Ana içeriğe geç

Türkiye’nin bıçak sırtındaki “ikiz açık” gerçeği

Türkiye’nin bıçak sırtındaki “ikiz açık” gerçeği
Ekonomim.com
16

İktisat teorisinde yeri olan ve ülkemizin de kronik sorunu niteliğini uzun yıllardır koruyan “ikiz açık” konusu.

Bu yazımda ilk kez yapay zekâ (AI) tanımını kullanıyorum. İkiz açık, bir ülke ekonomisinde aynı dönemde hem bütçe açığı (kamu harcamalarının gelirleri aşması) hem de cari açık (döviz girişinin döviz çıkışından az olması) durumlarının birlikte görülmesidir.

Bu iki kavram birbirini tetikleyen mekanizmalara sahiptir:

- Bütçe açığı (mali açık): Devletin yaptığı harcamaların, topladığı vergilerden ve diğer gelirlerden fazla olmasıdır.

- Cari açık: Bir ülkenin dış dünyayla yaptığı mal ve hizmet alışverişi sonucunda kasasından çıkan döviz miktarının, ülkeye giren döviz miktarından fazla olmasıdır.

İktisat teorisinde bu iki açığın aynı anda var olmasına İkiz Açık Hipotezi adı verilir. Geleneksel Keynesyen yaklaşıma göre, devletin bütçe açığını kapatmak için borçlanmaya gitmesi yurt içi faizleri yükseltir. Yüksek faiz ülkeye sıcak para girişini hızlandırır, bu da yerli paranın değerlenmesini sağlayarak ithalatı ucuzlatır ve ihracatı zorlaştırır; böylece cari açık meydana gelir.

Türkiye’nin, birkaç yılı hariç, neredeyse cumhuriyet tarihi boyunca her zaman bütçe açığı sorunu olmuştur. 1980 yılı dışı açılma politikaları sonrası ve özellikle 2000’li yıllara girişle ve dış dünya ile entegre oluşla birlikte de cari açık sorunu sürekli gündemini korumuştur.

Süleyman Demirel Üniversitesinden Gökhan Özdamar, 2015 yılında kaleme aldığı “İkiz Açıklar Hipotezi: Teorik Yaklaşımlar ve Türkiye Üzerine Ampirik Literatür İncelemesi” başlıklı bilimsel makalesinde, Türkiye üzerine yapılan 70 adet ampirik çalışmayı ve sonuçlarını sıralamış. Çalışmaların ağırlığını 1980’li yıllar oluşturmuş. Çalışmaların yarısından fazlasında geleneksel ikiz açıklar hipotezinin Türkiye açısından geçerli olduğu ortaya konulmuş. 12 çalışmada değişkenler arasında geri besleme (iki yönlü nedensellik) olduğu, 6 çalışmada üçüz açıklar hipotezinin geçerli olduğu yönünde sonuçlar elde edilmiş.

Gelelim günümüze…

Günümüzde ve özellikle ekonomi yönetiminin gündeminde cari açık sorunu öne çıkıyor. Açık söylemek gerekirse bütçe açığı çok da fazla önem taşımıyor. Önemli olan yabancı kaynak girişini yüksek reel faizlerle sağlamak ve böylece cari dengeyi zoraki de olsa korumaya çalışmak oluyor.

2026 yılı itibariyle cari dengede de denge kaybolmuş durumda. Özellikle Iran ile ABD savaşı ve buna bağlı enerji darboğazı, altın ve temel mal fiyatları ile kurlardaki gelişmeler evdeki hesapların çarşıya uymadığının çok açık ifadesi.

Dilerseniz cari açık ile ilgili olarak Merkez Bankasının iki gün önce yayımladığı 2026 yılı Mayıs ayı ödemeler dengesi istatistiklerine bir göz atalım.

- Mayıs 2026 ayı ödemeler dengesi açığı 1 milyar 450 milyon $

- Mayıs 2025 ayı ödemeler dengesi açığı 1 milyar 105 milyon $

- Ocak-Mayıs 2026 dönemi ödemeler dengesi açığı 30 milyar 679 milyon $

- Ocak-Mayıs 2025 dönemi ödemeler dengesi açığı 23 milyar 728 milyon $

- Mayıs 2026 dönemi 12 aylık ödemeler dengesi açığı 37 milyar 287 milyon $

- Mayıs 2025 dönemi 12 aylık ödemeler dengesi açığı 36 milyar 933 milyon $

Rakamlar şunu söylüyor: Ödemeler dengesi açığı Mayıs ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 31, son beş ayda yüzde 29, son bir yılda da yüzde 9 artmış.

Peki mayıs ayındaki rakamları hangi alt kalemler etkilemiş, ona bakalım.

- Mayıs ayında geçen yılın aynı dönemine göre toplam mal ihracatı 24,2 milyar dolardan 21,9 milyar dolara gerilemiş; ki bu oldukça önemli bir olumsuz sinyal.

- Aynı şekilde bu dönemde, özellikle gözetim ve yüksek ticaret politikası önlemleriyle ve daha da önemlisi sanayi girdisi anlamında toplam ithalat da 29 milyar dolardan 26,2 milyar dolara düşmüş.

- Bu dönem hizmet ticareti de geçen yılı aynı ayına göre 5,5 milyar dolardan 5,2 milyar dolara çekilmiş. Bunda da özellikle turizm gelirlerindeki azalış önemli bir başka olumsuz sinyal.

Şimdi de geçmişten geleceğe cari açık ile ilgili rakamlara bir göz atalım. 2026-2028 Orta Vadeli Programa göre:

- 2024 yılı cari açığı 10,2 milyar $

- 2025 yılı cari açığı 22,6 milyar $

- 2026 yılı cari açık hedefi 22,3 milyar $

- 2027 yılı cari açık hedefi 20,5 milyar $

- 2028 yılı cari açık hedefi 18,5 milyar $

TCMB tarafından izlenen piyasa katılımcıları Haziran 2026 ayı anketine göre;

- 2026 yılı sonu cari açık tahmini 49,2 milyar $ (Mayıs ayında 47,8 milyar $ idi)

- 2027 yılı sonu cari açık tahmini 42,5 milyar $

Bu rakamlar bize neyi söylüyor?

Palyatif, geçici, kısa vadeli sermaye girişine ve yüksek faiz politikasına dayalı ödemeler dengesi modeli kalıcı ve sağlıklı değil. Sağlam bir mal ihracatı, ciddi bir hizmet ihracatı, gerçekçi kur politikası, verimlilik ve diğer yapısal düzenlemeler gerekli...

Kaynağa Git

İlgili Haberler