İktidarın baskın ya da değil, bir seçime gidebilmesi için her şeyden önce iki konuda başarı sağlaması ya da en azından başarıya doğru yol almış olması gerekiyor. AK Parti açısından öncelik ekonomik krizin yarattığı hasarı gidermek. Cumhur İttifakı’nın diğer ortağı MHP içinse öncelik “Terörsüz Türkiye” meselesi.
İktidarın hedeflerini gerçekleştirebilmesi için TBMM’de 400 oya ihtiyacı var. Yapılacak seçimden Cumhur İttifakı’nın beklentisi en az bu sayıyı yakalamak. Yakalar, yakalamaz… Bilemem ama bu hedeflere uygun ortam oluşmadan seçime gitmez iktidar kanadı.
Hatırlayan var mı bilmiyorum, daha önce bir yazıyı şu cümlelerle bitirmiştim:
“… Ülke bir yanda belki de tarihinin en derin ekonomik krizini yaşıyor, diğer yanda “Terörsüz Türkiye” gibi tarihi bir kavşakta ama siyaset tıkanmış bir görüntü veriyor, sorunların üstesinden gelecek bir performans göstermiyor. Buysa krizlerin derinleşmesine ve “yönetilemeyen bir ülke” tablosunun ortaya çıkmasına yol açıyor.
İşte tam da bu yüzden “bir baskın seçim olur mu” sorusu gündeme düşüyor. Yoksa Ankara’nın malum mekanlarında durduk yerde “dar bölge, iki turlu (ve hatta tercihli) seçim sistemi”ne geçmek niye tartışılsın?..”
Siz de farkındasınızdır çok yakın geçmişte iktidarın bu sonbaharda baskın seçime gidebileceği dillendirilmeye / iddia edilmeye başlanmıştı… Bu iddiaların bugünlerde hız kestiğini de gözlemliyorsunuzdur…
İktidarın baskın ya da değil, bir seçime gidebilmesi için her şeyden önce iki konuda başarı sağlaması ya da en azından başarıya doğru yol almış olması gerekiyor. AK Parti açısından öncelik ekonomik krizin yarattığı hasarı gidermek. Sapanca’da yapılan son toplantıda Maliye ve Hazine Bakanı Mehmet Şimşek’in başta Erdoğan olmak üzere parti yöneticilerine 2027 içinde ekonomik rahatlamanın gerçekleşeceğini anlattığı, 2028’e kadar izlenecek yara sarma politikaları ile ekonomik kriz nedeniyle iktidara karşı öfke besleyen seçmenin gönlünün alınacağı değerlendirmesinin yapıldığı, toplantıya katılanlarca dile getiriliyor.
Cumhur İttifakı’nın diğer ortağı MHP içinse öncelik “Terörsüz Türkiye” meselesi. Bu konuda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin olağanüstü çabalarına rağmen henüz somut adımlar atılmış değil. “Terörsüz Türkiye” meselesinde somut örneklerle seçmenin önüne konulacak gelişmeler hayata geçmeden seçim kararı almak son derece imkansız görünüyor.
Toplarsak, bu iki temel konuda seçmeni ikna edecek sonuçlar alınmadan seçim zor görünüyor.
İşin bir de muhalefet ve seçmen boyutu var
Gelelim Anayasa meselesine…
İktidarın hedeflerini gerçekleştirebilmesi için TBMM’de 400 oya ihtiyacı var. Yapılacak seçimden Cumhur İttifakı’nın beklentisi en az bu sayıyı yakalamak. Yakalar, yakalamaz… Bilemem ama bu hedeflere uygun ortam oluşmadan seçime gitmez iktidar kanadı.
Görünen, “büyük Anayasa değişiklikleri”nin seçim sonrasına kalacağı…
Bu iktidarın kendi hesabı ama kuşkusuz işin bir de muhalefet ve seçmen boyutu var.
Seçmen yukarıda sayılan adımların atılması ile ikna olur mu ya da ne kadar ikna olur?
İktidardaki metal yorgunluğu parti örgütleri tarafından bir seçim daha taşıyabilir mi?
Muhalefet önceki seçimde olduğu gibi bir blok oluşturabilir mi?
Erdoğan’ın şahsi oyu ile AK Parti’nin oyu arasındaki makas giderek açılırken, Cumhurbaşkanlığı ayrı partiye, Meclis çoğunluğu ayrı partiye gider mi?
Bu soruların yanıtlarını hep beraber göreceğiz.
Ama benim şimdilik gördüğüm, iktidar, bu süreci muhalefet üzerindeki baskısını artırarak sürdürecek. Misal; Eylül ayı ile birlikte 10-11 milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırılırsa şaşırmayacağım. Fakat bu ve benzeri baskılar muhalefeti bölüp parçalarken seçmende de aynı etkiyi yapıyor mu? Sanmıyorum, muhalefet üzerindeki baskının artması olsa olsa iktidarın seçmeni ikna etmek için atacağı ve yukarıda saydığım adımların etkisini azaltır ki bu da iktidarı iktidardan eder. Tabii muhalefetin her türlü baskıya rağmen ayakta kalmayı becermesi şartı ile…