Covid-19 salgınının ilk haftalarında, Roma gazetesi Il Fogliopaniğe kapılmış bir manşet attı: “La morte del bacio” (Öpücüğün ölümü).
Sosyal mesafe çağında İtalyanlar, öpüşmenin Roma İmparatorluğu gibi tarihe karışıp karışmayacağını tartışıyordu. Kıyı boyunca 140 mil aşağıda, restoranların uzun kapanmalarla iki kez kapandığı Napoli’de ise halk daha varoluşsal bir tehdidi sorguluyordu: La morte della pizza. Virüs, Napoli pizzası için ölüm öpücüğü mü olacaktı?
Pompeii ölçeğinde bir finansal çöküşle karşı karşıya kalan Napoli pizzacıları, yüzyıllardır süregelen iş modellerini döneme uyarladı; daha önce neredeyse “küfür” sayılabilecek uygulamalar devreye girdi; evlere teslimat ve—tanrım affetsin—pizza kitleri.
İtalya Kültür Bakanlığı yetkilisi Luca Del Fra, “Pizza, pandeminin altüst edeceği bir Napoli normu değil” dedi. “Pizza ekonomiktir, hızlıdır, Napoli’dir. Halkın onu unutacağından şüpheliyim.”
Napoli, pizzanın doğum yeri—ve her Napolilinin söyleyeceği gibi ruhsal vatanıdır. 963.000 nüfuslu ve 8.200 pizzacının bulunduğu bu güney İtalya şehrinde, babaların oğullarının iki şeyden biri olmasını istediği söylenir; SSC Napoli için futbolcu ya da pizzaiolo denen pizza ustası.