Ana içeriğe geç

Homeros’un şölen sofraları I A. Nedim Atilla yazdı

İlyada ve Odysseia’nın gölgesinde kurulan zengin sofralar, tanrılara sunulan kurbanlardan kahramanların dostluk ziyafetlerine kadar tarihsel bir gastronomi yolculuğuna sahip.

Homeros’un şölen sofraları I A. Nedim Atilla yazdı
Odatv
16

“Hepsi yakardılar, arpa taneleri serptiler yere, / Başlarını arkaya kaldırıp kurbanları kestiler, Derilerini yüzdüler, butlarını ayırdılar, / Yağlı gömlekle sardılar butları iki kat, Sonra etler kodular üstüne çiğ çiğ. / Odunların üstünde kızarttı ihtiyar onları Şarap döktü üzerlerine, ateş gibi pırıl pırıl. / Beş dişli çatal tutuyordu yanında delikanlılar. Butlar kızartıldı, ciğerler, yürekler yenildi, / Kalan etler parçalandı, şişlere geçirildi, Kızartıldı, iyiden iyi, çekildi hepsi ateşten. / Yenilip içilince doyasıya, Delikanlılar şarapla doldurdular sağrakları / Taslar dağıttılar, tanrılara sunmak için, Korolarla yatıştırdılar tanrıyı, gün boyunca…”(Homeros, İlyada, Çeviren: Azra Erhat ve A. Kadir, Can Yayınları, 1999)

Homeros’un tarihsel bir birey mi yoksa inşa edilmiş bir kimlik mi, kavramsal bir figür mü olduğunu ve gerçekten de Batı edebiyatının temelini oluşturan iki ünlü destanın yazarı olup olmadığını tartışmak edebiyat tarihçilerinin vazgeçemediği bir mevzu… Modern tarihçiler “icat edilmiş” bir karaktere inansalar bile, İzmir, Sakız, Kyme ve hatta Colophon ozanın hemşehrisi olduğunu en azından 2500 yıldır yineliyor.

Homeros bir “Aede” idi. Bir aede (eski Yunanca οιδός / aoidós, δω / áidô fiilinden, “şarkı söylemek”), antik Yunanistan’da kanuna benzer bir müzik aleti olan phorminx eşliğinde destanlar söyleyen bir sanatçılara verilen isim. Bu “aede” lerin, ozanların en ünlüsü kuşkusuz Homeros’tur. Çünkü Homeros kendi destanlarından başlayarak günümüz sanatının her dalını bugün de etkiliyor.

Kendi destanlarında dedim, Odysseia’daki iki figür Homeros’un kendisi olabilir: Alcinoos’un sarayında şarkı söyleyen Demodocos ve aynı zamanda Ithaca ve Orpheus sarayının ozanı Phemios. Bu karakterler bize ozanın mesleğini anlatıyor: Ozan, bir ziyafette toplanan aristokratlar meclisinin önünde şarkı söyler. Troya Savaşı gibi iyi bilinen temalardan oluşan geniş bir hikâye koleksiyonundan yararlanır. Kendisi bir bölüm seçer, ancak dinleyenler sık sık daha önce dinledikleri şu veya bu favori temayı ister. Şarkısına genellikle bir proême ile, yani ana destanın başlangıcı niteliğindeki kısa bir şarkıyla başlar.

Prof. Dr. Ersin Doğer Hoca bize sürekli bir şeyler öğretir. Onun “İzmirliler antik çağda neyle övünürlerdi?” başlıklı çalışması bizim gibi araştırmacılar için çok değerlidir. Doğer’den öğrendiğimiz şu bilgi ne kıymetlidir: İzmirliler, Homeros’u kendi kimliklerinin bir parçası olarak görmüş ve ona büyük bir sevgiyle bağlı kalmışlardır. Onu onurlandırmak için Homereion adlı bir yapı inşa etmişlerdir. Homeros’un İzmir’i övdüğü dizeler, şehrin gücünü ve kahramanlık kültürünü vurgularken, İzmir’in tanrılar tarafından korunmuş bir yer olduğu düşüncesini yansıtır. Ozan, halk arasında olduğu kadar entelektüel çevrelerde de kutsal bir figür haline gelmiştir. Onu sert şekilde eleştiren Zoilos’un İzmir’de ağır şekilde cezalandırılması, Homeros’a duyulan saygının ne denli büyük olduğunu gösterir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler