Yeni bir araştırma, Endonezya'nın Flores Adası'nda yaşayan Homo floresiensis'in sanıldığı gibi büyük avlar peşinde koşan usta avcılar olmadığını öne sürüyor. Bilim insanlarına göre yaklaşık bir milyon yıl boyunca adada yaşamayı başaran bu küçük insan türü, Komodo ejderlerinin geride bıraktığı av kalıntılarıyla beslenmiş olabilir.
Yaklaşık yirmi yıldır insan evriminin en dikkat çekici keşiflerinden biri olarak kabul edilen Homo floresiensis, yeni bir araştırmayla yeniden bilimsel tartışmaların odağına yerleşti. "Hobbit insanlar" olarak da bilinen bu küçük insan türünün bilişsel yeteneklerine ilişkin en önemli varsayımlardan biri, yeni bulgular ışığında sorgulanıyor.
Science Advances dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, daha önce büyük hayvanları avladıkları düşünülen Homo floresiensis'in aslında Komodo ejderlerinin bıraktığı leşleri değerlendiren fırsatçı toplayıcılar olduğu ihtimali güç kazandı.

20 YILLIK VARSAYIM YENİDEN DEĞERLENDİRİLDİ
Homo floresiensis, 2003 yılında Endonezya'nın Flores Adası'ndaki Liang Bua Mağarası'nda keşfedildiğinde bilim dünyasında büyük heyecan yaratmıştı. Yaklaşık bir metre boyunda ve oldukça küçük bir beyne sahip olmalarına rağmen taş aletler ürettikleri, ateşi kontrol ettikleri ve cüce fil akrabası Stegodon gibi büyük hayvanları avladıkları düşünülüyordu.
Bu görüşün temel dayanağı ise mağarada bulunan taş aletlerle aynı tabakalarda keşfedilen Stegodon kemikleriydi. Araştırmacılar, kemiklerdeki kesik izlerinin hobbit insanların avcılık faaliyetlerine ait olduğunu varsaymıştı.
KOMODO EJDERİ DENEYİN MERKEZİNE YERLEŞTİRİLDİ
Almanya'daki Tübingen Üniversitesi'nden paleoantropolog Elizabeth Grace Veatch liderliğindeki ekip, bu varsayımı test etmek için sıra dışı bir yöntem kullandı. Araştırmacılar, Atlanta Hayvanat Bahçesi'nde yaşayan Rinca adlı bir Komodo ejderine bir keçi leşi vererek beslenme davranışını ayrıntılı biçimde inceledi. Deney sonrasında geriye kalan 72 kemik mikroskop altında analiz edildi ve Komodo ejderlerinin kemikler üzerinde bıraktığı diş izlerinden oluşan ayrıntılı bir referans veri tabanı oluşturuldu. Daha sonra bu izler, Liang Bua Mağarası'ndan çıkarılan binlerce yıllık Stegodon kemikleriyle karşılaştırıldı.


İLK LOKMAYI EJDERLER ALMIŞ OLABİLİR
Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, Komodo ejderlerinin diş izlerinin hayvanın en etli bölgelerinde yoğunlaşması oldu.
Omuz, kalça ve kas dokusunun en fazla bulunduğu alanlarda ejder izleri tespit edilirken, taş aletlerle oluştuğu düşünülen kesikler daha çok ayaklar ve kaburgalar gibi geriye kalan bölümlerde görüldü. Araştırmacılar bu durumun, önce Komodo ejderlerinin hayvanı parçaladığını, Homo floresiensis'in ise geride kalan parçaları daha sonra işlediğini düşündürdüğünü belirtiyor.
Elizabeth Grace Veatch, başlangıçta kemiklerin büyük bölümünün taş alet izleri taşıdığını düşündüğünü ancak mikroskobik incelemelerin ardından izlerin çoğunun aslında Komodo ejderlerine ait olduğunun ortaya çıktığını ifade etti.
İNSAN EVRİMİNE BAKIŞI DEĞİŞTİREBİLİR
Araştırmacılar için avcılık ile leş toplayıcılığı arasındaki fark yalnızca beslenme alışkanlıklarını açıklamıyor. Büyük hayvanları organize biçimde avlamak; planlama, iş birliği, bilgi aktarımı ve gelişmiş bilişsel becerilerin göstergesi kabul ediliyor.
Bu nedenle Homo floresiensis'in gerçekten avcı olup olmadığı, insan evrimindeki zihinsel gelişimin anlaşılması açısından büyük önem taşıyor. Araştırmaya katılmayan Griffith Üniversitesi'nden insan evrimi uzmanı Michael Petraglia, elde edilen verilerin pasif leş toplayıcılığı senaryosunu güçlü biçimde desteklediğini belirtiyor. Bununla birlikte Smithsonian Ulusal Doğa Tarihi Müzesi'nden paleoekolog Kay Behrensmeyer ise kemiklerdeki Komodo izlerinin ikna edici olduğunu kabul etmekle birlikte, yalnızca leş toplayıcılığı yapıldığı sonucunun kesinleşmesi için daha fazla kanıta ihtiyaç bulunduğunu söylüyor.
ATEŞ KULLANDIKLARI İDDİASI DA ZAYIFLIYOR
Yeni çalışma yalnızca avcılık tartışmasını ve ateş kullanımına ilişkin önceki yorumları da yeniden değerlendirdi. Araştırmacılar Liang Bua Mağarası'ndan incelenen 3 bin 155 Stegodon kemiği arasında yalnızca bir kemikte yanık izi tespit etti. Bu kemiğin ise mağaranın daha sonraki sakinleri olan Homo sapiens katmanlarına yakın bir bölgede bulunduğu belirlendi. Ayrıca hobbitlere ait tabakalarda incelenen 4 bin 240 kemirgen kemiğinin hiçbirinde yanık izi bulunmazken, Homo sapiens katmanlarında yaklaşık her beş kemikten biri yanmış durumda bulundu.
Bu sonuçlar, mağaradaki ateş kullanımının büyük olasılıkla modern insanlara ait olduğunu düşündürüyor.
YİNE DE OLAĞANÜSTÜ BİR BAŞARI HİKAYESİ
Araştırma, Homo floresiensis'in bilişsel yeteneklerinin sanıldığından daha sınırlı olabileceğine işaret etse de bilim insanları onların başarısını küçümsemiyor. Yaklaşık 50 bin yıl öncesine kadar, Komodo ejderleriyle aynı adada yaşayan bu küçük insan türü, değişen çevre koşullarına uyum sağlayarak yüz binlerce yıl hayatta kalmayı başardı.
Araştırmacılara göre avlanmıyor ve ateşi etkin biçimde kullanmıyor olsalar bile, bu kadar uzun süre izole bir adada yaşamlarını sürdürebilmeleri başlı başına dikkat çekici bir evrimsel başarı olarak görülüyor.
Bilim insanları, Homo floresiensis'in hikayesinin halen tamamlanmadığını vurguluyor. Yeni bulgular, bu sıra dışı insan türünün yaşam biçimine ilişkin önemli ipuçları sunarken, kökenleri ve evrimsel geçmişi hakkındaki tartışmalar ise devam ediyor.
Odatv.com