Ana içeriğe geç

Tekstil ve giyim: İSO-500 ve fazlası

Tekstil ve giyim: İSO-500 ve fazlası
Ekonomim.com
16

Ülkede tüketim hızla artarken, üretim düzeyi geriliyorsa, bu talebin ithal ürünlere kaydığını gösterir. Hazır giyim ithalatımız 2020’den bu yana 3 katına ulaşmış durumda. İstidam, PMI, konkordato gibi alanlarda da benzer işaretler var. Uzun uzun neden ve nasıllara değinmek amaca çok da hizmet etmez. Tarafların tamamında sorumluluk var.

Geçen hafta İSO tarafından açıklanan 2025 yılı en büyük 500 sanayi şirketi listesinde dikkat çekici sonuçlar var. Bunlardan biri de listedeki tekstil ve giyim şirketi sayısının 29’a gerilemesi. Bu sadece önceki yıla kıyasla yaşanan bir gerileme değil. 2021’de listede 59 şirket varken, izleyen yıllarda keskin bir düşüş görüyoruz.

Listedeki bu değişim, “tekstil ve giyim şirketlerinin zayıf performansından kaynaklanıyor olabileceği gibi, diğer sektörlerin performans artışından da kaynaklanabilir” diyebilirdik ama hepimiz biliyoruz ki; esas sebep ilki.

Bu iki sektörde yaşanan kan kaybına yönelik diğer bir gösterge, imalat tarafında yapılan üretim düzeyi. Tekstil ve giyime yönelik sanayi üretim endeksi uzun süredir diğer sektörlere göre daha zayıf seyir izliyor. Tekstil üretimi 2022 başından, giyim üretimi 2023 sonundan itibaren sert düşüyor ve son verilere göre her ikisi de 7-8 yıl önceki düzeyine inmiş durumda.

Tekstil ve giyim: İSO-500 ve fazlası - Resim : 1

Tekstil ve giyim: İSO-500 ve fazlası - Resim : 2Ülkede tüketim hızla artarken, üretim düzeyi geriliyorsa, bu talebin ithal ürünlere kaydığını gösterir. Nitekim hazır giyim ithalatımız 2020’den bu yana 3 katına ulaşmış durumda. İstidam, PMİ, konkordato gibi alanlarda da benzer işaretler var.

Bu noktada uzun uzun neden ve nasıllara değinmek amaca çok da hizmet etmez. Ancak tarafların tamamında sorumluluk olduğunu düşünüyorum.

İki sektörde irili ufaklı toplam 90 bine yakın imalatçı var. Sanayi sektörlerimizdeki tüm firmaların beşte biri gibi inanılmaz yüksek bir oranı tekstil ve hazır giyimciler oluşturuyor. Küresel ekonomide ve Türkiye ekonomisinde yapısal dönüşüme hiç de uygun olmayan bir ağırlık bu. Sektördeki firmalar arasında maliyetleri aşağı çekmek için kayıt dışılığa yönelen, kaçak işçi çalıştıranların sayısı az değil.

Buna mukabil, ilgili STK’ların gerek sektör içinde, gerek sektör-devlet iletişiminde bu sağlıksız kapasite fazlasını engellemek ya da sistematik bir şekilde eritme konusunda etkili çalışmalar yapıp yapmadığını bilmiyoruz.

Kamu tarafında ise teşvik mekanizmalarında ve denetim boyutunda (vergi, sosyal güvenlik, iş güvenliği) bugünkü durumla karşılaşmadan çok önce önleyici tedbirlerin alınması gerekirdi. Ayrıca, devlet teşkilatımızda ilgili kurumların sektörel yapılanmayı yönlendirme görevi olmalı. Her girişimci istediği alanda ve şehirde kendi niyetine göre yeni bir iş kurmamalı. Aksi takdirde bugün tekstil ve giyimde yaşanan sorunlar gelecekte başka sektörlerde de yaşanabilir.

Gecikilmiş olsa da; hala proaktif ve sistematik bir dönüşüm için alan var. Yıllar boyunca yatırımın, istihdamın, ihracatın belkemiği olan tekstil ve hazır giyim sektörleri, edinilmiş bunca deneyim çöpe atılarak, kendi haline bırakılmamalı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler