Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre merkezi yönetim bütçesi haziran ayında 114 milyar lira fazla verdi. Geçen yılın aynı ayında 330 milyar liralık açığa göre müthiş bir iyileşme var.
İlk altı ay toplamındaki gerçekleşmede ise geçen yıla kıyasla görünürde önemli bir fark yok. Geçen yıl ilk altı ayda 980 milyar lira olan açık bu yıl 943 milyar lirada kaldı. Görünürde yalnızca yüzde 4’e yakın bir gerileme. Ama enflasyon dikkate alındığında bu azalma elbette çok daha fazla.
Bu tutarların ötesinde bir de faiz dışı denge var.
Hani sanayi üretiminde bir arındırılmamış ham veri vardır; görülebilen, sayılabilen, ölçülebilen gerçek üretim düzeyini gösterir. Ama arındırılmamış bu veri sanayinin gerçek performansını ortaya koymaktan çoğu zaman uzaktır. Çünkü kimi dönem vardır ki, örneğin bu yılın mayıs ayı gibi, çalışma günü sayısı çok azdır, bu endekse göre kıyaslama yapmak yanlış değerlendirmeye yol açar. “Üretim çok düştü” dersiniz demeye de bunun nedeni az çalışılmış olmasıdır. O yüzden takvim etkisinden arındırılmış hesaplama yapılır. Gerçek performans da ancak öyle görülür.
Bütçede de benzer bir hesaplama söz konusu. Vergi bugün toplanır, harcama bugün yapılır ama bu iki verinin farkı olan ve geçmişteki uygulamalardan kaynaklanan bütçe dengesini de etkileyen çok önemli bir başka veri vardır.
Geçmişin kötü ya da yanlış icraatının yükü olarak bugünü etkileyen faiz ödemesinden söz ediyorum.
Şimdi, “Bugünün bütçe dengesini bozan faiz ödemesinin oluşmasına sanki başka hükümetler mi yol açtı” diye itiraz edilecektir. Bu itirazlar tabii ki sonuna kadar haklıdır. Bu haklı itirazı ayrı tutarak söylüyorum; bugünkü bütçe gerçekleşmesi eğer geçmişin faiz yükü olmasaydı çok daha olumlu bir tablo çizecekti.
Faiz dışı fazla…
Bu yıl haziran ayında 202 milyar, ilk altı ayda da yaklaşık 1,5 trilyon lira faiz ödemesi yapıldı.
Buna göre haziran ayındaki faiz dışı fazla tam 316 milyar lira.
Yılın ilk yarısındaki faiz dışı fazla ise 521 milyar lira.
Faiz ödemesinin tümüyle sıfırlanması Türkiye için tabii ki söz konusu olmaz ama haziran ayındaki 202 milyar ve ilk altı aydaki yaklaşık 1,5 trilyonun yarısında bile kalınabilseydi bu paralarla neler neler yapılabilirdi. İnsan bunu düşünmeden edemiyor.
Yük devam edecek
Faiz ödemesi bu düzeylerde kalsa ve gelecekte çok azalacak olsa ona da razı olunur ama bu eğilim hep devam edeceğe benziyor.
Elbette faiz dışı fazla verilmesi, faiz dışı açıktan çok çok daha iyi bir performansa işaret ediyor. Türkiye uzunca bir süre onu da yaşadı, yani faiz dışı açık verdi.
Bu yılın ilk yarısında 1,5 trilyona yakın (1 trilyon 464 milyar) faiz ödendiğini belirttim. Yılın ikinci yarısında da yaklaşık 1,3 trilyon lira (1 trilyon 277 milyar) ödeme yapılacak. Böylece yılın tümündeki faiz ödemesi 2,7 trilyonu aşacak.
Bu yılın ilk yarısında olduğu gibi çok muhtemeldir ki ikinci yarıda da faiz dışı fazla verilecek. Ama bu fazla, borç stokunun nominal değilse de en azından reel olarak azalmasına hizmet ediyorsa bir anlam taşıyacak.
Çünkü bu faiz yükünden öyle bir anda kurtulmak elbette mümkün değil; yapılabilecek olan böyle faiz dışı fazla elde ede ede yükü hafifletebilmek.
Haziran rekorunun sebebi
Tekrar haziran ayı bütçe verilerine dönelim. Çünkü haziran verilerinde dikkat çeken detaylar var.
Haziran ayında vergi gelirlerinde yüzde 72’lik bir artış oldu. Zaten toplam gelirlerin giderden çok fazla artmasını ve haziranda geçen yıl 330 milyar açık verilmişken bu yıl 114 milyar fazlaya geçilmesini sağlayan da vergi gelirlerindeki bu performans.
Peki ne oldu da vergi gelirleri haziranda adeta coştu!
Gelir vergisi tevkifatı 496 milyar liraya ulaşarak hazirandaki 1 trilyon 316 milyar liralık vergi tahsilatında tam yüzde 38’lik bir paya sahip oldu. Gelir vergisi tevkifatında geçen yılın haziranındaki 201 milyar liraya göre yüzde 147’lik bir artış var.
Haziran ayındaki tevkifat aslında görünürde çok yüksek ama bu tutarı biraz da iki aylık gibi düşünmek gerek. Mayıs ayının üçte biri tatilde geçmişti ve o yüzden söz konusu aydaki tutar çok düşüktü, yalnızca 75 milyar liraydı. Dolayısıyla iki ayın ortalaması 285 milyar lira ve bu tarihsel ortalamaya yakın bir düzey.
Aynı şekilde KDV beyannamelerinin bayram tatili dolayısıyla hazirana kayması da bu vergide çok yüksek bir artış ortaya çıkmasını sağladı. Mayısta 35 milyar lira olan dahilde alınan KDV’nin haziranda 243 milyara çıkmasının nedeni de beyanname tarihindeki bu kayma.
Eşel mobilin maliyeti ne kadar oldu?
Savaşın başlamasıyla birlikte akaryakıtta mart ayı başında uygulamaya alınan eşel mobilin maliyeti sık sık tartışma konusu oluyor.
Bir kere eşel mobil uygulandığı için daha az ÖTV alınması bir lütuf değil. Bu uygulamayla vatandaşın cebine artı bir para konulmuyor, zaten vatandaştan alınmakta olan vergi biraz az alınıyor, o kadar.
Peki dört ayda ne kadar daha az vergi alındı, ona bakalım...
Geçen yılın mart-haziran döneminde akaryakıt ve doğalgazdan toplam 153,6 milyar lira özel tüketim vergisi alınmıştı. Bu yılın aynı dönemindeki tutar ise 55,1 milyar lira oldu. Yani bu yılki tutar, geçen yıldan 98,5 milyar lira daha az. Bu, bir kayıpsa eğer, görünür kayıp.
Ama bir de akaryakıt fiyatlarının artmasından kaynaklanan daha yüksek KDV geliri elde edilmesi gibi bir durum var. Belki görünürdeki bu 98,5 milyar liralık kaybın üçte biri KDV tahsilatındaki artışla yerine konuldu.
Eşel mobil nasıl uygulanıyor?
Mart ayı başında başlatılan eşel mobil uygulamasında haziran sonuna kadar zamların yüzde 75’i ÖTV’den karşılanmış, pompaya yansıma yüzde 25 ile sınırlı tutulmuştu. Aynı şekilde indirim durumunda da yüzde 75 ÖTV’ye gitmiş, pompaya yüzde 25 yansımıştı.
Temmuz ayında zam durumunda ÖTV’den karşılanacak tutar yüzde 50 olacak, diğer yüzde 50 de pompaya yansıyacak.
Ağustos ve eylülde ise ÖTV’den yalnızca yüzde 25 karşılanacak, yüzde 75 pompaya yansıtılacak.
Ekim ayı başında ise eşel mobil uygulaması sona erecek.
Ancak temmuz, ağustos ve eylül aylarında indirim olması durumunda her bir ürün için ayrı ayrı belirlenmiş olan maktu vergi tutarları tamamlanana kadar pompaya yansıma olmayacak.