Esas itibariyle yeni düzenleme ile Türkiye, alması gereken bir vergiden vazgeçmiyor. Zira bu kişiler zaten hâlihazırda Türkiye’de yaşamıyorlar. Düzenleme, varlıklı ve gelir sahibi kişilerin yılda altı aydan fazla Türkiye’de yaşamalarını sağlamak istiyor. Bu sayede cari açığın finansmanı ile harcama vergileri, tapu harcı vb. yoluyla da vergi gelirlerinde artışı bekleniyor.
Bu düzenleme ile Türkiye, küresel vergi rekabetinde çok ciddi bir adım atmıştır. Elbette ki davet vergiseldir. Ancak gelirler diye beklemek de tek başına yeterli değildir. Öncelikle bu düzenlemenin uluslararası alanda kapsamlı tanıtımı yapılmalıdır.

Gelir İdaresi Başkanlığı’nda (GİB) mükellef hizmetleri alanında grup başkanı olarak görev yaptığım 2006 yılında GİB’in yeni internet sitesinin tasarımıyla birlikte adının da değişimini gerçekleştirmiştik.
1999’dan beri yayında olan “gelirler.gov.tr” bir gecede “gib.gov.tr” olmuştu.
Gelirler, mecazi anlamda bir umut ve beklenti içerse de, “mükellef odaklılık” ve “gönüllü uyum” gibi yeni ilkeler çerçevesinde artık geride kalıyordu.
Yeni yaklaşım, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın öncülüğünde “onlar gelmese de biz onlara gideriz” felsefesine dönüşüyordu.
Tam mükellef, dar mükellef, yarım mükellef
Geçtiğimiz mayıs ayında yürürlüğe giren 7582 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanunu’na yeni bir vergi istisnası (Mükerrer Md. 20/D) eklendi: Yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlar için vergi istisnası.
Bana kalırsa eklenen bir vergi istisnası değil yeni bir mükellefiyet türü idi.
Türkiye’de yerleşmiş sayılan, tam mükellef konumunda olan ve dünya genelinde elde ettiği tüm gelirlerin Türkiye’de vergilendirilmesi gereken bir mükellefe yeni bir statü veriliyordu.
Kanuni bir tanım olmasa da, izniniz olursa, bu yeni mükellefi yarım mükellef olarak adlandırmak istiyorum.
Zira bu yeni mükellef sadece Türkiye’de elde ettiği gelirler için vergi ödeyecek, yurt dışındaki gelirleri için 20 yıl süreyle vergi yok!
Vergi göçmenleri için açık davet!
Vatandaşı oldukları ülkenin vergisel egemenlik sınırlarının dışına çıkarak vergisiz bir dünyada yaşamak için ülke değiştirenler literatürde “vergi göçmeni” olarak adlandırılıyor.
Vergi kaçkını olarak da adlandırılan bu kişiler yeni fırsatlar, yeni kazançlar için değil, daha az ya da hiç vergi ödememek için ülke değiştiriyorlar.
Gerçek kişilerin vergilendirilmesindeki temel ilke olan bir ülkede altı aydan fazla yaşamak ya da ikametini (yerleşim yerini, mukimliğini) başka bir ülkeye taşımak kişiyi artık vatandaşı olduğu ülkenin egemenlik sahasından çıkararak göç edilen ülkenin vergi egemenliğine tabi kılıyor.
Yeni düzenleme, uluslararası vergi arenasında İrlanda’nın “Double Irish Cream”inin, Hollanda’nın “Dutch Sandwich”inin yanına bizden de “Çifte kavrulmuş Türk lokumu” vergi dünyasına armağan ettiğimiz bir yöntem oldu.
Çifte kavrulmuş Türk lokumu, Türkiye’den Dubai’ye, Estonya’ya, Singapur’a göç eden Türk vatandaşı yazılımcı, finansçı, sanatçı gibi vergi göçmenlerini çağırdığı gibi dünyada kendine güvenli bir vergi yuvası arayan yabancı vergi göçmenlerinin de yönünü Türkiye’ye çevirmeyi hedefliyor.
İngiltere’de, Amerika Birleşik Devletleri’nde yüksek vergi oranları nedeniyle Dubai’yi kendisine güvenilir liman olarak seçenler, Körfez ülkelerinde başlayan savaş ortamı nedeniyle yeni liman arayışına girdiler.
Çifte kavrulmuş Türk lokumunun içeriğinde neler var?
İkametgâhını Türkiye’ye aldıranlar ile bir takvim yılında Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla Türkiye’de oturanlar (Bazı ÇVÖA’larda 183 gün; geçici ayrılmalar oturma süresini kesmiyor) 20 yıl boyuncaTürkiye dışında elde edecekleri gelirler içinhiç vergi ödemeyecekler.
Bu fırsattan yararlanmak isteyenlerin, Türkiye’de yerleşik sayıldıkları tarihten önceki üç takvim yılında Türkiye’de ikametgâhlarının olmaması ya da geriye yönelik olarak üç yıl içinde ticari, zirai, mesleki kazancı veya ücret nedeniyle vergi mükellefiyeti olmaması gerekiyor.
Bu şartların sağlanması üzerine ikamet edilen yerdeki vergi dairesine yapılan başvuru neticesinde vergi göçmenlerine “İstisna Belgesi” verilecek ve vergisiz hayat başlayacak!
20 yıl boyunca beyan yok, vergi yok!
İstisna belgesi alan gerçek kişi, yurt dışı kazançları için herhangi bir şekilde gelir vergisi beyannamesi vermek zorunda olmayacak.
Türkiye’de elde ettiği kazançlar nedeniyle gelir vergisi beyannamesi verecek olursa yurtdışı kazançları beyannamesine eklemeyecek.
20 yıllık istisna süresi bir nevi kanuni güvence, belirlilik ve taahhüt anlamına geliyor.
“Tax-free Türkiye is calling you!” (Vergisiz Türkiye sizi çağırıyor)
Yeni yasal düzenleme hem yerli hem de yabancı vergi göçmenlerini Türkiye’ye davet ediyor.
Düzenleme yüksek gelirlileri, vergiden kaçınmak isteyen gerçek kişileri Türkiye’de mülk edinmeye ve yaşamaya davet ediyor.
Bu kişilerin Türkiye’ye getireceği dövizler ve yapacakları harcamalar bu düzenlemenin öngörülen ilk getirileri olacak.
Bunun yanı sıra bu kişilerin gelecekte Türkiye’de yapacakları yatırımlar, gerçekleştirecekleri olası ticari, sınai ve mesleki faaliyetler de ikincil etki olarak düşünülebilir.
Esas itibariyle bu düzenleme ile Türkiye, alması gereken bir vergiden vazgeçmiyor. Zira bu kişiler zaten hâlihazırda Türkiye’de yaşamıyorlar.
Düzenleme, varlıklı ve gelir sahibi kişilerin yılda altı aydan fazla Türkiye’de yaşamalarını sağlamak istiyor.
Bu sayede cari açığın finansmanı ile harcama vergileri, tapu harcı vb. yoluyla da vergi gelirlerinde artışı bekleniyor.
Eğer bu kişiler Türkiye’yi vergi ikametgâhı olarak değil de iş merkezi olarak da seçecek olurlarsa işte o zaman bizim için de çifte kavrulmuş Türk lokumu olacak.
Türkiye’nin artıları
Türkiye’nin bölgesinde bir istikrar adası olması en önemli artılardan biri.
Dünyanın en genç ve de en kapsamlı alt yapılarından birine sahip olması (otoyollar, köprüler, havalimanları,..), coğrafi konumu, iklimi, doğası, yaşam koşullarının yüksek olduğu şehirleri, sağlık sektöründeki gelişmişliği ve dünyanın pek çok yerine ulaşım için merkezi konumda olması… Diğer artılar olarak sıralanabilir.
Bunlar Türkiye’nin rakipleri konumunda olan Dubai, Singapur gibi rakipleri için sahip oldukları karşılaştırmalı üstünlükleri durumunda.
gelirlermi.gov.tr?
Gelelim kritik soruya.
Peki üstadım gelirler mi?
Bu düzenleme ile Türkiye, küresel vergi rekabetinde çok ciddi bir adım atmıştır.
Elbette ki davet vergiseldir.
Ancak gelirler diye beklemek de tek başına yeterli değildir.
Öncelikle bu düzenlemenin uluslararası alanda kapsamlı tanıtımı yapılmalıdır.
Her bir vergi dairesince yabancılara verilecek olan istisna belgesinde yerel bazı şartların ya da ek unsurların gündeme gelmemesi için belge verilmesi ve takibinin merkezi olarak kamu kurumları arasından bilişim sistemleri üzerinden gerçekleştirilmesi standart hale getirilmelidir.
Bu kişilere verilecek olan özelge vb.lerinin kısa sürede verilmesi, yapıcı ve belirsizlikleri giderici ve istikrarlı olması da yerli yabancı tüm mükelleflere sunulması gereken bir hizmet olarak karşımıza çıkıyor.
Konunun yerel yönetimler boyutunda ise gerekli bürokratik kolaylaştırma çalışmaları hem vergi göçmenleri hem de Türkiye’deki Türk vatandaşları için sağlanmalıdır.
Gayrimenkul hukukuna ilişkin hukuki güvenceyi artırıcı düzenlemeler geliştirilmeli, yargı sürelerini hızlandıracak iyileştirmeler devreye alınmalıdır.
Gerek merkezi gerekse yerel uygulamalarda yasa maddelerinin bekçiliği yerine bireysel hakların teminat altına alındığı kolaylaştırıcı uygulamalar tüm kurumlarca ve meslek örgütlerince geliştirilmelidir.
Böylesi bir yapı kanımca “hemgelirlerhemdegitmezler.gov.tr”nin temel direği olacaktır.