Terör örgütü FETÖ ve dış destekçilerinin 15 Temmuz 2016’da düzenlediği hain darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Milletimiz, darbeyi önledikten sonra seçimlerini yaptı, siyasi istikrarını korudu ve ekonomisini güçlendirmek için de çok çalıştı. 2016’dan bugünlere toplam milli gelir dolar bazında yüzde 85, ihracat yüzde 92, savunma sanayi ihracatı ise yüzde 528 yükseldi
15 Temmuz 2016 hem karanlık hem de aydınlık bir gün olarak tarihe geçti. Dış destekçilerinden emir ve cesaret alan hain terör örgütü FETÖ üyeleri, Türk milletinin egemenliğini gasp etmek, ülkeyi yıllarca sürebilecek bir kaosa sürüklemek için uçaklar, helikopterler ve tanklarla millete saldırdı. Böyle bir darbe girişimine 21’inci Yüzyılda maruz kalmak o günü karanlık gün yaptı. Ancak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla hainlere karşı canını hiçe sayarak direnişe geçen ve meydanlara toplanan halk, darbecileri durdurdu. Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM), bilerek ve özellikle yazdırdığı, fiilen de kurumsallaşması için çaba harcadığı, ‘Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir’ sözü bizzat millet tarafından canla kanla savunuldu. Darbe girişiminden sonra çok sayıda yüksek oranda katılımlı yerel ve genel seçimler yapıldı. Demokrasimiz büyük bir tehlikeyi atlattıktan sonra çalışmaya devam etti ve millet, her seçimde iradesini sandıklara yansıttı. 2016’dan beri darbe girişimi, ülkemizdeki depremler, bölgemizdeki savaşlar, Türkiye’yi siyasi istikrardan koparamadı. Müttefiklerimizin açık ve örtülü ambargolarına maruz kaldık ama bütün zorluklara rağmen ekonomimiz hızlı büyümeye devam etti. Yıllık bazda karşılaştırma yapabilmek için 2016 ve 2025 yılı verilerini (9 yıllık) baz aldığımızda enfl asyon oranları hariç önemli makro verilerin tamamına yakınında yüksek performanslı ve rekorlu iyileşmeler sağlandı. Ekonomimiz, yüksek ihtimalle 2026’yı da büyüyerek tamamlayacak ve 2025 rakamları daha da iyileşecek.
NATO, ABD ve AB ile yeni dönem mi?
Türkiye, uzun yıllardan beri dünyanın en önemli, en güçlü askeri savunma ittifakı konumundaki Kuzey Atlantik Savunma Paktı’nın (NATO), ABD’den sonraki en güçlü üyesi konumunda. Üyeliğin yüklediği tüm görevleri ve sorumlulukları harfiyen yerine getiren Türkiye ne yazık ki demokrasi tarihinde ABD ve NATO kaynaklı yanlış müdahalelerle karşılaştı. 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişiminde de NATO’nun bazı birimlerinin müdahil olduklarına dair güçlü kanıtlar bulunduğu belirtiliyor. ABD ve bazı AB ülkeleri, darbe girişimi ve sonrasında hain terör örgütü FETÖ mensuplarını açıkça korudular ve ardından tamamına sığınma hakkı verdiler. Aradan geçen 10 yılda Türkiye’nin her açıdan güçlenmesi, savunma sanayiindeki başarısı, Suriye’de istikrarı sağlaması, bölgedeki savaşlarda ve krizlerde barışı önceleyen dış politika başarısı; ABD, NATO ve AB nezdinde politika değişimlerine neden olabilir. 7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da düzenlenen 36’ncı NATO Zirvesi’nin bu anlamda, 1949’daki kuruluşundan beri NATO’nun en önemli zirvelerden biri olduğu söyleniyor. Çünkü Rusya Ukrayna Savaşı devam ediyor ve Avrupa Birliği’nin (AB) güvenlik kaygıları en üst seviyelerde. ABD Başkanı Donald Trump da Avrupa’nın savunması konusunda ABD’nin istekli olmadığını defalarca beyan etti. İsrail-ABD birlikte, İran’a karşı savaş başlattı ve ateşkes sürecine rağmen çatışmalar devam ediyor. Avrupa’nın savunma dışında ‘enerji tedarik riski’ de çok yüksek. ABD-Çin ilişkilerindeki riskler ve bu başlığın Avrupa’ya etkileri kaygı veriyor. Böyle bir ortamda, Türkiye haklı olarak hem ABD’nin hem de AB’nin Türkiye politikalarını yenilemesini istiyor. Türkiye’nin savunma sanayiinde geldiği seviye, Türk Silahlı Kuvvetlerinin muazzam gücü, ABD ve AB için hayati önem taşıyor. Türk devlet aklı zaman zaman Türkiye aleyhine kararlar alabilen ambargolar uygulayan sorunlu ve sorumsuz müttefikleriyle ‘kazan-kazan’ ilişkisi tesis etmek için yeni stratejiler geliştiriyor. Türkiye ayrıca, Avrupa için ‘enerji arz güvenliğinin en önemli deniz ve kara geçiş ülkesi’ konumunu da sürekli güçlendiriyor.
NATO'nun tarihi toplantısı Ankara'da gerçekleşti
● NATO tarihinin belki de en kritik toplantısı Ankara'da gerçekleşti. Türkiye'nin başarılı ev sahipliğinin yanı sıra NATO'daki yeni statüsünün net olarak ortaya konduğu toplantı, dünyada geniş yankı buldu. Toplantıda, ABD, Türkiye’ye karşı uyguladığı CAATSA yaptırımlarını kısa sürede kaldırmak, NATO ortak taarruz uçağı F-35’lerin Türkiye’ye satışının önünü açmak ve üretim ortaklığına dönüşünü sağlamak için adımlar atacağının işaretlerini verdi. Türkiye, AB’den de özellikle Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi Yönetiminin kıskacında haksız kararlar almaktan ve bunları uygulama çabalarından vaz geçmesini, AB tam üyelik sürecini canlandırmasını, Gümrük Birliğini revize etmeyi, yakın zamanda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına vize uygulamasını kaldırmasını bekliyor. Ayrıca AB ortak kaynaklarından oluşturulan ‘yeni savunma sanayi destekleme fonundan’ Türkiye’nin yararlanmasını, ‘Made in EU’ düzenlemesinin Türkiye’deki üretimleri de kapsamasını talep ediyor. Öncelikle bu konularda adımların atılıp atılmayacağı Türkiye’nin NATO görevlerine ve AB savunmasına yaklaşımını netleştirecektir.
Nüfus arttı, milli gelir yine de yükseldi
Adrese dayalı nüfus sayımı sonuçlarına göre 2016’da 79,8 milyon olan nüfusumuz, 2025 sonunda 86,1 milyonu aştı. 2016’da 863 milyar dolar olan toplam milli gelirimiz ise 2025 sonunda 1 trilyon 596 milyar dolara yükseldi. Böylece kişi başına düşen milli gelirimiz de 2016’da 10 bin 883 dolarken, 2025’te 18 bin 40 dolar oldu. Nüfusumuz yüzde 7,9 çoğalsa da toplam milli gelir yüzde 85, kişi başına milli gelir ise yüzde 66 arttı. 2016- 2025 kıyaslamasında ihracatımız yüzde 92, yıllık turist sayımız yüzde 153 ve yıllık turizm gelirimiz yüzde 195 yükseldi. Darbe girişimi, 2016 yılında turizmimizi çok ağır etkilemişti ve turist sayısı ile turizm gelirleri 2015 yılına göre yaklaşık yüzde 30 gerilemişti.
Cari açığımız da 2016’da 32,6 milyar dolardan 2025 sonunda 25,2 milyar dolara geriledi. En çarpıcı olumlu değişim ise yüzde 55-60 arasında olan savunma sanayi yerlilik oranımızın yüzde 82’ye yükselmesi ve bu sektördeki ihracatımızın 1,6 milyar dolardan 10,05 milyar dolara çıkmasıydı. Buradaki artış oranı yüzde 528 oldu. Savunma sanayimizin toplam cirosu ise 20 milyar doları aştı. Türkiye’nin bu alanda çalışan üretim yapan şirketlerinin sayısı 3 bin 500’e ulaştı. Bunlardan bazıları dünyanın en büyük 100 savunma sanayi şirketi sıralamasında listeniyor. Sektördeki toplam istihdam ise büyük çoğunluğu genç mühendislerimizden oluşan 100 bin kişinin üzerine çıktı. Dünya genelinde en önemli medya kuruluşları Türkiye’nin savunma sanayiinde elde ettiği başarıyı defalarca haberleştirdi