Ana içeriğe geç

Çocuklara yapay zekadan önce domates yetiştirmeyi mi öğretsek I Süleyman Dilsiz yazdı

Yapay zekâ çağında çocuklar teknolojiye her zamankinden daha yakın, ancak gündelik yaşam becerilerinden giderek uzaklaşıyor. Süleyman Dilsiz, "Köy Enstitüsü 2.0" başlıklı yazısında, geleceğin eğitim modelinde üretmeyi, sorgulamayı ve kendi kendine yetebilmeyi de öğretmesi gerektiğini savunuyor.

Çocuklara yapay zekadan önce domates yetiştirmeyi mi öğretsek I Süleyman Dilsiz yazdı
Odatv
16

Türkiye'de bir çocuk bugün beş saniyede yapay zekaya ödev yazdırabiliyor. Ancak prize takılı üçlü uzatma kablosunun neden yandığını bilmiyor.

Beş uygulamada hesap açıyor. Excel'de tablo hazırlıyor.

Bir fesleğeni yaşatamıyor.

Ampul değiştirmek için YouTube açıyor.

Biz galiba biraz ilginç bir yere geldik.

Köy Enstitülerini yıllardır ya kavga ederek konuşuyoruz ya da nostalji yaparak.

Çocuklara yapay zekadan önce domates yetiştirmeyi mi öğretsek I Süleyman Dilsiz yazdı - Resim : 1

Oysa bence asıl soru şu:

Bugün sıfırdan bir eğitim sistemi kursaydık, çocuklara ne öğretirdik? Ezber mi? Yoksa hayat mı?

Ben olsam ders programını şöyle hazırlardım.

Pazartesi sabahı ilk ders: "İnternette gördüğün her şeye inanma."

İkinci ders: "Yapay zeka kullan ama beynini kapatma."

Üçüncü ders: "Domates markette yetişmiyor."

Sonra uygulama...

Her öğrenci bir ağaç dikecek.

Bir sebze yetiştirecek.

Bir çorba pişirecek.

Bir musluk contası değiştirecek.

Bir bisiklet lastiği tamir edecek.

İlk yardımı öğrenecek.

Bir bütçe hazırlayacak.

Bir yaşlıyla oturup iki saat sohbet edecek. Çünkü Google'da bulunmayan bilgiler de vardır. Onlara "insan" denir.

Çocuklara yapay zekadan önce domates yetiştirmeyi mi öğretsek I Süleyman Dilsiz yazdı - Resim : 2

Daha da yeni dersler açardım.

"Komşuluk Laboratuvarı."

Apartmanda üç aydır asansörde birbirini görmezden gelen insanlar birbirine günaydın demeyi öğrenecek. Bu ders zor. Belki matematikten bile zor.

"Mutfak Ekonomisi."

Bir tencere yemeğin dört kişiyi nasıl doyurduğu anlatılacak.

İsrafın matematiği öğretilecek. Çünkü sürdürülebilirlik mutfakta başlar.

"Yanılma Atölyesi."

Çocuk hata yapacak.

Öğretmen "Aferin." diyecek. Çünkü hata yapmayan insan, genellikle hiçbir şey denememiştir.

1940'larda Köy Enstitülerinin temel hedeflerinden biri, yaşadığı çevreyi geliştirebilen, üretebilen, sorumluluk alabilen bireyler yetiştirmekti.

Bugün dünya değişti. Teknoloji değişti.

Meslekler değişti.

Kendi kendine yetebilme ihtiyacı hiç değişmedi. Elektrikler kesildiğinde internet de gidiyor. Ama ekmek yapmayı bilen insanın morali gitmiyor.

Belki de yeni çağın en büyük ihtiyacı, yapay zekayı kullanan ama domates de yetiştirebilen insanlar yetiştirmektir.

Hem algoritmayı anlayan...

Hem toprağın kokusunu bilen...

Hem kod yazabilen... Hem yoğurt mayalayabilen...

Çünkü geleceğin en zengin insanı, en çok bilgiye sahip olan değil; bilgiyi hayata dönüştürebilen insan olacak.

Kim bilir!

Belki de yeniçağın Köy Enstitüsü, köyde olmak zorunda değildir.

Mahallede olabilir.

Kentte olabilir.

Hatta dijital ortamda bile olabilir.

Yeter ki çocuk yalnızca bilgi tüketmesin.

Üretsin. Merak etsin. Sorsun. Yanılsın.

Mutfakta yansın. Tatsın. Koklasın!

Tekrar denesin.

Üretsin… Amaçları olsun. Konfor alanından çıksın!

Çünkü geleceğin en değerli insanı, yapay zekayı en iyi kullanan değil...

Elektrik kesildiğinde de hayatı sürdürebilen insan olacaktır.

Belki de Köy Enstitülerinin bize bıraktığı en büyük miras tam da budur:

“Kendi kendine yetebilen insan yetiştirmek!”

Süleyman Dilsiz

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler