Sabahları güne başlamak için içilen bir fincan kahve, sadece uykuyu açan bir alışkanlık olmayabilir. Son otuz yılda yayımlanan binlerce bilimsel araştırma, kahvenin doğru miktarda tüketildiğinde birçok kronik hastalığa karşı koruyucu etkiler gösterebildiğini ortaya koydu.
İçeriğinde bulunan binden fazla doğal bileşik; polifenoller, magnezyum, potasyum ve B vitaminleri sayesinde yalnızca enerji vermekle kalmıyor, vücudun pek çok sistemini de etkiliyor.
Üstelik araştırmalara göre kahvenin kötü şöhreti de büyük ölçüde geride kaldı.
1990'lı yıllarda Dünya Sağlık Örgütü, bazı çalışmalar nedeniyle kahveyi "olası kanserojen" olarak değerlendirmişti. Ancak daha sonra bu araştırmalardaki katılımcıların önemli bölümünün aynı zamanda yoğun sigara kullanıcısı olduğu anlaşıldı. Sigara etkisi ayıklandığında kahve ile mesane ve akciğer kanseri arasındaki ilişki büyük ölçüde ortadan kalktı.
Aradan geçen yıllarda yapılan yüzlerce yeni çalışma ise bambaşka bir tablo ortaya koyuldu. Bilim insanlarının onlarca yıllık araştırmalarını bir araya getiren kapsamlı analizler, düzenli kahve tüketiminin çoğu yetişkin için zarar vermekten çok fayda sağlayabileceğini gösterdi
İşte bilimsel kanıtların en güçlü olduğu dört önemli etki…

Karaciğerin en büyük dostlarından biri olabilir
Araştırmacıların üzerinde en çok uzlaştığı konulardan biri kahvenin karaciğer üzerindeki olumlu etkileri. Çalışmalar, düzenli kahve tüketen kişilerde yağlı karaciğer hastalığı, siroz ve karaciğer kanseri görülme riskinin daha düşük olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca kahve içenlerin karaciğer enzimlerinin de genellikle daha sağlıklı seviyelerde olduğu belirtiliyor.
Yaklaşık 500 bin kişinin 11 yıl boyunca takip edildiği geniş kapsamlı bir araştırmada, düzenli kahve tüketenlerde kronik karaciğer hastalığı gelişme riskinin yüzde 21, bu hastalıklara bağlı ölüm riskinin ise yüzde 49 daha düşük olduğu görüldü.
Tip 2 diyabet riskini azaltabiliyor
Bilim insanlarının dikkat çektiği ikinci önemli alan ise diyabet. Birçok uluslararası araştırma, günde üç ila dört fincan kahve tüketen kişilerde Tip 2 diyabet gelişme riskinin yaklaşık yüzde 25 daha düşük olduğunu gösteriyor. Hatta bazı analizlere göre her ilave fincan kahve, belirli bir sınıra kadar diyabet riskini ortalama yüzde 6 azaltabiliyor. Araştırmacılar bunu kahvede bulunan polifenollere bağlıyor. Özellikle klorojenik asit adlı doğal bileşik, insülin duyarlılığını artırıyor ve kan şekerinin daha dengeli seyretmesine katkı sağlayabiliyor.
Parkinson hastalığına karşı koruyucu etki gösterebilir
Kahveyle ilgili en dikkat çekici bulgulardan biri de Parkinson hastalığıyla ilgili. Bir milyondan fazla kişinin verilerini inceleyen araştırmalar, düzenli kahve tüketenlerde Parkinson hastalığına yakalanma riskinin yaklaşık yüzde 28 daha düşük olduğunu ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre bunun en önemli nedeni kafein.
Kafeinin, hareketlerin kontrolünü sağlayan dopamin üreten sinir hücrelerini koruyabileceği ve hastalığın gelişimini yavaşlatabilecek mekanizmaları destekleyebileceği düşünülüyor.
Daha fazla hareket etmenizi sağlayabilir
Kahvenin en şaşırtıcı etkilerinden biri ise fiziksel aktiviteyle ilgili. 2023 yılında yayımlanan kontrollü bir çalışmada araştırmacılar, katılımcıları akıllı saatlerle takip etti ve kahve içtikleri günlerle içmedikleri günleri karşılaştırdı. Sonuç oldukça dikkat çekiciydi. Kahve içilen günlerde katılımcılar ortalama 1.000 adım daha fazla yürüdü. Bu da yaklaşık 800 metre ek yürüyüş anlamına geliyor.
Araştırmacılar, bu küçük görünen artışın uzun vadede kalp-damar hastalıkları ve erken ölüm riskinin azalmasına katkı sağlayabileceğini belirtiyor.
Peki günde ne kadar kahve?
Bilimsel çalışmaların büyük bölümü, sağlıklı yetişkinlerde günde 3-4 fincan şekersiz kahvenin en fazla yararın görüldüğü aralık olduğunu gösteriyor.
Hamileler, yüksek tansiyon hastaları, kalp ritim bozukluğu yaşayanlar ve kafeine hassas kişiler için daha düşük miktarlar öneriliyor.
Odatv.com