Ana içeriğe geç

Seçici yemek yemenin sırrı genlerde, beyinde ve hatta anne sütünde saklı olabilir

Sebzeleri reddeden çocuklardan yalnızca birkaç yiyecekle beslenen yetişkinlere kadar uzanan seçici yeme davranışı, sanıldığından çok daha karmaşık nedenlere dayanıyor. Genetik yapı, anne karnındaki deneyimler, beyin mekanizması ve psikolojik faktörler damak tadımızı şekillendiriyor.

Seçici yemek yemenin sırrı genlerde, beyinde ve hatta anne sütünde saklı olabilir
Odatv
16

Bazı insanlar çocukluk yıllarını geride bırakmalarına rağmen belirli yiyeceklere yaklaşmıyor, yeni tatları denemekten kaçınıyor ya da sofradaki seçenekleri son derece sınırlı tutuyor.

Uzun yıllar boyunca bu durum yalnızca bir alışkanlık ya da kapris olarak değerlendirildi. Ancak bilim insanları artık seçici yeme davranışının çok daha karmaşık nedenlere dayandığını söylüyor. Genetik mirastan beyin mekanizmalarına, anne karnındaki deneyimlerden psikolojik etkenlere kadar pek çok unsur insanların yiyecek tercihlerini şekillendiriyor.

Aile yemeklerinde ya da kalabalık davetlerde seçici yemek konusu sık sık tartışma yaratabiliyor. Çocukların sebze yemeyi reddetmesi çoğu ebeveyn için tanıdık bir durum. Ancak bazı yetişkinler de herhangi bir alerji veya tıbbi kısıtlama olmamasına rağmen son derece dar bir beslenme repertuvarına sahip olabiliyor.

Bilim insanlarına göre bu davranışın arkasında yetiştirilme tarzının yanı sıra biyolojik ve nörolojik faktörler de bulunuyor.

Araştırmalar, insanların yiyecek tercihlerini belirleyen önemli unsurlardan birinin genetik yapı olduğunu gösteriyor. Özellikle ikiz çocuklar üzerinde yapılan çalışmalar, seçici yeme davranışının önemli ölçüde kalıtsal olabileceğini ortaya koydu.

Bilim insanları bazı tat reseptörlerini yöneten genlerin, insanların belirli lezzetleri nasıl algıladığını etkilediğini belirtiyor. Özellikle acı tatların algılanmasında rol oynayan gen varyasyonlarının, bazı bireylerin sebze gibi gıdalardan neden uzak durduğunu açıklayabileceği düşünülüyor.

Araştırmalar, acı tada karşı daha hassas olan çocukların şekerli yiyecek ve içeceklere daha fazla ilgi gösterdiğini ortaya koydu. İlginç olan ise yetişkinlik döneminde deneyim ve alışkanlıkların genetik eğilimlerin önüne geçebilmesi. Acı tada duyarlı yetişkinler bazı yiyeceklerden hoşlanmasa da çocukluk dönemindeki kadar yoğun bir tatlı isteği göstermeyebiliyor.

Bilim insanları halen acı tat, tatlı ve umami gibi tatların algılanmasını etkileyen genler üzerinde çalışıyor. Hatta gelecekte belirli tat hassasiyetlerini geçici olarak baskılayabilecek ilaçlar veya özel sosların geliştirilmesi ihtimali üzerinde duruluyor. Böylece bazı insanların sevmediği yiyeceklere karşı önyargılarının azaltılabileceği düşünülüyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler