme oranı kaydetti. Ekonominin yapay zekâ gelişiminden ne ölçüde fayda sağlayacağını bilmiyoruz. Ancak şu anda "yapay zekâ yatırımı" olarak adlandırılan şeyin yakında yalnızca "yatırım" olarak adlandırılacağı kaçınılmaz görünüyor. Yine de ekonomi için yeni fırsatlar, politika yapıcılar için yeni zorluklar yaratıyor. Biz Fed olarak enflasyon ve işgücü piyasası üzerindeki etkilerini izliyoruz.
Bu da beni arz tarafına getiriyor; burada verimlilik artışı, yapay zekânın benimsenmesinden kaynaklanan kazanımlardan önce güçlü. Amerika'nın işgücü piyasası genel olarak istikrarlı görünüyor. İş yaratma, işgücü artışıyla aynı hızda ilerliyor. İşsizlik oranı düşük ve geçen yıl boyunca çok az değişti. Nispeten daha az işten çıkarma görüyoruz, iş ilanları oranında sadece küçük bir değişim var ve nominal ücretlerde sağlam bir büyüme söz konusu” dedi.
“Yapay zekâ yatırımları balon mu değil mi?” tartışmalarını çokça yaptığımız bir dönemde, “ancak şu anda ‘yapay zekâ yatırımı’ olarak adlandırılan şeyin yakında yalnızca "yatırım" olarak adlandırılacağı kaçınılmaz görünüyor” söylemi bence değerli.
Gerçekten de yapay zekâ yatırımını zamanında yapamayan ya da bunu bir yatırım olarak görmeyip bir moda olarak düşünenlerin hızla iş dünyasından silineceği günlere doğru gidiyoruz. Bu dönüşümü yapabilen, bu yatırımların verimlilik artışını da sağlayabileceğini öngören ülkeler ve şirketler ise yollarına devam edebilecek.
Fed Başkanı Warsh’un Kongre sunumunu gerçekleştirdiği aynı gün (14 Temmuz 2026), Fed Governörü Michael S. Barr, Fed’in ev sahipliği yaptığı, her yıl düzenlenen Finansal Kapsayıcılık Konferansı’nın üçüncüsü olan “Yeni Nesil Finansal Kapsayıcılık” konferansındaki “Yapay Zekâ Yaşam Standartlarını Genel Olarak Yükseltecek mi, Yoksa Gelir ve Servet Eşitsizliğini mi Körükleyecek?’’ başlıklı konuşması da çok ilgi çekiciydi.
Barr konuşmasında, “Yapay zekâ (YZ), ekonomi tarihinde elektrik, telefon veya internet destekli kişisel bilgisayarlar gibi "genel amaçlı bir teknoloji" (general-purpose technology) vasfına sahip. Bu tür teknolojiler, yalnızca tekil sektörleri değil, üretimin ve toplumsal etkileşimin tüm dokusunu kökten değiştirme potansiyeli taşır. Stratejik açıdan bakıldığında, YZ'nin finansal sisteme entegrasyonu, ekonomik birimlerin karar alma süreçlerini optimize ederek finansal kapsayıcılığı (financial inclusion) daha önce hiç olmadığı kadar genişletme potansiyeline sahip’’ diyerek Yapay Zekânın önemine finansal sistem üzerinden değinmesi de bence Fed’in YZ yatırımlarını bir balon olarak değil de bir gereklilik olarak gördüğünün göstergesi.
Barr; “Tarihsel perspektif, bu denli büyük teknolojik sıçramaların uzun vadede yaşam standartlarını yükselttiğini ve yok edilenden daha fazla yeni iş kolu yarattığını göstermekte.Ancak geçiş dönemleri her zaman sancılıdır. Kitlesel benimseme evresinde işgücünün kaybı (mevcut çalışanların yerinden edilmesi) ve toplumsal refah kaybı ciddi riskler olarak görünüyor. Günümüzde YZ, refahın tabana yayıldığı kapsayıcı bir büyüme ile kazanımların dar bir sermaye grubunda toplandığı derinleşmiş bir eşitsizlik senaryosu arasındaki tarihsel yol ayrımında durmakta’’ diyerek YZ yaygınlaşma sürecinde ortaya çıkabilecek olası olumsuzluklara da dikkat çekti.
Barr’ın olumlu ve olumsuz senaryosu
Barr iki farklı senaryo üzerinden yapay zekâ gelişimi ile ortaya çıkabilecek olumlu ve olumsuz durumları irdelemiş konuşmasında.
Olumlu senaryoda yeni iş alanlarının doğuşu, verimlilik farkının kapanması ve yetkinliklerin demokratikleşmesi yer alıyor.
Barr’a göre; 10 yıl önce hayal bile edilemeyen yeni ve yüksek katma değerli iş kolları yapay zekâ gelişimi ile ortaya çıkacak. Diğer taraftan yapay zekanın gelişimi düşük ve orta vasıflı işçilerin daha yetkin hale gelmesini sağlayarak verimlilik açığını daraltabilir. Bu tabii sadece Barr’ın görüşü değil. Konuşmasında birçok akademik çalışmaya da atıf yaptığını görüyoruz. Ben aynı şeyi şirketler ve ülkeler açısından da öngörüyorum. Yapay zekâ yatırımını doğru zamanda gerçekleştiren şirketler ve hatta ülkeler, gelişmiş ülkelerle verimlilik farkını daha aza indirebilirler diye düşünüyorum. Gelişmişlik farkını da zaman içerisinde bu alana verdikleri önem ile azaltabilirler. Bu yeni durum bizim gibi ülkeler açısından da bir fırsat doğuruyor.
Yine Barr’a göre; YZ’nin, uzmanlık gerektiren becerileri herkesin erişimine açması yetkinliklerin demokratikleşmesi anlamına geliyor. Örneğin kod yazımı ya da finansal analiz gibi uzmanlık gerektiren alanlar YK ile artık çok daha kolay ve ilgilenenler tarafından kolaylıkla yapılabilir durumda.
Bütün bunların yanında mevcut işgücünü yerinden etme olasılığı, YZ yatırımlarının devasa veri ve işlem gücü gerektirmesi ve bunun da çok yüksek maliyetler getirmesi, küçük ölçekli firmalar için hiç iyi bir haber değil. Küçük bir gruba dönüşmüş dev şirketlerin bütün bir pazarı domine etme ihtimali oldukça yüksek. Yeni hyperscale şirketler muhtemelen ortaya çıkacak. Rekabet otoritelerinin şimdiden bu pazar oluşumunu düşünmeleri ve önlem setini planlamaları gerekiyor bence.
Bu konuda son bir durum, eğitim düzeyi yükseldikçe YZ kullanımının artması gerçeği. Barr’ın verdiği istatistikte; lisansüstü mezunları yüzde 43 oranında YZ kullanırken, lise mezunlarında bu oran yüzde 10’lar seviyesinde kalıyor. Mevcut bu durum, lise ve altı mezunları gelecekte en çok tehdit eden konu gibi duruyor.
Yapay zekânın nereye evrileceğini tam olarak tespit edemiyoruz ama Barr’ın deyişiyle; yapay zekâ; hem toplumsal uçurumu derinleştirebilecek bir kaldıraç hem de ekonomik fırsatları eşitleyecek bir köprü olma potansiyeline sahip.