Dünyayı büyük sanıyoruz. Hayatlarımızı uzun, önemli görüyoruz. Oysa, düşünsenize bir, eski deyimle kainatı. Yanında dünyanın lafı mı olur? Son zamanlarda internette yayınlanan, gelişmiş teleskoplarla çekilen uzay fotoğraflarına bakınca, benim aklım uçuyor. Sizinkini bilmem. Çekilen fotoğrafların ne kadarı belli değil. Kara delikleri hiç söylemiyorum.
Hayatımızda da sonsuzluk ne kadar çok yer alıyor. Büyük bir rastlantı ile iki hücre ana rahminde buluşuyor. Ne şanslı hücreler! Bu şansı bulamayanlar, hücre olarak gelip, hücre olarak gidiyorlar. Buluşan hücrelerden, yavru oluşuyor. Yavru, ana karnında bütünleniyor. Doğumla dünya ile buluşuyor; aynı zamanda da ana karnında oluşan bütünlüğü, düzeni bozuluyor. İnsan yavrusundan örnek verirsek, yeniden bütünlük (tamlık) hissini kazanmak için uğraşarak yetişiyor çocuklar. Sonsuzluktan geliyor bütün canlılar ve yine sonsuzluğa dönüyorlar ölümle. Doğumla birlikte ölmeye başlıyoruz yavaş yavaş.
Yaşam ne büyük bir şans. Kıymeti yeterince bilinmiyor. Gençken büyüme telaşındayız. Bir an önce büyüyüp yetişmeyi istiyoruz. Yıllar geçmiyor sanki. Belli bir yaştan sonra da geçip giden yılları bırakın, günlerin arkasından yetişemiyoruz. Yaşamın da zamanın da yeterince değerini bilmeden, hayatı gereği gibi değerlendirmeden yaşıyor ve gidiyoruz çoğumuz. Kalıcı bir iz bırakanlara ne mutlu!
Sadık Okurunuz
Kırk beşini aşkın
Meserret Taşkın