Siyasal İslamcı rejim nafakadan kürtaja kadar kadınların birçok kazanılmış hakkını hedef almayı sürdürürken bu durumdan cesaret alan gericiler de durmuyor. Yandaşlar bu sefer de çocuk yaşta evliliği meşrulaştırmanın peşinde.
Yeni Şafak gazetesi dün çocuk istismarını “evlilik” kisvesi altında normalleştiren manşetiyle çıktı. İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı kurucularından Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’yi 6 yaşında ‘evlendirmesi’ ve H.K.G.’nin yıllarca cinsel istismara maruz bırakılması skandalında faillere verilen cezaları eleştiren gazete, mağduru hedef aldı failleri de aklamaya çalıştı.

İSTİNAF’I HEDEF ALDILAR
Haberinde Yargıtay’ın kararının aksine cezaların yerinde olduğuna hükmeden İstinaf’ın kararı eleştirdi, “Bu nasıl adalet” manşetiyle üst mahkeme hedef alındı. H.K.G. davasının İslami camiaya saldırı aracına dönüştürüldüğünün iddia edildiği skandal haberde İstinaf Mahkemesi’nin kararında direnmesinin “hukuk skandalı” olduğu iddia edildi.
TEPKİ YAĞDI
Hak savunucuları ise kadınların ve çocukların karanlık düzene çekilmeye çalıştığını ifade ederek tepki gösterdi.
EŞİK Gönüllüsü Av. Sema Yurtbilir, “2016’da Meclis’e getirilen ve kamuoyunda ‘çocuk istismarcılarına evlilik affı’ olarak bilinen düzenleme girişimi, kadın ve çocuk örgütlerinin güçlü mücadelesi sonucunda geri çekildi. O dönem iktidar temsilcileri tarafından yapılan açıklamalar ise kadın hareketinin hafızasında derin izler bıraktı. Kadın ve çocuk örgütleri tam da bu anlayışa karşı TCK 103 Platformu çatısı altında bir araya geldi. Günlerce, haftalarca süren mücadele sonucunda çocuk istismarcılarına af girişimi geri çektirildi. Bu mücadele yalnızca bir yasa değişikliğinin engellenmesi değildi. Aynı zamanda çocukların ‘aile rızası’, ‘ailenin korunması’, ‘gelenek’, ‘dini nikâh’, ‘evlilik’ gibi kavramlar üzerinden istismara açık hale getirilmesine karşı verilen tarihsel bir mücadeleydi. Ancak kadın hareketinin karşı çıktığı zihniyet ortadan kalkmadı. 2020 yılında çocuk cinsel istismarı faillerine yönelik yeni af girişimleri gündeme geldiğinde kadın örgütleri yeniden bu girişimin önüne geçti. Hemen ardından İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme tartışmaları başladı. Kadın örgütleri bu saldırıları birbirinden bağımsız görmedi. Çünkü çocuk istismarcılarına af girişimleri ile kadınların şiddetten korunmasını sağlayan uluslararası sözleşmelere yönelik saldırılar aynı siyasi hattın parçaları olarak ortaya çıkıyordu. Bu nedenle kadın örgütleri mücadeleyi daha geniş bir çatı altında sürdürdü” dedi.
SOMUT BİR ÖRNEK
“İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik saldırılar, sözleşmeden çekilme kararı, çocuk istismarcılarına af girişimleri, çocukları cinsel sömürü ve istismardan koruyan Lanzarote Sözleşmesi’nin hedef alınması, 6284 Sayılı Kanun’un tartışmaya açılması ve Medeni Kanun’da kadınların kazanılmış haklarını geriye götürmeye yönelik girişimler aynı politik yaklaşımın farklı tezahürleridir” diyen Yurtbilir, şöyle devam etti:
“H.K.G. dosyası da bu nedenle kadın hareketi açısından yalnızca bir ceza davası değildir. Bu dosya, yıllardır sözde ‘evlilik’ adı altında meşrulaştırılmaya çalışılan çocuk istismarının görünür hale geldiği somut bir örnektir. Bazı medya organlarının dosyayı ‘dindarlara yönelik operasyon’ veya ‘inançlı kesime saldırı’ çerçevesinde sunması kasıtlı bir çarpıtmadır. Çünkü burada tartışılan şey bir suçtur, bir çocuğun temel haklarının ihlal edilmesidir. Türkiye’de tarikat ve cemaatlerle kurulan siyasi ilişkiler uğruna kadınların, çocukların ve LGBTİ+’ların hakları defalarca pazarlık konusu yapıldı. Dün ‘Bunlar aslında tecavüzcü değil’, ‘Aileleri koruyalım’ diyerek çocuk yaşta evlilikleri meşrulaştırmaya çalışanlar, bugün yine ‘aileyi koruma’ söylemi altında kadınların boşanma hakkını, ekonomik güvencelerini ve yaşam tercihlerini yargı paketleri içine sokarak hedef almaktadır. Çocuk istismarcılarına af girişimleri, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı, nafaka hakkına yönelik saldırılar, Medeni Kanun’da kadınlar aleyhine yapılmak istenen değişiklikler birbirinden bağımsız değildir. Bunların tamamı, kadınları ve çocukları birey ve hak öznesi olarak değil, ‘ailenin korunması’ adına feda edilen kişiler olarak gören anlayışın ürünüdür.”
∗∗∗
KÜÇÜĞÜN RIZASI DEMİŞLERDİ
AKP’liler 2016’da yılında küçük kızlarla evlenip istismar nedeniyle ceza alan kişilere af getirmek istemişti. Hazırlanan teklifte çocuğun istismarcıyla evlenmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması önerilmişti. Madde ile cinsel saldırı suçlarında rıza yaşı 12’ye kadar indirilme hedefi vardı. Hatta o dönem yayımlanan bir televizyon programında AKP Milletvekili Adayı Vahdettin İnce, 13 yaşında bir çocuğun evlendirilebileceğini savunmuştu. Aynı dönemde yasa teklifiyle ilgili açıklama yapan dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da “Bunlar tecavüzcü değil, bunlar cinsel istismar suçunu zorla işlemiş olan kişiler değil. Bunlar tamamen ailelerin ve küçüğün de rızasıyla yapılmış işler” demişti. Teklif tepkilerin ardından geri çekilmişti. AKP’nin çocuk yaşta evliliklere af getirilmesini öngören madde, 2021 yılında bir kez daha gündeme getirilmişti. Ancak itirazlar üzerine tekliften bir kez daha vazgeçilmişti. Öte yandan 2015 yılında alınan başka bir kararla da çocukların evlendirilmesinin önü açılmıştı. AYM, imam nikâhı kıymak için önce resmi nikâh kıyma şartını kaldırmıştı. Kararda düzenlemenin din ve vicdan özgürlüğü, özel hayatın korunması ilkelerine aykırı olduğu savunuldu.