Ana içeriğe geç

Kuşak çatışması yalanı

1950’lerde Küçük Amerika olma süreciyle başlayan ekonomik, siyasi ve kültürel yıkım, özellikle emperyalizmin gençliği hedef almasının yollarını açtı.

Kuşak çatışması yalanı
Aydınlık
16

60’lardan itibaren gençliği, devrimci mücadeleden koparıp, neoliberal zehirlerin alıcısı haline getirebilmek için çok çeşitli araçlar ve söylemler geliştirildi.

Neydi o söylemler:

Gençler değişmiş.

Büyükler onları anlamıyormuş.

Yeni kuşak çok farklıymış.

Eski kuşak çağa ayak uyduramıyormuş.

İşte bu yalanlarla birlikte gençlere sürekli şu mesaj verildi:

“Geçmiş önemsizdir.”

“Gelenekler gericidir.”

“Aile eski dünyanın kalıntısıdır.”

“Yeni olan her şey iyidir.”

Bu yalanlar örgütlü bir saldırıydı. Tüm bunlar “kuşak çatışması” yalanıyla içimize sokuldu. Köksüzleştirme projesi bu yalanla başladı. Sistem bu yalanla çocuklarımızın aileleri ile arasında mesafeler koydu. Köklerinden koparıldı ve yalnızlaştırılarak ideolojik yönlendirmelerin ve kültür endüstrisinin birer alıcısı haline getirildi. Kuşaklar arasındaki güven ve bağlılık zayıflatıldı. Hatta bu bağ koparıldı. “Gençlik” ayrı bir kategori haline getirildi. Gençler açısından “Büyükler anlamaz” söylemi normalleştirildi. Aile içi çatışma, kaçınılmaz bir şeymiş gibi sunuldu. Aynı evde yaşayan insanların birbirini anlamaması, aynı dili konuşup farklı dünyalarda yaşaması, ortak değerlerin parçalanması işte bu söylemle başladı. Aynı evde iki farklı kültür oluşmaya başladı.

Gençler hayatı ailelerinden değil, sistemin onlara sunduğu araçlardan öğrenmeye başladı. Gençlik ayrı bir “pazar” haline getirildi. Kültür endüstrisinin araçlarıyla toplumsal değerlerden uzaklaştırıldı; ailelerine, gelenek ve göreneklerine ve hatta milli devlete düşman edildi. “İsyanları” alınıp satılır bir meta haline getirildi. Müzik, moda, hatta dil ithal edildi. Şirketler tarafından üretilen müzikler (arabesk, pop, rap) pazarlanarak küresel hale getirildi.

“Özgürlük” diye sunulan tarzlar kısa sürede moda endüstrisinin parçası oldu. Bugün bile: saç, kıyafet, güzellik anlayışı, bir tüketim kalıbı olarak içimizde geziyor. Yeni bir gençlik dili ortaya çıktı. Argo! Gençliğin dili olarak sunuldu. Medya bütün bu yalanların ve satılacak ürünün pazarlama aracı olarak kullanıldı. Gençlik yalnızlaştırıldı, köklerinden koparıldı. Koparılan gençliğe yeni yeni sahte özgürlükler sunuldu. Bugün bu yalan sadece anne-baba ile genç arasında değil, aynı kuşaklar arasında bile farklılaşmaya evrildi. X,Y,Z kuşakları… Ve yalnız bireyler…

Kuşak çatışması kavramı, milletin geçmişiyle geleceği arasına duvar örmenin, gençliği kendi tarihinden ve köklerinden koparmanın ideolojik araçlarından biridir.

Amaç; bölünmüş toplum, bölünmüş aile, köklerinden koparılmış gençlik.

Bugün sistem uyuşturucuyu, cinsiyetsizlik dayatmasını, kumar ve bahisi normalleştirip, gençlik üzerindeki yıkıcı etkisini arttırarak devam ettiriyor.

Gençlik gelecektir. Bu doğru. Ancak tecrübe hafızadır, geleceğe ışıktır. Milli bilinç, tecrübeyle, geleceğin örülmesiyle oluşur.

Asıl çatışma gençlikle, tecrübe arasında değil; milli kültürümüz ve ona açıktan saldırarak yok etmek isteyen emperyalizm arasındadır

Gerçek çatışma, bağımsızlık ile bağımlılık arasındadır.

Gerçek çatışma, kamucu, tam bağımsız ve üreten bir milli ekonomi ile neoliberal ekonomi politikaları arasındadır.

Gerçek çatışma, milli ve bilimsel bir eğitim sistemi ile Batı’ya bağımlı ezberci eğitim sistemi arasındadır.

Kaynağa Git

İlgili Haberler